Hem Vezir Hem de Rezildik

12 / 05 / 2017

Birkaç gün önce Urfa'da bir mahalle esnafı, kahramanca balkondan düşen bir çocuğu havada yakalayarak kurtardı. Görüntüleri yüreğim ağzımda izledim. Bir gözümü kapatıp tekrar izledim. Ta ki çocuğun havada yakalanabildiğinden emin oluncaya kadar... Tüylerim diken diken. Çocuk iki yaşında, tek başına balkonda, demir parmaklıklara tutunup nasıl tırmanıyor, parmaklıklarda asılı nasıl kalıyor ve bu ne kadar sürüyor belli değil. Ta ki çocuk yorulup kendini aşağı bırakıncaya kadar. Peki aile neredeydi? Yanıtı yok . Neyse ki durum fark edildi, mahalle esnafı ve yoldan geçenler toplandı. Çocuk havada yakalandı.

*

 İnanıyorum ki hepimiz tekrar nefes almaya başladık çocuğun yakalandığını görünce. Tekrar tekrar, derin derin... Bu olayın kahramanları var. Mahallenin bakkalı, kebapçısı... Binlerce teşekkürü borç biliriz.

 **

Bir teşekkürü de bakkallar ve bayiler odası kahraman bakkala uğrayarak yaptı. Fikri güzel, fikri ince bir davranış. Birde duvar saati hediye edilmiş hatta onunla hatıra fotoğrafı çekilmiş. Keşke kebapçıya da uğransa ona da teşekkür edilse hatta bir de duvar saati kebapçı dükkanının duvarını süslese. Daha bir fikri güzel, daha bir fikri ince olmaz mıydı?

*

Kebapçı küçük Elif'i havada yakaladığını ve bunu insanlık adına yaptığını ve kimseden teşekkür beklemediğini söylemiş. Nede güzel konuşmuş. Keşke ona da uğransa, bi teşekkür edilse, ne takdire şayan olurdu. Ama benim daha iyi bir fikrim var: Var mısınız kahraman kebapçıda kebap yemeye? Var mısınız eşinizi dostunuzu alıp bir kahramanla sohbet etmeye? Belki de bakkallar ve bayiler odasının eksiğini tamamlamaya ne dersiniz? Anılarımızı fotoğraflarımızla ölümsüzleştirip paylaşalım birbirimizle.

**

Belirli gün ve haftalara önem verilmesi gerektiğini düşünen insanlardan mısınız? Ben çok önemsiyorum. Böyle gün ve haftalarda çok güzel farkındalıkların oluşturulduğuna defalarca şahit oldum. Ancak ne yazık ki her zaman böyle olamayabiliyor. Her özel günde istenilen hedefe ulaşılamıyor. Tıpkı şu günlerde, engelliler haftasında olduğu gibi.

*

Engelli bireylerin seslerinin duyurulacağı, empatilerin kurulacağı, farkındalığın oluşturulacağı, biraz tebessümün yüzlere çalınacağı bir haftaya bir çok etkinlikte olduğu gibi protokol konuşmaları damgayı vurdu. Engelli bireyler konuşmalardan sıkılarak alanı terk etmeye başladı. Güneş, sıcak, Urfa düşünülünce protokol konuşmaları gölgede kaldı. Bu arada gölge demişken sığınacak gölge bulmakta ayrı bir mesele oldu engelli bireylerimiz için. Onlarda doğru olanı yapıp evlerinin yolunu tuttular. Peki haksız mıydılar?

**

Alanda yapılan onca konuşmanın, telaffuz edilen onca cümlenin anlatacağını, bu insanlara yapılacak küçücük bir tebessüm çok iyi hissettirecekti. Küçücük bir gülümseme yüzlere yayılıp kahkahaları beraberinde getirecekti. Etkinliklerle farkındalıklar oluşturulsa sözlere gerek kalmayacaktı. Ama olmadı, kim bilir belki bir daha ki sefere...

**

 Bu haftanın enleriyle tamamlayayım: 

Çok hazırlıksız bulduğum: Bir düğün düşünün milyarlarca liraya hazırlık yapıyorsunuz ama hava nasıl olur diye şöyle bir bakmayı ihmal ediyorsunuz. Sonra da tüm hazırlıklar Allah'ın Rahmetine teslim oluyor. Milyarlık düğün yağmura teslim oluyor...

 Çok korkunç bulduğum: Hala çok basit, çok çok küçük meseleler üzerine insanlar büyük tartışmalar yaratabiliyor. Bununla da kalmayıp tartışmalar kavgaya, kavgalar tabiri caizse silahlı çatışmalara dönüşüyor. Köpek üzerine çıkan kavga iki kişinin hayatına sebep oluyor. İyi miyiz sizce? Nasıl ruh halimiz? 

Çok  ayıpsadığım: Polis ve bir vatandaş arasında çıkan kimlik tartışması korkunç bir olaya döndü. Neredeyse tüm aile fertleri bu elim olaydan nasibini almış. Bu durumun haberi fotoğraflarla paylaşıldı. Fotoğrafların birinde sırtında morluklar olan bir kadın vardı. İnsanlar o morluklarla, yaşananların sebebiyle ilgileneceğine, kadının sırtı nasıl görünür haberde diye eleştiri yağmuruna tuttular. Kadın dayak yiyecek sahiplenmeyeceksiniz ama bu dayağın izi sırtta görününce kapat diyeceksiniz. Ayıplanacak insanlarsınız... 

Çok umutla beklediğim: Hiç biter mi bu memlekette yoksulluk çilesi. Evini, barkını kimi zaman eşini dostunu bırakıp başka başka diyarlara mevsimlik işçi olarak göç etmenin yorgunluğu geçer mi ? Minik minik çocuklarımıza, bedenlerinin kaldıramayacağı sorumluluklar yüklemekten vazgeçer miyiz? Çok çok umut ederim bu yaranın kapanmasına....

Çok güldüğüm: Adıyaman'da polis sıradan narkotik uygulaması yaptı ancak bir gencin cüzdanından çıkan çikolata kağıdına bir türlü anlam verilemedi. İçinde herhangi bir madde olup olmadığından şüphelenildi çok tabii. Ancak genç, sevgisiyle yediği çikolata kağıdını cüzdanında saklamıştı. Hissetmeyenler anlayamayacaktır çikolata kağıdının sırrını. Belki romantizm arayanlara ilham olur...