Sürü peşinde geçen hayatlar

Hayvanlarına verimli otlaklar bulmak için yılın farklı dönemlerinde göç etmek durumunda kalan ve eğitimden sağlığa, teknolojiden sosyal hayata kadar pek çok imkandan mahrum bir yaşam süren göçerler, yetiştirdikleri binlerce koyun ve keçiyle ülkedeki hayvancılık sektörüne katkı sunuyor

27 / 11 / 2017 12:35

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, hayvanları için yılın farklı dönemlerinde yer değiştirmek durumunda kalan ve ömürleri adeta sürülerin peşinde geçen göçer aileler, yetiştirdikleri binlerce koyun ve keçiyle hayvancılık sektörüne katkı sağlıyor. Yaz mevsimini serin olduğu için Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki Erzurum, Van, Elazığ ve Muş'un yaylalarında geçiren besiciler, havaların soğumasıyla diğer illere göre daha ılık olan Şanlıurfa'ya geliyor. Hayvancılığa uygun kentin farklı bölgelerinde kurdukları çadırlarda kış ve ilkbahar mevsimini geçiren göçerler, bu nedenle eğitimden sağlığa, teknolojiden sosyal hayata kadar pek çok imkandan mahrum bir yaşam sürmek zorunda kalıyor. Yüzlerce hayvanın her türlü bakımını yapma kabiliyetine sahip besiciler, doğayla iç içe geçen ömürlerini adeta sürülerine adıyor. Göçerler, yetiştirdikleri çok sayıda koyun ve keçiyle hayvancılık sektörüne önemli katkı sunuyor.

ÇADIRLAR KURULMAYA BAŞLANDI

Şanlıurfa'nın Haliliye ilçesine bağlı Boztepe Mahallesi'ne gelen çok sayıda göçer aile, belirledikleri noktalara hem kendileri hem de hayvanları için çadırlarını kurmaya başladı. Çevreden el arabalarıyla taş toplayıp hayvanları için ağıl yapan ve aldıkları yemleri taşıyan besiciler, çetin kış şartları öncesi hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyor. Soğuk kış günlerini çadırda geçiren ve binbir zorlukla mücadele eden bölgedeki göçerin yüzü, çocuklarının okula kazandırılmasıyla bu yıl gülmeye başladı. Bölgede yaşayan onlarca çocuk, devlet tarafından sağlanan servis sayesinde okulla tanışmış oldu.

‘EN BÜYÜK SIKINTIMIZ MERAMIZIN OLMAMASI’

Karacadağ Göçerler Derneği Başkanı Hamza Ağan, yaptığı açıklamada, hayvancılığın zor bir iş olduğunu ancak göçerlerin bunu severek yaptığını söyledi. Göçerlerin binlerce hayvana sahip olduğunu ve tüm zorluklara rağmen bu sürülere en iyi şekilde baktığını anlatan Ağan, en büyük sıkıntıları olan mera konusunun çözülmesi durumunda daha çok koyun yetiştirebileceklerini ifade etti. Hamza Ağan, et ithalatının önüne geçmek için göçerlerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Sadece Şanlıurfa'da kayıtlı 338 aile göçebe olarak yaşıyor. Tabii başka illerdeki sayıyla birlikte bini buluyorlar. Karacadağ bölgesinde göçerlerin beslediği 200 bin civarında küçükbaş hayvan var. Ancak bizim en büyük sıkıntımız meramızın olmaması. Gittiğimiz her yerde mera parası veriyoruz, yem de pahalı. Her çobana aylık 3-4 bin lira maaş ödüyoruz. Hayvancılık zor iş, kimse bunu yapmak istemez ama göçerler bunu en iyi şekilde yapıyor. Kuzulara bebek gibi bakıyoruz, her hayvanla ayrı ilgileniyoruz, kadınlarımız hayvanların iğnesini yapıyor. Yani bu işi bizden daha iyi kimse yapamaz ama sıkıntılar nedeniyle birçok besicimiz hayvanlarını satmanın hesabını yapıyor."

‘ÇADIRDA DOĞUM, BÜYÜDÜM’

Göçer kadınlardan 66 yaşındaki Hamşe Turan ise çadırda doğup büyüdüğünü ve hayatının taşınmakla geçtiğini dile getirerek, bu nedenle büyük zorluklar yaşadığını aktardı. Çocuklarının da bu şekilde bir yaşam sürdüğünü anlatan Turan, "Anlatmakla olacak şey değil, gerçekten çok zor bir şekilde yaşıyoruz. Alışmasak, sevmesek bu işi yapamayız. Dokuz çocuğum doğdu, hiçbirini okula gönderemedim ama inşallah torunlarım okur." dedi. Aslen Elazığlı olan Mehmet Ulaş da hayvanları için yaz kış demeden sürekli göç ettiklerini ve işlerini tüm imkansızlıklara rağmen en iyi şekilde yaptıklarını ifade etti. Hayvancılıkta giderlerin fazlalığından yakınan Ulaş, en büyük sorunun ise gittikleri her yerde mera için para vermeleri olduğunu söyledi. Bölgenin hayvancılık açısından çok elverişli olduğunu vurgulayan Ulaş, şöyle devam etti: "Her yıl olduğu gibi bu yıl da Elazığ'dan Şanlıurfa'ya geldik. Yaz aylarında Muş ve Erzurum yaylalarına, sonbahar ve kış mevsiminde ise Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır taraflarına geliyoruz. Kuzular doğmaya başladığı zaman, masrafımız ve yoğunluğumuz artıyor. İşimiz zor ama yapıyoruz. 5 ay burada kaldıktan sonra yavaş yavaş Erzurum ve Elazığ yaylalarına doğru gidiyoruz. Oralarda da mera alıyoruz. Bunlar da hep parayla alınıyor. Yetkililer bu konuda bize yardım ederse çok iyi olur ayrıca saman, arpa, yem pahalı. Bunların fiyatı düşse seviniriz. İşimiz kış da zor yaz da zor çünkü yerimiz yok. Her şeyi parayla alıyoruz." (AA)