2017'DE DÜNYA VE MAZLUMLAR

30 / 12 / 2017

2017 de acıların yılıydı. Mazlumlar için pek değişen olmadı. Bu yıl da yalakalık, sahtekarlık, değersizlik, magandalık, hukuksuzluk, şiddet, haksızlık, linç zirvedeydi; mazlumlar yine mazlum kaldı.

Ne Irak Kürdistan’ındaki maaş alamayan memurların çocuklarının hali, ne Sur’ daki vatandaşın çektikleri, ne umudunu piyangoya bağlayanların hali ve ne de adaletsiz gelir dağılımının devamı ilgilendirmeyecek, büyük meydanlarda Noel’i kutlayacak “ümmetin umudu, Kudüs’ün hamisi ülkem”in bir çok vatandaşını ve yöneticisini.

2017’de de dünya durulmadı. Savaşlar, çatışmalar, tehcir, soykırım, siyasi krizler, terör saldırıları… Hepsi vardı.

ABD'nin Suudi eliyle sürdürdüğü Yemen’deki insani dram, Suriye'de 6. yılını dolduran kirli savaş, Myanmar ordusunun operasyonlarıyla soykırıma tabi tutulan ve yerlerinden olan yüz binlerce Arakanlı Müslüman…

Kuzey Kore'nin nükleer bomba ve hidrojen bombası denemeleri, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin göçmenleri ve Müslümanları hedef alan politikaları, ABD’nin Türkiye ile yaşadığı diplomatik sorunlar, Venezuela'daki ekonomik krizin dış güçlercekullanılmak istenmesi ve yönetim karşıtı gösteriler, Barzani’nin bağımsızlık referandumu ve ardından Kerkük’ün el değiştirmesi…

İspanya'nın Katalonya özerk yönetiminin bağımsızlık girişimleri, ABD’nin Kudüs provokasyonu ve ardından gelen İstanbul’daki İİT ve BM oylamaları…

Brexit ve sonrasında İngiltere’nin, giderek yalnızlaşan ABD ile daha görünür bir ayrışmaya girmesi ve bunu Katar krizinde ABD’ye karşı Katar’ı ve Türkiye’yi destekleyerek, Suriye’deki DAİŞ’lilerin ABD tarafından nakledilmesinin görüntülerini servis ederek ve Türkiye’nin öncülük ettiği Kudüs oylamasını destekleyerek göstermesi…

ABD’nin, silah anlaşması kılıfıyla; Suudileri 3 yüz milyar dolar gibi bir meblağla haraca bağlaması, MBS’nın prenslere yönelik operasyonu ve Trump’un damadının giderek Körfezde artan direkt etkisi…

Avrupa’da ırkçı partilerin iktidara gelmeye başlaması, Rusya’nın Suriye’de kalıcı olduğunu açıklaması, Rusya’nın S-400’lerle ilgili anlaşmanın tamamlandığını açıklaması, Astana süreçlerinin başarılı sonuçlar vermesi, Türkiye’nin İdlib’e girmesi, ABD’nin emriyle; Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Mısır ve Yemen, teröre destek vermekle suçladıkları Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kestiklerini açıklaması…

Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, 11 Temmuz'da Kolombiya Devrimci Silahlı Güçlerinin (FARC) haklarında siyasi suçlama bulunan 3 bin 252 mensubuna af getiren kararı imzalaması ve ardından BM gözetiminde 16 Ağustos 2017’de, FARC'ın, silah bırakması ile Kolombiya’da 52 yıllık savaşın sona ermesi… Dünyada, bu yönde şiddet ve anlaşmazlıkların çözüme ulaştığı örnekler çoğalırken; bizdeki benzer sorunların hala devam ediyor olması ne acı.

Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da televizyonda canlı yayında, Hizbullah ve İran'ı bölgeyi istikrarsızlaştırmakla suçlayarak istifa ettiğini açıkladığı provokasyonun fiyaskoyla sonuçlanarak, 17 gün sonra ülkesine dönmesi… İsrail’in bölgede yeni bir savaş çıkarmak için hazırlıklarını tamamladığı anlaşılmakta. Bölgede, bu yönde, Lübnan ve Filistin’in öncelikli olacağı bir savaşın her an başlama tehlikesi mevcut gibi.

Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, tüm ülke topraklarının terör örgütü DEAŞ'tan kurtarıldığını belirtmesi, Rusya’nın ise Suriye’de DEAŞ’la savaşın sona erdiğini ve bundan sonra Nusra’ya yöneleceklerini açıklaması…

Türkiye yüzde 11 büyümesine rağmen, yüzde 90’nının durumu her zaman olduğu gibi bu durumdan etkilenmedi.

Eğitimle, Liselere ve üniversiteye giriş sınavlarıyla tekrar oynandı. Eğitim ve eğitim sisteminin rayına girmemesi, ciddi politik değişiklikler gerektiren eğitim sisteminin çökmesi. Diziler ve diğer medyalarda, çocuk ve gençlerin örnek alabilecekleri sağlıklı/ahlaklı modellerin olmaması ve bu etkileşimlerin okul ve dershanelerde uygulanmaya koyulmaya çalışılmasının çocuklarda ve gençlerde huzursuz ve ilkesiz ilişki biçimlerine yol açması.

Son KHK’ya tepkiler yoğun oldu. Hukukun, daha da önemsendiği bir atmosfere gelinememekte. Bu yönde sağlıklı bir muhalefetin olmayışı da olumsuz etkilere yol açmakta. Mağduriyetler, içinden çıkılmaz bir hal almakta. Bunda, karşı cenahın,hedef saptırma operasyonlarının da payı var.

Lübnan’a ve Filistin’e saldırmak ve bölgede yeni kaoslar oluşturma amacıyla, ABD’nin oluşturmak istediği koalisyonda Türkiye gibi yer almak istemeyen ve bölge, yeni bir savaşı kaldıramaz açıklamasında bulunan Mısır'da Camiye Saldırı: 305 şehit.

İİT; Doğu Kudüs′ü Filistin′in Başkenti olarak tanıdı. Böylece Kudüs’ün yüzde seksenini oluşturan Batı Kudüs’ün İsrail’in olduğunu da kabullenmiş sayıldılar.

İran Meclisi, tüm Kudüs’ü Filistin’in ebedi başkenti olarak kabul eden bir karar çıkardı.

HDP milletvekili Batman’da bir hastanede hasta ziyareti sırasında bir topluluk tarafından saldırıya uğradı.

UNİCEF, 2017’nın çocuk istismarının en çok yaşandığı yıl olduğunu açıkladı.

2017’de savaş ve çatışmalardan en çok etkilenen yine kadınlar ve çocuklar oldu, her zamanki gibi.

Yine şiddet olayları, linç kültürü uygulamaları, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet yaygındı.

Ama daha tiksinti verici ve alçakça şiddete de şahit oldu bu ülke: Amirinin, zabıta memuruna şiddeti midelerimizi alt üst etti. Hepimizin tanık olduğu olayda, ülkemizin bir özet resmi vardı. Memurun, nasıl amirine el kaldıramayacak şekildekullaştırıldığı sistemin mahiyetini, amirlerin nasıl ilahlaştırıldığını, toplumun nasıl tepkisizleştirldiğini ve sindirildiğini ya da değerlerini kaybettiğini ve herkesin içinde bir erkeği bayıltana kadar dövüp aşağılayan, onuruyla oynayan uygulamanın tutuklama getirmediği hukuk sisteminin de resmiydi bu.

2018’in umutlarla dolu olmasını dilerim. Onun için, başta siyasiler olmak üzere, toplumun etkili kesimlerinin, şiddet ve gerginliğe yol açan, toplumda da gerginliğe yol açan, gerilim oluşturan eylem ve söylemlerden kaçınmasını beklemekteyim.

İçinden geçilen süreç ne kadar zor olursa olsun; toplumun değerlerini ve moralini yüksek tutmanın ve korumanın önemi büyüktür.

Toplum, bu yönde, adil bir toplumsal uzlaşı, zenginle yoksul arasındaki makası daraltacak, üretim ve adil bölüşüm ilkelerine dayalı, gençlerin işsizlik sorununa yönelik çözümler getirecek ekonomik politikalar, hukukun üstünlüğünün, tolumvicdanında kabul görebileceği hukuksal düzenlemeler, OHAL’ın kaldırılmasına yönelik hazırlıkların hızlandırılması, eğitim ve sağlık alanında köklü değişiklikler yapılması gibi temel sorunlarımızla yüzleşme beklentisindedir.

2018’in; bu beklentilerin gerçekleşeceği, dünyanın tüm mazlumlarının güleceği bir yıl olması dileğiyle.