BİZE NE OLDU?

12 / 07 / 2017

"Bize ne oldu ki vicdanımıza ve merhametimize sığınan bebeğin katili olduk. Bunun üzerinde hep birlikte düşünmeliyiz."

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’e ait bu sözler. Katledilen Suriyeli anne ve bebeğinin cenazesinde, dökülüyor bu sözler dilinden. Gözlerinden dökülen gözyaşları eşliğinde.

Elbette yapılan iş, her bakımdan çürümüşlüğün, yok olmuşluğun bile en dip seviyesi.

Bize münferitmiş gibi gelen bu olay, toplumun da hangi seviyeye geldiğinin göstergesi.

Öyleyse bize ne oldu? 

Siyasiler muhacirleri ötekileştirici söylemler kullandı. Bunlardan biri Sinan Oğan’dı. Oğan, milliyetçi bir siyasetçi. Hürriyet’ten Ahmet Hakan, 10 Temmuz 2017 tarihli yazısında, Oğan’ın bu konuya yaklaşımlarını içeren bazı sözlerine yer vermiş…

Bize bir şeyle olduğu belli de ne?

Ötekileştirici bir toplumuz, siyasilerimiz de ötekileştirici ve kamplaştırıcı.

Toplumun  büyük kesiminde, siyasi görüşünü benimsediği siyasinin belirttiği fikirler, söylem ve davranışlar, belli bir hissiyat ve eğilime evrilebilmekte. Bu da toplumun sorgulayıcı bir yapıda olmamasından kaynaklanmaktadır.

Türkiye, bölünme tehlikesinden dolayı milli duyguları ve söylemleri hep canlı tutan bir yapıya sahip. Bunu yaparak, bölünmeyi önlemeyi ve devletin bekasını sağlayacağını ummakta. Oysa, milliyetçi ve ırkçı söylemler, nefret söylemlerini, ötekileştirmeyi, kamplaşmayı ve bölünmeyi daha da hızlandırır. Göremediğimiz bu.

Bölünmeyi önlemek, milliyetçi ve ırkçı söylem ve eylemlerle değil; bu söylem ve siyaseti terk etmekle mümkündür.

Kendini üstün görüp, “ötekileri” aşağı gördüğün zaman, ne olduğunu da gösteren Sakarya’daki gibi olayların mimarına dönüşüverirsin.

Yönümüz AB. Bu tarz olaylar batı toplumlarında olur. Bu konuda çok hızlı batılılaştık. Onlar da çelme taktılar, kovdular, taciz ettiler, on binlercesini kaybettiler. Bizim gençlerimiz de gündüzün ortasında uyuşturucu kullanıp, zombi gibi dolaşıyorlar. Daha geçen ay Urfa’da, uyuşturucu kullandığı söylenen genç kızımızın üst geçitten kendini atmasına ramak kala kurtarılması hafızalarımızda. Onlar da uyuşturucu kullanıyorlar, cinsel sapkınlıklara “hak” diyorlar. Biz de batılılaşıyoruz işte. Bize ne olduğu belli değil mi?

Reklamlar bile ailece izlenemez durumda. Karma eğitime devam ediyoruz. Genel ifsad oluşturan iletişimleri engellemiyoruz, hukuka riayet etmiyoruz, adil bölüşüm yapmıyoruz.

Dini siyasete alet ediyor, seküler temelli eğitime devam ediyoruz.

Bize ne oldu?

Birkaç gün sonra, 15 Temmuz anmaları başlayacak. Bir daha darbe olmaması için neler yapılmalı söylemleri havada uçuşacak ama bir daha “Özgecan olayı” olmaması için, bir daha “Adana Pozantı olayı” olmaması için, bir daha “Sakarya olayı” olmaması için neler yapmalı sorusunun cevabını arayacak mıyız?

Bize ne oldu?

Bize ne oldu da, Irak’a saldırıldığı zaman engel olmaya kalkmadık?

Bize ne oldu da, Suriye ile ilgili batının planlarına evet dedik.

Biraz da bize pek bir şey olduğu yok aslında. Biz zaten böyleydik.

 Neyse, içi kararıyor insanın. Biraz da iyi şeylerden bahsedelim.

Bize ne oluyor da El Ceziri’nin izinden giden gençlerimiz var artık ve onlarla gurur duyuyoruz.

GURURMUZ GENÇLER

“…Urfa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri Amerika Washington'daki Uluslararası Robot Yarışmasında Türkiye’yi temsil edecekler.

Urfa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri geliştirdikleri robot ile 14-16 Temmuz tarihinde 160 ülke ile yarışmaya hazırlanıyor.

…Urfa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenlerinden Mehmet Durak Akkaya ve öğrencilerden İbrahim Furkan ATMANOĞLU, Feyzullah KAYA, Yasin YAŞAR, Bedir DEĞİŞ ve Mehmet ŞEKER yaptıkları robotla Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edeceklerine ve iyi bir derece alarak dönmeyi planlıyor.

Urfa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenlerinden Mehmet Durak Akkaya konu ile ilgili olarak şunları söyledi; “14-16 Temmuz tarihleri arasında Amerika’nın Washington şehrinde yapılacak olan yarışma için hazırladık robotumuzu, fest global tarafından düzenlenen bu yarışma dünyadan 160 ülke katılıyor. Lise seviyesindeki öğrenciler katılıyor bu yarışmaya. Yarışmanın belli bir konsepti var, konsept olarak temiz su kaynakları seçilmiş, dünya üzerinde azalan temiz su kaynaklarının önemini vurgulamak için temiz su kaynakları seçilmiş, bununla ilgili bir robot tasarlanması istendi bizden, bu seti 160 ülkedeki bütün katılımcılar aynı set var aynı şeyler aletler, dokümanlar her şey aynı. Herkes kendi yaratıcılığıyla kendi tasarım modeliyle bu yarışmaya robot hazırlayıp götürüyorlar, bizde bu yıl 5 öğrencimizle katılıyoruz ilk defa katılıyoruz böyle uluslararası bir yarışmaya geçen yıl ve önceki yıl Türkiye’de şampiyonluklarımız var, Türkiye birinciliklerimiz var robot yarışmalarında. İlk defa Amerika’da yarışmaya bu yıl biz katılacağız ve Türkiye’yi temsilen katılacağız bakanlık onayıyla seçildik. 5 öğrencimizle beraber gideceğiz inşallah layıkıyla terfi etmeyi düşünüyoruz çok emek verdi öğrencilerimiz.

ROBOT NELER YAPIYOR?

Robotumuz görevler var görevlerde iki farklı top var mavi ve turuncu, mavi top temiz suyu temsil ediyor turuncu top ise kirli suyu temsil ediyor. Amaç temiz su ve kirli suları toplayıp ayrıştırıp kirli suları laboratuara götürüp teslim etmek, temiz suları da içilebilir şehir şebekelerine göndermek amaç bu. Bizim robotumuzda aynı şekilde bütün su kaynaklarını toplayıp şu bölgede ayrıştırıp sonradan hangi kaynağa götürmüşse orda ki kaynağa teslim etmek. Robotumuzun çalışma prensibi bu…” http://yeniurfagazetesi.com/ MEHMET ER

ROBOTİK BİLİMİN VE MEKANİĞN BABASI: EL CEZİRİ

Bu bilgiyi de gençlerimizin, robot yapma bilgisi kadar, robot yapma bilinci bakımından donanımlı olmalarının önemine binaen bir katkı olsun diye hatırlatmak isterim.

“Asıl adı Ebû’l İz İbni İsmail İbni Rezzaz El Cezerî olan 800 yıl önce Anadolu topraklarında yaşamış,Cizre de doğmuş,su ve mekanik parçalar ile çalışan gelişmiş makinalar icat etmiş,ilk robotu icat etmiş keskin zekalı Müslüman bir bilim adamı ve mühendistir.Buluşları asırlar sonra icat edilen birçok aracın temelini oluşturmuştur.” http://mekatronikmuhendisligi.net

Urfalı öğrencilerimizin robot yarışmasında kazandıkları başarı bizi gururlandırdı. Onları, öğretmenlerini ve emeği geçen herkesi tebrik ederim.

Ama gençlerimiz bilsin ki, biz zaten eskiden beri bu işlere yatkınız. Başkası yapıyorsa; biz de yapabiliriz. Yeter ki ehil eğitimcilerden, eğitimini alalım, sistemli ve çok çalışalım.