Hacı adaylarının telaş ve heyecanlarını izlemek ayrı bir heyecan oluşturuyor.

Hele de gidecekleri gün kendilerine verilen Hacca özel kıyafetleri giyinmeleri esnasında yaşadıkları heyecan ve coşku bana hep bayram sabahı Bayramlık kıyafetlerini giyen çocukları hatırlatır…

Bir başka mutlu oluyorlar.

Hava alanında artık ayrılık vakti gelince de o heyecan doruğa çıkar, çoğu zaman hıçkırıklarla dışarı vurur.

Sarılmalar, koklaşmalar, gözyaşlarının birbirine karışması.

Önce gidenler iç çeker “Keşke bir daha gidebilseydim” diye…

Gidemeyecek durumda olanlarda ise burukluk birkaç katı fazla.

Ve Hacı adaylarının daha gitmeden başladıkları o eşsiz dua:

“Allah sizlere de gitmeyi nasip etsin”

Ve yürekten belki de en yürekten çekilen “Âmin”ler...

Hac ibadetini yapmak üzere  Kutsal topraklara giden bir arkadaşım bir hadise anlattı. Çok etkilendim. Zira yaşanmış bir hadiseymiş. Okuyucularımla paylaşmak istedim. Şöyle ki;

Hacca çok gitmek isteyen bir kadın, kocası gitmek istemediğinden dolayı uzun yıllar Hac hasreti çeker. Uzun uğraşlar sonunda kocasını Hacca gitmeye ikna eder. Kocası istemeye istemeye de olsa beraber hacca giderler. Ancak Kocası Hac yolculuğu boyunca türlü türlü sıkıntılar çıkarıp durmuş. Hanımına hep de:

-“Ne anladın gelmekten ha? Bir ton para harcamaktan öteye ne değişti? Bu pis insanlara(Suudî'leri kastederek) para kazandırmaktan başka ne işe yaradı” gibi sözler söyleyip duruyormuş.

Derken bitmiş Hac görevi ve memlekete dönme vakti gelmiş.

İstanbul Atatürk Hava limanında inince memleketine gidecek olan uçağı beklerken, Urfa tabiri ile “Kurreliği” tutan adam akrabalarının karşısına düzgün bir kıyafetle çıkmak istemiş. Üstünü başını değiştirip bir de oralarda bulunan bir ayakkabı boyacısına ayakkabılarını boyatmak istemiş.

Boyacı henüz 13-14 yaşlarında bir çocuk. Boyacının yanında boş duran iskemleye oturan adam ayakkabılarını çıkarıp boyacı çocuğun uzattığı terlikleri giymiş. Boyacı çocuk ayakkabıları alınca bir bakmış üstlerine önce. Sonra adama dönerek sormuş:

-“Hac’dan mı dönüyorsunuz ağabey?”

Adam biraz da sinirlenerek:

-“Evet, ne olacak?” diye ters bir cevap vermiş.

Bunun üzerine boyacı çocuk adamın ayakkabılarını yüzüne gözüne sürmeye başlamış. Ne olup bittiğini anlayamayan adam sert ve hakaret içeren bir üslup ile:

-“Ne yapıyorsun be çocuk?” deyince belki de hayatını alt üst edecek bir cevap ile karşılaşmış:

“Ağabey ayakkabının üzerindeki tozlar Hac’dan gelmiş. Onları silmeye gönlüm razı olmadı. Benim için bu tozlar kutsaldır. Hacdan gelmiş işte abi… Ben hiç Hacca gidemeyeceğime göre istedim ki o tozları yüzüme süreyim ağabey. Hakkını helal et…

Adam çocuğun verdiği bu cevap üzerine bir süre hiçbir şey konuşamamış. Yutkunmuş durmuş. Olan biteni Hanımına anlatıp, Hanımına Hac seyahati boyunca verdiği sıkıntılardan dolayı af dilemiş. Hanımının “Af dileyeceksen Allah’tan dile” demesi Onu bir kez daha sarsmış.

Hac yolculuğuna çıkacak olan  müminlere meşakkatsiz  ve huzur içinde ibadetlerini yerine getirmelerini, “Hacı adayı” olarak gidenlerin “Hacı” olarak dönmelerini nasip etmesini Allah’tan niyaz ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.