Urfalı kadının akıl almaz hikayesi!

Şanlıurfa'da bir kadın, daha 17'sinde ailesi tarafından 'Kaderinde bu var' denilerek deli birisiyle evlendirildi. Çileli bir hayatın ayak sesleri gibi olan bu evlilikte, Şanlıurfalı kadına daha beteri yaşatıldı. "Hem tüm acılarımın kaynağı oydu. Ama o bunu fark edecek kadar akılı değildi" diyen bir kadının okuduğunuzda "Yok artık, bu gerçek olmamalı" diyeceğiniz hikayesini Gazete İpekyol Yazarı Aysel Özdemir kaleme aldı.

03 / 11 / 2017 14:29

Şanlıurfa'da sessiz kadınların çığlığı olmayı kendine şiar edinen Gazete İpekyol Yazarı Aysel Özdemir yine çarpıcı bir hayat hikayesini köşesine taşıdı.

Yazısında 'Deli' biriyle evlendirilen kadını konu edinen Özdemir, kadının gerçek ismi yerine de 'Besime' kod ismini kullandı. Bu kod isim aslında ne kadar acı çekerse çeksin kadının toplumdan korkusunun kanıtı niteliğindeydi.

Besime hanım, Yazar Özdemir'e gözyaşları içinde anlattığı hikayeye gelelim.

Köşe yazısında iddia edilene göre, mahallede kendisine 'Budala Reşo' denen deli bir adamın ailesi 'Nasıl olsa erkektir' diyerek evlilik için Besime Hanım'ın kapısını çaldı. Besime görücü usulü olan bu evliliğin babasının 'Evet' demesi sonucu razı oldu. Evlendikten sonra ise eşinin deli olduğunu öğrenmesiyle çileli bir hayatı başladı. Onun en çok zoruna giden ise ailesinin bunu bile bile "Kaderinde varmış" diyerek evlendirmesi oldu.

Besime, eşine adeta annelik yaparak mevsim işçi olarak tarlalarda çalışa çalışa yaşamanı sürdürmeye devam etti. Bu tam 12 yıl sürdü. 12 sene içerisinde 4 çocuk sahibi oldu. Besime şimdilerde kendisine çok kızgın olduğunu ise şu sözlerle açıkladı:  "Bugünkü aklım olsa kader deyip susacağıma onunla bu çilekeş hayatı paylaşmaz, kocamın ailesine delide olsa erkektir diye akıllı bir kadını ona istemelerine, bunu vicdanları sızlamadan kabul etmelerine ve ailem bu duruma vakıf olduğu halde ‘’kaderinde varmış’’ deyip beni gözden çıkarmalarına boyun eğmezdim. Bu nedenle onlara kızdığım kadar kendime de kızıyorum. O günden beri hep sustum, ama hayata küsmedim."

"HER GECE ÖLÜMÜ ARZULADIM"

Çileli hayatın ayak sesleriyle bu evlilik. Asıl acı 12 yıldan sonra başladı. Besime'nin üzerine kuma getirildi. Sebebi ise bir erkek çocuğunun olmaması! 12 yılda 4 çocuk sahibi olan Besime'nin 4 çocuğu da kız olunca kocasının ailesi kuma getirmeyi tercih etti. O günden sonra evde 2 kadın 1 deli yaşamaya başladı.

Yıllardır eşine annelik yapan Besime, kumasının erkek çocuk dünyaya getirmesinin ardından kavgaların arttığını söyleyerek o zorlu yaşamı şöyle anlattı: "Çocukların ve evin sorumluluğu benim üzerimdeydi. Kocam evi yönetecek kabiliyette değildi.  Bir yerde ben onun danışmanı olmuştum. Kocamın davranışlarını, yaşayış tarzını değiştirdim. Tabiri caizse ona annelik ettim. On iki sene yoksul bir hayata karşı amansız bir mücadele verdim. Sevgiden, mutluluktan uzak yaşadım, kendimle ilgili hiçbir şey istemiyordum. Benden önce çocuklarım vardı ve ben onların hem annesi hem babasıydım. Tüm bunlara rağmen bu yarım akılı adamı senelerce taşıdım öf bile demeden. Fakat ölümü bir sevgiliyi arzular gibi arzuladım her gece. Erkek çocuk doğurmadım diye kocamın ailesi ikinci bir kadın getirdi. Yaz kış demeden zor koşullarda kızlarımla çalıştık. Alnımızın teriyle kazandık. Yediğimiz lokmanın hakkını verdik. Çalıştık bir ev yaptık, durumumuz düzelirken üzerime getirdiği kumadan bir oğlu oldu. Ağzımızın tadı kaçmıştı, her gün kavga dövüş, huzurumuz kalmamıştı."

 "ACILARIMIN KAYNAĞI OYDU AMA..."

Ve tüm bu kavgaların ardından bir gün Besime ve 4 kızı dişi tırnağıyla yaptığı evden kuması tarafından kovuldu üstelik dövüle dövüle. Besime gözyaşlarıyla babasının evine sığındı.  Babası koca evine dönmesi için kendisini ikna edemeyince ona ahırdan bozma bir oda verdi. Şimdi Besime ve kızları o evde yaşıyor. Çevresi ise onu dışlamış vaziyette. "Hem tüm acılarımın kaynağı oydu. Ama o bunu fark edecek kadar akılı değildi" diyen Besime şimdilerde yaşadığı duygularını ise böyle kelimelere döktü:

"Ruhum, anlatılamaz bir korkunun baskısı altında. Bu aile ve çevre baskısı bütün duygularımı durduruyor, kanım çekiliyor, sanki kendimi hissiz, duygusuz, yapayalnız hissediyorum.Sesimi çıkaramıyorum, sessizce ağlıyor ve hıçkırıklarımı kimsesizliğime salıyorum. Beni kahreden şey nedir biliyor musun, uğruna ömrümü tükettiğim deli bir adamın başka bir kadın getirerek ocağımı söndürmesine göz yumdum.’’ (HABER MERKEZİ)