Küllerin altındaki cevherin keşfine ihtiyaç var!

Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin kentin turizm, tarım ve bilim alanında eksiklerinin olduğuna değinerek, “İsot Şanlıurfa’nın en büyük değerlerinden bir tanesi bugün. İsot Festivali’ni yaptık, çok da güzel oldu. Ama Şanlıurfa’nın sadece isot üreten ve tüketen bir şehir olmaktan çıkması gerekiyor. Küllerin altındaki cevherin keşfine ihtiyaç var” dedi.

04 / 11 / 2017 14:42

Şanlıurfa’da, 3-5 Kasım tarihleri arasında yapılacak olan ‘Uluslararası Arkeoloji ve Tarih Sempozyumu: Harran ve Çevresi’ programının açılışında konuşan Vali Abdullah Erin kentin turizm, tarım ve bilim alanında eksiklerinin olduğuna değinerek, “İsot Şanlıurfa’nın en büyük değerlerinden bir tanesi bugün. İsot Festivali’ni yaptık, çok da güzel oldu. Ama Şanlıurfa’nın sadece isot üreten ve tüketen bir şehir olmaktan çıkması gerekiyor. Küllerin altındaki cevherin keşfine ihtiyaç var” dedi.

Şanlıurfa sahip olduğu tarihi değerleriyle, bilim ve daha birçok alanda yetiştirdiği büyük bilim adamlarıyla Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri. Ancak geçmişi sayısız bilim adamıyla dolu olan şehirde tarih, turizm, tarım ve diğer alanlarda yaşanan eksiklikler kente büyük darbe vuruyor. Geçmişte yaşayan bu değerlerin ortaya çıkarılması ve yeni değerlerin oluşturulması amacıyla Avrupa Birliği destekli olan ve ‘Tarih Yeniden Canlanıyor’ projesi kapsamında düzenlenen Uluslararası Arkeoloji ve Tarih Sempozyumu: Harran ve Çevresi programı dün başladı.

GAPTEM’de düzenlenen programa Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Harran Üniversitesi Rektörü Ramazan Taşaltın ile birlikte akademisyenler, proje ekibi ve öğrenciler katıldı.

3 gün sürecek olan sempozyumun açılışında konuşan Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin özellikle turizm, bilim ve tarım alanında kentte yaşanan eksikliklere değindi.

‘DEĞERLERE YAKLAŞIMDA EKSİKLİK VAR’

Sahip olunan değerlerin sunumunda ve bu değerlere yaklaşımda sorunlar olduğunu ifade eden Vali Erin, “Sahip olduğumuz büyük tarihi birikim ve insanlık tarihinin, medeniyetin sıfır noktası olarak tabir ettiğimiz bu topraklar ve bu zenginliğin insanlığa sunumu konusunda stratejik bir bakış açısında ve yaklaşım konusunda bir eksikliğin olduğu gerçektir. Bizim daha derli toplu, bu alanda faaliyet yürüten kurumların koordinasyon içerisinde çalışmalarını yürütmesi, iyi bir stratejinin ortaya konmasında bağlı olarak birbirini destekleyecek süreçler sonrasında bu tarihi değerlerin, mirasın ve birikimin değerlendirilebileceğini kabul etmek lazım. Şanlıurfa’da Tarih Yeniden Canlanıyor projesi bu ihtiyaçtan doğan bir projedir. Bu proje ile devam eden Göbeklitepe’deki üst çatı çalışmalarının tamamlanması, kent merkezindeki iyileştirme çalışmaları, yani fiziki altyapının ziyaret edilmeye müsait hale getirilmesine yönelik çalışmalar, turist gelsin ama altyapıyı iyi hazırlamadan, buradaki tarihe yakışır bir ruha getirmediğiniz değerlerinizi anlatmanız, satmanız, pazarlamanız ve izah etmeni mümkün değildir” diye konuştu.

‘EĞİTİMLER VERİLMELİ’

Turizm sektöründe faaliyet gösteren kişilerin bilinçlenmesi gerektiğini aktan Vali Erin, “Öte yandan bu sektörde faaliyet gösteren herkesin bilinç düzeyinin yükseltilmesine yönelik eğitimlerin yine bir koordinasyon içerisinde gerçekleşmesi, devam ettirilmesi ve bu çalışmaların hepsinin de ortaya konacak bir strateji belgesi içerisinde yürütülmesine büyük bir ihtiyaç var” dedi.

‘TARIM ARAZİLERİNDEN ALINAN KATMA DEĞER OLMASI GEREKENİN ÇOK ALTINDA’

Şanlıurfa’nın sadece turizmde değil, tarım konusunda da eksiklerinin olduğunu bildiren Vali Erin, bu noktada birlikteliğe ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Vali Erin, “Sadece turizmde değil, Şanlıurfa’nın yüksek bir tarım potansiyeli var. Büyük bir genç potansiyeli var, beşeri sermayesi var. Ancak Şanlıurfa’nın bütün bu zenginliği ve birikimine rağmen bugün geldiğimiz nokta belli. Turizmde olduğu gibi diğer alanlarda ve sektörlerde de işbirliğine, stratejik bir anlayışla çalışmalar ortaya koymaya ve bu belgeler doğrultusunda çalışmalarımızı uyumlaştırmaya ihtiyacımız var. 11 milyon dönüme yaklaşan birini kalite tarım arazisinden elde ettiğimiz artı ve katma değerin olması gerekenin çok altında olduğunu biliyoruz. Her alanda birlikteliğe, çalışmaya ve bütün bu çalışmalarımızı da bilim adamlarımızın katkılarıyla, üniversitemizin ve diğer konuya vakıf insanlarımızın ortaya koyacağı yol haritası doğrultusunda yürütülmesine ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

‘EKSİKLERİMİZİ SORGULAYIP, BİLİM ADAMLARI YETİŞTİRMEMİZ LAZIM’

Geçmişte Harran ve çevresinde büyük bilim adamlarının yetiştiğini ancak günümüzde insanlığa katkı sunacak çalışmalarının yapılmadığını ve bilim adamlarının yetişmediğini vurgulayan Vali Erin, “Harran ve çevresinin bilimin neşet ettiği yerlerden biri olduğunu biliyoruz. Oradan yetişen bilim adamlarımızın ortaya çıkardığı eserleri tüm dünya biliyor. Biz bunlarla elbette övüneceğiz ve insanlığa anlatacağız. 800 bilim adamının yetiştiği bu topraklarda günümüzde neden yüzde 10’u kadar bilim adamının yetişmediği özeleştirisini yapacağız. Çok sayıda bilim adamının yetiştiği bu topraklardan bugün neden bilim adamı yetişemediğini, neden 2 ciltlik kitabı insanlığın hizmetine sunacak ilim adamının yetişmediğini, bu kadar zengin, dinamik bir nüfusa sahip olmamıza rağmen medeniyete katkı sunacak herhangi bir buluşun altına imza atmadığımızı da sorgulamak, eksiklerimizi tamamlamak ve yeni bilim adamlarını yetiştirmeye ihtiyacımız var” sözlerine yer verdi.

‘URFA, İSOT ÜRETEN VE TÜKETEN ŞEHİR OLMAKTAN ÇIKMALI’

İsotun Şanlıurfa’nın en büyük değerlerinden biri olduğunu ancak kentin sadece isot üretip tüketen halinden çıkması gerektiğinin altını çizen Vali Erin, bu topraklarda yetişenlerin büyük buluşlara imza atmaya hazır olduğunu söyledi. Vali Erin konuşmasına şöyle devam etti: “İsot Şanlıurfa’nın en büyük değerlerinden bir tanesi bugün. İsot Festivali’ni yaptık, çok da güzel oldu, çok büyük katılım oldu. Ama Şanlıurfa’nın sadece isot üreten ve tüketen bir şehir olmaktan çıkması gerekiyor. İsotla beraber, tarımsal değerlerle beraber insanlığa katkı ve fayda sunacak yüksek kabiliyette ve beşeri değerde insanlara sahip olduğumuzu biliyoruz. İbrahim’in torunları büyük buluşlara imza atmaya hazırdır. Ancak bu konuda küllerin altındaki cevherin keşfine ihtiyaç var. Bunu da bilgi çağı dediğimiz bu çağda iyi düşünerek, iyi planlayarak, günü birlik hareket etmekten hızla uzaklaşarak, kısa orta ve uzun vadeli planlar yaparak ve bütün değişkenleri masa üstünde bulundurmak suretiyle bunlardan biz sentez çıkararak ve özellikle sahip olduğumuz genç nüfusu iyi eğiterek, onları özgür düşünebilen, sorgulayabilen, dünyadaki gelişmeleri takip edebilen, bilim, fen ve ilim alanındaki gelişmeleri izleyebilen, kendine de yüksek derecede güven duyan bireyler ve gençler olarak yetiştirdiğimizde ve bütün çalışmalarımızı iyi planlanmış, stratejisi oluşturulmuş adımlara dönüştürdüğümüzde bu sonuçlara varacağımızdan şüphem yok.”

Mustafa PAYIK/İPEKYOL