28 Şubat’ın mağduriyeti devam ediyor

28 Şubat sürecinin üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen mağduriyetlerin hala devam ettiğini belirten Eğitim Bir-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Nilgün Müjdeci, sürecin ancak mağduriyetler sona erdiğinde biteceğini kaydetti.

01 / 03 / 2017 11:15

(Adil HİLAL-İPEKYOL)

Darbe anayasasının başat vesayet kurumlarından Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) 28 Şubat 1997 tarihindeki kararlarıyla Refah-Yol hükümetine yönelik gerçekleştirdiği illegal müdahale, daha doğru tabirle darbe, Türkiye için yeni bir cendereye alınmayla sonuçlandı. Üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen hala birçok mağdur sürecin sıkıntılarını yaşıyor. Birçok hak kaybına ve mağduriyete neden olan süreçle ilgili basın açıklaması yapan Eğitim Bir-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Nilgün Müjdeci, sürecin ancak mağduriyetler sona erdiğinde biteceğini kaydetti. “28 Şubat, o meşum MGK toplantısının toplantı tarihiyle anılsa da aslında 90’lı yılların başında başlayan ve 2000 yılının ilk çeyreğine kadar devam eden bir darbeler süreci olarak görülmelidir” diyen Müjdeci, o günleri anımsatarak şunları kaydetti: “Milleti ve beklentilerini önemseyen siyasetin güçlenmesini irtica tehdidi olarak niteleyenler gerçekte vesayetlerinin ve buna dayalı paylaşım zeminlerinin yok olmasından, güçlerinin irtifa kaybetmesinden korktular. Çünkü Refah-Yol hükümetinin faiz lobisini rahatsız eden yaklaşımları ve Siyonizmle birlikte Batı dünyasını endişelendiren D-8 girişimleriyle vesayetçi çevrelerin tepkisini çekecek yerli bir siyaset izliyordu. Bu tepki 28 Şubat’ta vesayetçi çevrelerin sivil ve askeri kanatlarının birlikte hareket ettiği bir müdahaleye dönüştü. Bir yandan cuntacılar Sincan’da tankları yürütürken diğer yandan ‘Beşli Çete’ denen cunta tetikçisi sivil toplum örgütleri ile malum medya darbenin sivil ayağını oluşturdular. Sivil-asker cuntacı kesimler, hem kendi alanlarında darbeyi meşrulaştırma hem de el birliği ile bu derin operasyonu gerçekleştirme çabalarına hız verdiler.”


TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ

28 Şubat’ın toplum mühendisliği olduğunu vurgulayan Müjdeci, sürecin neden gerçekleştirildiğini maddeler halinde açıkladı. Müjdeci, “Siyonizm ve Batı destekli bir müdahale olan 28 Şubat; Türkiye’de yeni bir vesayet katmanı üretmek, giderek temayüz eden milleti tehdit etmek ve iradesini ortadan kaldırmak, inancın toplumsal görünümünü hayatın bütün alanlarından dışlamak, faiz lobisinin talebiyle ve küresel bir operasyonla Anadolu sermayesini saf dışı bırakmak, İslam dünyası için umut, daha da önemlisi özgüven daveti olan D-8 projesini akamete uğratmak, devleti hortumlamayı engelleyen ve devletin kasasını milletin kasasına dönüştüren ‘Havuz Sistemi’ni kaldırmak için gerçekleştirildi.

Küstahça bir tavırla bin yıl süreceği deklare edilen 28 Şubat, küresel istikrarın yerli müstekbirleri tarafından gerçekleştirilmiş bir darbe olma yanında, çalışma hayatından ekonomiye, eğitimden medyaya, asker ve sivil bürokrasiden belediyelere, siyasetten meclise ve hatta hükümeti devirmeye varan geniş bir yelpazede hem dini değerleri hem de mütedeyyin insanları doğrudan hedef almıştır.” diye konuştu.


‘bir daha bu ülkede 28 Şubat’lar olmayacak’

Dönemin Başbakanı Merhum Necmettin Erbakan’ı da anan Müjdeci, “Bir daha bu ülkede 28 Şubatlar olmayacak. Çünkü bu millet artık iradesine sahip çıkma noktasında rüştünü ispat etmiştir. Bu bağlamda, darbe üreten sistemin ve darbeci düşüncenin bütün tortularıyla ortadan kalkması için 16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumu yepyeni bir imkândır. Memur-Sen olarak, millet ve emek için ‘evet’ diyeceğimizi ilan ettiğimiz referandumun milletten onay almasıyla kurulacak yeni Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile darbe üreten bürokratik oligarşi ve vesayet sistemi tümüyle ortadan kalkacak, milletin dirayeti ve etkili karar alma mekanizmalarıyla darbe niyeti niyet edenlerin kursağında kalacaktır” ifadelerini kullandı.