Gece sabaha gebe, kış bahara, bulut yağmura, toprak bitkiye, ağaç tomurcuk ve meyveye gebe. Anneler güleç yüzlü bebekleri doğurmak için sancı çekmeye. Tüm kâinatta bir hareketlilik ve kıpırdama hüküm sürmekte. Her şey bir şeyler doğurmak için sancı çekmektedir.

            Yeryüzü insanoğlu için yaratılmış, evren onun için! Ama insan bunu bilerek, isteyerek ve de kan ve gözyaşı katarak kendi duygularına göre şekil veriyor. İşte burada insan bencil olmasının cezasını çekiyor, çok acı bedel ödüyor. Kendini ve neslini harap ediyor, bile bile yok ediyor her şeyini. Allah’ın verdiği nimetleri ve güzellikleri elinin tersiyle itmekte büyük bir ustalık gösteriyor. Mutluluğu çok uzaklarda ve mutlu olamayacağı şeylerde arıyor. Oysaki mutluluk; kapıda, yanı başındaki insanda. Onu kırmamada, incitmemede, hor görmemede ve ezmemede. Allah tarafından verilmiş güzellikleri bölüş, sende mutlu ol oda olsun, çifte mutluluk yaşansın.

Yaşam iyilikle vardır insan hayatında. Bazen fırtına ve kasırga olur yüreklerde; kor olur yakar. Bazen de rahmet olur yağar ölü toprağın üzerine, can verir bitkiye, börtü böceğe. Yeni bir hayat sunar. Önemli olan insan üzerindeki ölü toprağı atsın, ruhunu daima diri tutsun. Hayat çok kısa; güzel şeyleri sonraya bırakacak kadar uzun değil kimi zaman.

İnsan kendisini mutsuz edenlerden uzak tutmalıdır. Hayallerine engel olanlardan, negatif olan herkesten ve her şeyden ırak tutmalıdır. İnsanın yaşadığı toplumun değer yargılarına saygı göstermesi için evvela içindeki şeytanla savaşması lazım.

 Dünyanın en zor şeyi insanın kendisini okumasıdır. Oysaki birey okursa toplumda okur. Birey anlarsa toplumda anlar.

İnsan hayatından daha değerli hiçbir şey olmamalı, oluyorsa o insanın hayatının hiçbir değeri kalmamıştır (‘Allah seni özgür yaratmışken, başkasının kölesi olma’ Hz. Ali) En büyük esaret, insanın hür olmadığı halde kendini hür sanması ve hep başkaların keyfine göre yaşaması değil midir? Bu da sefaletin en büyüğüdür. İnsanın özgür olmadığı toplumlarda, haktan, hukuktan ve adaletten konuşulamaz. Özgür düşünceler özgür ve medeni ortamlarda gelişir ve işlevini görür. İnsan özgürlüğü için savaşmalıdır. İşte o zaman adım atıkça ayaklarına takılı zincirleri fark edecektir. İşgal altındaki aklını kurtarmalı ve kendisiyle ilgili verilen kararları kendisinin vermesi gerekir.

          Eğer dünyanın bir yerinde, huzur ve sükûnet varsa, kesinlikle oranın insanları eğitimlidir. Eğitimli insanların olduğu coğrafyalarda, huzur vardır, barış vardır, estetik ve zarafet vardır.

          Ve en önemlisi vicdanın sesi vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.