Ramazan Ayı’nın Toplumsal Boyutu

09 / 06 / 2017

Ramazan Ayı’nın farz kılınan oruç ibadetinin yanı sıra birçok özelliği vardır toplumsal açıdan bakıldığında.  İbadet ve inanç boyutunda ki katkılarını bu konuda uzman isimlere bırakacağım. Gelin biraz toplumsal boyutu konuşalım.

***

Ramazan Ayı ile birlikte yok olmaya yüz tutmuş geleneğimizi tekrar hatırlıyor ve iftar sofralarında ailecek bir araya geliyoruz. Hatta kimi zaman eşimizi dostumuzu dahil ediyoruz sofralarımıza. Neredeyse unuttuğumuz bu değeri Ramazan Ayı ile tekrar hatırlıyoruz. Biraz sohbet süslüyor hazırlanan yemeklerle sofralarımızı. Muhabbetle doyuyor ruhlar… Milenyum çağına yenik düşen aile bağlarımız tekrar güçleniyor.

***

X kuşağı yeniliklere adapte olamazken, değerlerini korumaya çalışırken, Y kuşağı iş dünyası ve para kazanma hırsıyla boğuşurken, Z kuşağıyla mücadele etmeye çalışan ebeveynler olduk. Z kuşağının bilgisayarla sosyalleşmelerini Ramazan Ayı ile aşmaya çalışıyoruz. Ipadlerini,cep telefonlarını bırakıp kurulan sofraya oturmalarını istiyoruz.

***

Birçok şehirde gece, hayat neredeyse durma noktasına gelir . Günün son ışıklarını süzdürmesiyle birlikte işten eve gitme telaşı başlar ve birçok şehir ölü bir şehre dönüşür. Ramazan Ayı’nda böylemidir peki? Hayır… İftarlar yapılır ve biraz dinlenince, çoluk çocuk maaile soluğu dışarıda alır. Ramazan etkinlikleri süsler meydanları. Toplu iftar ve sahur sofraları. Bu manzaralar yakışmıyor mu sizce de şehirlerimize? Özellikle de Urfa’ya…

***

Hoşgörüyü biraz daha hatırladığımız bir döneme girmiş oluruz bu ayda. Daha bir hatırlarız değerlerimizi, sevgiyi, saygıyı eksik etmemeye çalışırız günümüzden. Fatih Sultan Mehmet HAN’ın sözünü hatırlatayım:

İnsanlara : ” Dinin nedir ? Namaz kılıyor musun ? Oruç tutuyor musun ? ” gibi Allah’ın soracağı soruları sormayın!

 İnsanlara : ” Aç mısınız ? Bir şeye ihtiyacınız var mıdır ? Bir sorunun var mı ? ” gibi kulun kula soracağı sorular sorun.

***

Çok istediğim:

Sıcakların bizi bunaltacağı bir döneme girdik. Bahar hissettirdi bu yıl kendini diye sevinirken beklenen sıcaklıklar başladı artık. Bu sıcak manzarada en çok aradığımız şey şöyle yeşil yeşil alanlar ama, nerde! Harran Ovasına 1 milyon zeytin fidanı dikilmesi hedefleniyordu mesela . Bu haber çok heyecanlandırmıştı beni. Peki ne oldu proje bilen var mı? Türkiye de zeytinlik alan tartışmaları yaşanırken, Harran’a dikilecek zeytin fidanları umut oldu biraz. Tabi gerçekleştirilirse…

Çok takdir ettiğim:

Yeşilin önemini tartıştığımız şu günlerde Gülizar UÇAR herkese büyük bir ders verdi. Evini yapacağı arazideki asırlık ceviz ağacını kesmeyerek etrafını çevirdi.Bir taraftan kıyımlar yapılırken, böyle kıymetli insanlar takdir edilmeli.Tuncelili Gülizar Uçar, gurur duyduk sizinle…


Çok şaşırdığım:

Ümran Dakneş, Suriye’deki savaşın simge yüzlerinden sadece biri. Havan saldırısı sonrası kan, çamur, toz içerisindeki yüzünü hafızalarımızdan silememişken çocuğun bu izleri sildiğini düşünmek çok tuhaf gerçekten.Tam da böyle haberler yapılıyor bugünlerde. Ümran bebek belki de bir ömür savaşın izlerini silemeyecek minik bedeninden, ruhundan…

Çok önemsediğim:

Kadının toplumsal hayatta daha çok yer edinmesini savunan biri olarak Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ilk  kadın itfaiye eri görevine başladı.Kübra Şiş, 23 yaşında ve önyargıları ve tabuları yıkan bir kadın oldu. Çok önemsemeliyiz kadınların yıktığı tabuları…