LEĞENİN DÜRÜMLE İMTİHANI...

23 / 05 / 2017

Çiğköfte... Adı bile heyecanlandırıyor beni... Evet, çok seviyorum. Yani tabi iyi malzemelerle ve iyi bir ustayla tam bir sanatsal yemeğe dönüşebiliyor. Aksini düşünmek bile istemiyorum. Kötü salça mesela. Ya da kötü kıyılmış kıyma. Veyahut kötü isotla tam bir fiyasko olabilir. Sonrası karın ağrıları, sancılar...

**

Çiğköfte'den girince konuya nasıl devam edeceğimi merak ettiğinizi biliyorum. Önce kendi hislerime yer vermek istedim sadece o kadar.

*

Çiğköfte'nin efsanesi, her dinlediğimde çok heyecanlandırıyor beni. Tekrar tekrar dinlemeye çalışırım fırsat buldukça. büyüklerimizden,çiğköfte ustalarından, Urfalılardan, Adıyamanlılardan... Adıyaman isminin çiğköfteyle bir arada geçmesi kaşlarınızın çatılmasına sebep oldu. Hissediyorum bunu... Şu gerçeği unutmamak gerekiyor: Her ne kadar, çiğköfte Urfa'nın diye bütün tartışmaların önünü kapatsak da, biz bunu düşünürken Adıyaman'da inanılmaz bir çiğköfte sektörü ve piyasası oluştu. Gözardı etmeyelim bunu. Efsaneye dönecek olursam, çok kısa bahsedeyim sizlere: Bundan çoook uzun zaman önce, Kral Nemrut, tek Tanrı'ya inandığı için İbrahim'i yakmaya karar verir ve bölgedeki bütün ağaç parçalarını, odunları, tahtaları bir meydanda toplatır. Evlerde yemek pişirmek için dahi odun kalmamıştır.Nemrut'un emriyle halk günlerce topluyor odun parçalarını ve herhangi bir ateşin yakılması yasaklanıyor. Bu durumdan habersiz olan  bir avcı, avladığı geyiği eve getiriyor ve eşinden pişirmesini istiyor.Eşi, kralın ateş yakmama emrinden bahsedince avcı, geyiğin arka budundaki etini taş üzerinde ince ince dövmeye başlıyor. Biraz bulgur, tuz ve biber katarak iyice yoğurmaya başlıyor. Böylece Avcı ve ailesi bu eşsiz lezzeti keşfetmiş oluyor.

*

Şimdi bu kadar büyük bir efsaneye, çiğköfteye, Balıklıgöl'e ne kadar sahip çıkıyoruz tartışılacak mesele.

*

Çiğköfteyi şu günlerde Türkiye ve Dünya kamuoyuna duyurmaya çalışıyoruz güzelde adımlara imza atıyoruz. Taki bizden önce adımlar atılıncaya kadar bekliyoruz ama

**

 Mesela Guinness Rekorlar kitabına girmeye çalışıyoruz. Bunun için ilk adımı attık. Kadınlarımıza "Leğeni Al gel" diyerek, 400 kadını bir araya getirdik. Oturttuk kadınları leğenlerinin başına yöreye uygun çiğköftemizi yoğurttuk. Çok güzel görüntüler ortaya çıktı. İnanılmaz derecede keyifli bir organizasyondu. Keşke şu slogan olmasaydı ama: "Leğeni al gel." Ne bileyim daha yaratıcı olunabilirdi.

**

Bu arada Guinness ve çiğköfte birbirine çokta uzak kavramlar değil. 231 metrelik Dünyanın en uzun çiğköfte dürümü bu kitapta yerini almış bile. Üstelik bu işi organize eden çiğköfte firmasının sahibi Adıyamanlı.

*

Yani biz çiğköfte, Urfa diye haykırırken kimi adımlar atılmış bile. Atı alan çoktaaaan yol almış. Haydi hayırlısı!

*

Çok şaşırdığım: Tahammülsüzlüğümüz nasıl bir boyuta gelmişse artık, hiç çekinmeden ana cadde üzerinde araçlarımızdan inip yumruk yumruğa kavga edebilecek insanlarımız varmış. Hemde akan trafikte, hemde eşleri çocuklarının yanında...  Sorun ne peki? Sadece  trafik ve yol verme meselesi...Pes artık! 

**

Çok sıkıldığım: Türkiye'de siyaset yapmak çok zor. Ancak yapılan siyaseti takip etmek daha da zor. Şöyle biraz daha dingin, daha yumuşak siyaset dilimiz olsa....

*

Çok kızdığım: Çocuklarımıza sahip çıkamıyoruz. İstismar haberlerine hergün bir yenisi daha ekleniyor. Toplumsal olarak yaşadığımız en acı veren yaralarımızdan biri.Susmak dışında çözüm bulan var mı acaba?

**

Çok tuhaf bulduğum: Sağlıklı beslenmeyi çok mu abartıyoruz ne dersiniz? Bebeklerini,sağlıklı beslemek adına alternatif ürünlerle besleyen anne baba bebeğin açlıktan ölmesine sebep oldu. Çok tuhaf bir hal almış insanoğlu...

*

Çok özlediğim: Tabi ki yaz tatili... Biraz deniz, biraz yeşil... Hangi ruha iyi gelmez ki...

**

Çok tebrik ettiğim: Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’ydı dün. Tüm gençlerimizin, geleceğimizin, genç hissedenlerimizin bayramı kutlu olsun... İyi ki varsınız...