Ülkemi Tatile Gönderin!

21 / 04 / 2017

Son günlerde yaşananlara bakıyorum da. Vay be! Ne kadar zor dönemlerden geçiyoruz diye düşünüyorum. Tabi bunu uzun zamandır hissediyorum ama her defasında, her yaşananda tekrar söylüyorum şöyle içime içime. "Çok zor dönemlerden geçiyoruz."

*

 Evetler... Hayırlar... Yasalar-ihlaller... İyiler-kötüler... inananlar-inancını yitirenler...Geçmiş-gelecek... Doğu-Batı...Ne çok iki seçenek arasında kalmışız. Her zaman bir başka çözüm yolu olduğunu düşünürken, bunu öğütlerken neden iki seçeneğe hapsolmuşuz anlamış değilim açıkçası. Hiç farklı çözüm yolları olmadı mı?Üçüncü, beşinci, onuncu çözüm yolu... Hiç mi olmadı? Şimdi sebepler sayıp canınızı daha çok sıkmak istemiyorum. Gerçekleri görüp çözüm aramak gerektiğini çok iyi biliyorum ama kimin sesi ne kadar duyulur yada kimin sesi ne kadar duyuluyor bilmiyorum.

 **

 Çok bunaldığınızda, hayat yükünün omuzlarınıza daha çok baskı yaptığını hissettiğinizde ne yaparsınız? Evinize mi kapanırsınız bi süre? Çevrenizde ki insanlardan mı kaçarsınız? Telefonunuzu mu kapatırsınız? Hatta kapınıza gelenlere kapınızı dahi açmayanlardansınız belki. Ya da denizi, yeşili, temiz havayı solumak için kimsenin bilmediği bir yerlere mi gidersiniz?

*

Hangi seçenekle yol alırsanız alın sorunlarınızın sizinle geleceğini bilirsiniz. Bazen yüklerinizi bir kenara koyup dinlenirsiniz. Dinlenince daha güçlü sarılırsınız sorunlarınıza, daha sağlıklı yüklersiniz omuzlarınıza ve daha sağlıklı düşünerek tek tek kurtulursunuz dertlerinizden. Hafifler omuzlarınız ve doğrulur beliniz.

*

Ülkemizin de buna o kadar ihtiyacı var ki. Şöyle bir tatile çıksa keşke. Suriye'yi, Ortadoğu'yu, ABD'yi, Rusya'yı,işsizliği, kadın cinayetlerini,çocuk işçileri,taşeronu, emekliyi,memuru, asgari ücretliyi,ekonomik sıkıntıları, doları, Euro'yu,Referandumu, iktidarı, muhalefeti, vandalizmi ve daha nicesini bir kenara bıraksa. Yağmurla buluşan kızıl toprak misali serinlese, kokusunu yaysa buram buram. Açmasa telefonlarını, kapısına gelenleri geri çevirse mesela. Ormanın,denizin temiz havasını içine çekse şöyle derin derin... Nadasa bıraksa bi süre... Yaralarını sarsa... Dinlense, nasıl güzel olurdu. Nasıl güzel...

*

Çok önemsediğim:  Güzel ülkem tabi ki... Hani cennettir insanın yaşadığı yer, yani öyle hisseder. Bunun gerçekte de böyle olma durumudur Ülkem. Her karışını gezmeli, her karışını tanımalı bu ülkenin.Tabi Şanlıurfa'yı da ilk sıralara yazmalı.

 *

Çok Öfkelendiğim: Bu aralar şehir trafiğine hiç tahammülüm kalmamış. Bu kadar kuralsızlık nasıl oluyor anlayabilmiş değilim. Yeterli denetim yapılmıyor mu diye düşünüyorum. ** Çok şaşırdığım: Bu yıl baharı iliklerimize kadar hissettik Urfa'da. Nasıl güzel geldi yağışlar. Yoksa yedi yıl kıtlık döneminden çıkıyor muyuz?( Yusuf süresi-48. Ayet) Birileri aydınlatabilir mi beni ?

 **

Çok keyifle dinlediğim: Şiirle aranız nasıl bilmiyorum. Hani benimde pek iyi sayılmaz. Ama pek bi keyifle dinlediğim ve hayat felsefemi güncellememi sağlayan Adnan Yücel. "Yer yüzü aşkın yüzü oluncaya dek." Sizin içinde yeni ufuklar açabilir.

 ***

Çok sevindiğim:  Sevgili Özlem mesajımı aldı ve bu hafta yazmaya başladı.( Şu mesaj mevzusuna hala gülüyorum) İlk yazını keyifle okudum. Sanırım turistik yerlerimizi en çok ziyaret eden biricik çobanlarımız ve sürüleri. Haydi hayırlısı diyelim!