HERŞEYDEN KORKMAYI ÖĞRETTİLER BİZE…

11 / 10 / 2017

Fatma KEBER

Daha mini mini emekler, pati pati yürümeye çalışırkenden başlar öykümüz, cız biz öcü möcülerle. Sırayı az daha büyüme eşiğindeki okul heyecanı, önlük, çanta arkadaş vb. heyecanını kursakta koyan başarısız olursan, ‘seni sevmem bak’lar alırdı.

Başarısız hele bir ol elalem ne der bizeler kıyasıya rekabetin tohumunu ekmiştik minik yüreğe. Bu arada dünyada genişlemeye tabi başlar arkadaşlar, öğretmenler, sıralar, kitaplar eşyalar... İyice afallayan yüreklerde sınıflarda sen başarılı, sen başarısızsınlar da yok mu, çocukta başlar kaygı bozuklukların temeli ne yapsak nafile.

Ergenliğe girişle seçimler uzar adeta dünyayı kurtaracak sanırsın garibi, anne, doktor, baba, mühendis, tabi teyze, nene vb de eklenir, istekler listesinde yutkunur garip istekler listesinde gözü fal taşı ne yapsın. Adeta olur emir kulu verilmiş daha bebeklikten korku yüreğine…

Sonrası mı meslekte başarılı olma korkusu vb vb. Sonrası evlilik seçiminde korku ardı arkası kesilmeyen korku tüneline döner yaşamlar. Bir ara bunca tünelden gecen birey bazen kendiyle baş başayken der ki acaba bana mutluluk çok mu uzak...?

Karamsarlık şairlik ruhu çıkar birden uzaklaşır insanlardan, sevgiliden çünkü korkunun olduğu yerde sevgi yoktur ve özde yaşayamamıştı garibim. Aslında mutluluk herkese eşit sağlanmıştı karalar bağlamak için değil yaşanması için ama onu uzak gösteren korkulardı... Yapamazsın yapamam oldu korkutuldu beyinler yürekler... Sevgiyle korkuyu gönderin hayatlarınızdan belki basta seçimimiz ailenizde idi ama hiçbir şey için geç değil yetişkin olunca yetisin sevgiye... Sevgiyle kalın.