24 HAZİRAN

22 / 06 / 2018


Erken seçim kararı alındı.

Herkes öyle veya böyle bir şekilde bir çıkış yolu arıyordu. Herkes gerilmiş ve bir şeylerin yolunda gitmediğine dair bir ruh hali içerisindeydi.

Bir taraftan bölgede yaşanan savaş, bir taraftan olağanüstü halin getirdiği sıkıntılar, bir taraftan ekonomik dalgalanmalar insanları gerçekten bunalıma sürüklemekteydi.

Keşke bu seçim kararı alınmadan önce; halkı, gerek psikolojik açıdan, gerekse ekonomik açıdan rahatlatacak bazı yapısal değişiklikler yapılsaydı.

Bu Pazar yapılacak seçimle Türkiye yeni bir evreye giriyor. Parlamenter sistem sona eriyor ve Cumhurbaşkanlığı sistemi denilen bir nevi Başkanlık sistemine geçiliyor…

Seçimlerin eşit şartlarda yapılması, seçme ve seçilme hakkının, fırsat eşitliğinin korunması önemli bir husustur…

Geçmişte, darbeler, vesayetçi yapılar ve tek parti dönemleri gibi kimi süreçler yaşamış bu ülke, açık oy; gizli sayım gibi uygulamalara da imza atmıştır…

Her seçim döneminde adayların; kendilerini, program ve projelerini tanıtma, halkla paylaşma ve propaganda yapması gayet doğaldır. Bu süreçte reklamlar, tv programları, afiş çalışmaları ve mitingler yapılır. Tüm bu çalışmalarda dikkat edilmesi gereken ise yanlış algılaroluşturmaktan, şiddet ve ötekileştirme gibi ayrıştırıcı söylemlerden kaçınmaktır.

Bu algılardan biri de seçimi, bir ölüm kalım meselesi haline getirmektir ki bu oldukça yanlış ve tehlikeli bir algıdır. Bu konuda siyasiler de toplum da duyarlı davranmalıdır.

Bu ülkenin, her farklının da ülkesi olduğu unutulmamalıdır. Bu gerçeği, birilerinin belirlemesi gerekmez ve buna kimsenin de yetkisi yoktur.

Evet, seçim yaklaştı. Gerek seçim günü ve gerekse de seçim sonrası, sonuç ne olursa olsun; olgun ve serinkanlı karşılanmalıdır. Bunun, dünyanın sonu olmadığı, son seçim olmadığı, halkın iradesi ve kararına saygı duymanın önemi unutulmamalıdır.

İster kimi siyasiler, ister başka kesimlerden gelebilecek şiddete ve sokağa davet gibi çağrılara kulak verilmemelidir. Her türlü olumsuz haber ve provokasyon karşısında uyanık olunmalıdır. Olumsuz hiçbir çağrıya icabet edilmemelidir.

Siyaset, rekabet demektir, bunu bir öç alma veya bir savaş gibi algılama sağlıklı bir yaklaşım değildir. Toplumu bu minvalde bir psikolojiye sürüklemek doğru bir yaklaşım değildir. Bu konuda siyasilerin, kullandıkları dile, usluplarına oldukça dikkat etmeleri ve sorumlu davranmaları önem arz etmektedir.

"Biz", "bizden", "bizim gibi düşünenler" gibi kimi şablonlarla yapılan ötekileştirmelere itibar edilmemelidir. Bu tarz kutuplaştırıcı söylemler, Türkiye gibi büyük ülkelere yakışmamaktadır.

Kişilerin aynı görüşte olması eşyanın tabiatına aykırıdır. Farklı düşünenlerin ötekileştirilmesi gerekli ve hakkaniyetli bir tutum değildir. Ötekileştirme ve kutuplaştırma hem insan haklarına aykırı hem de toplumsal barışı tehdit eden tehlikeli bir davranıştır.

Hiç kimse, bir diğerinin görüşlerini paylaşmak, aynı konularda aynı düşüncelere sahip olmak durumunda ve zorunda değildir. Farklılıklarımız, birbirimizi ötekileştirme hakkını bize vermez.

Ne yazık ki seçim öncesi üzücü olaylar yaşandı, kan döküldü. Ölümle sonuçlanan bu olaylar, seçime gölge düşürdü, toplumu üzdü.

Toplum olarak, bu olayların soruşturularak, faillerinin en kısa sürede yargı önünde hesap vermesini istemek, temel ve haklı bir beklentidir. Bu tarz üzücü olaylara ne siyasiler ne medya ne de toplumun tüm kesimlerinin taraf olması sağlıklı bir yaklaşım değildir. Bu olaylara insani yaklaşmalı, adalet talep edilmelidir. Bu olayların, daha vahim olayları tetikleyebileceği ve provoke edilebileceği de göz önüne alınarak, sağduyulu davranmaktan taviz verilmemelidir.

Bu olaylarda, ölenler, öldürülenler kim olursa olsun; ona üzüldük ve hala da bu üzüntüyü üzerimizden atmış değiliz.

Ötekileştirici söylemler, toplumun hafızasına kaydedilmekte ve tarihe geçmektedir. İleride bu sözleri söyledikleri için belki de utanacak ve pişman olacaklardır. Ancak bize düşen, bu söylemlerle galeyana gelmemek, sokağa ve şiddete çağıran bütün seslere kulaklarımızı tıkamaktır. Bu tarz söylemleri, eyleme geçirmemektir. Birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmeye devam etmeliyiz.

Seçim propagandaları, olumsuz söz ve hareketler ve seçim sonuçları, bizi; sağduyulu, olgun, sakin ve medeni davranmaktan vazgeçirmemelidir. Bize yakışan da budur.

Selam ve dua ile.