BRZEZİNZKİ

31 / 05 / 2017

 Zbigniew Brzezinski, 26 Mayıs'ta 89 yaşında öldü.

Demokratların Henry Kissinger’iydi Brzezinzki. Ağırlığı fazlaydı.

Bu ağırlığını, biraz da yaşamındaki evrelerden ve bu evrelerin geçtiği yerlerden almakta.

1960'larda Brzezinski, Dwigth Eisenhower ve John Foster Dulles'ın "Rollback" çizgisindeydi. Bu çizgi, Sovyetler’in Avrupa'dan püskürtülmelisini öngörüyordu. Zaten soğuk savaşın doğası bunu gerektiriyordu ama nasılı oldukça önemliydi.

Bu politika, sıcak çatışma ve yol kazaları olmadan nasıl sürdürülebilecekti?

Doğu Almanya da başta olmak üzere, Doğu Avrupa hala Sovyetlerin etkisi/nüfuzu altındaydı ve Sovyetler kapalı bir kutuydu. Tüm bu tablo, Brzezinski'nin yaşadığı evreleri ve yerleri önemli kılmaktaydı.

Polonya doğumluydu. Diplomat olan babasının; 1931-1935 yılları arasında Nazilerin yükselişe ve yönetime geçtiği dönemde Almanya'da, 1936-1938 yılları arasında Sovyetler Birliğinde ve 1938'de Kanada'da görev yapmasından dolayı, Brzezinski’nin de bu dönemlerde ve yıllarda buralarda bulunmasının ona kattığı çok şey vardı.

Brzezinski, Sovyetler’in dağılma süreci ve özellikle Doğu Avrupa ülkelerini Sovyetlerden koparmaya yönelik sürecin ve ABD'de 70’lerin başında başlayan “yumuşama” sürecinin düşünsel/ideolojik altyapısının mimarlarından oldu.

Ancak onun, bizim için önemi; bu sürecin nasıl da uzun vadeli ve soğukkanlı, planlı bir şekilde icra edilmesinden ziyade, bunun, bugün bölgemizde yaşanan savaşlar ve uygulanmak istenen politikaların altyapısının hazırlanmasında nasıl önemli etkenlerden olduğunun irdelenmesidir.

Diğeri ise, Afganistan’da oynanan rol ve onun günümüze uzanan derin etkileridir.

Sovyetlerin dağılması, Afganistan’da oynanan rol ve 11 Eylül’e ve sonrasına uzanan süreç, elbette ABD için büyük başarıdır, bu, ABD’nin genel başarısıdır, bu başarıda birçok şahıs ve kurumun payı büyüktür ancak, Brzezinski, tüm süreçlerde özellikle fikir babası olma bakımından ana etkileyici/sembol kişi olmuştur.

Brzezinski’nin politik yaşamında; bugün, özellikle bölgemizde yaşananlar ve kurulmak istenen düzenin savaşımını vermenin tarihsel ve politik altyapısının nasılda gerilere dayandığını, tarihi arkaplanını, ABD’nin politikalarının; Demokrat veya Cumhuriyetçiler başta olsa bile değişmediğini, Hristyan dünyası/Papa ile ilişkilerin mantığını, Büyük İsrail’in önemini, Sovyetler’in dağılmasıyla bozulan dünya dengelerinin ve Afganistan’ın önce Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmesi sonra ABD tarafından “kurtarılması” ve 11 Eylül saldırılarının ardından işgal edilmesinin, Afganistan’ın “kurtarılması” süreciyle başlayan tekfirci terör ve terörist üretiminin yakın geçmişini, El Kaide ile başlayan sürecin IŞİD’le sonuçlanmasının serüvenini ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerini “İslam Nato’su” kurmaya götüren süreci ve bu sürecin bizim için ne anlam ifade etmesi gerektiğini ve yakın vadede neler yaşanacağını iyi irdelememizi sağlayacak tüm ipuçlarını bulabiliriz.

Bugün, Suudiler’in ABD ile 480 milyar dolarlık anlaşma yapmalarında, körfez ülkelerinin İsrail’e hizmet etmek için NATO kurmalarında ve daha dünyayı huzursuz kılan birçok hadisede ve dünyanın gidişatında Brzezinskilerin, Dik Chenylerin, Trumpların; ABD’nin değişmeyen ve değişmeyecek olan politikalarının ve dünyanın geri kalanının bu duruma göre pozisyon almamasının büyük payı olduğu açıkça ortadadır.

Kimsenin, ABD'nin, neden ve nasıl oluyor da, dünyanın her köşesinde "çıkarlarının" olduğunu soramayacak/sorgulayamayacak ve normalmiş gibi kabul edecek kadar körleştirilmiş olduğuna tanıklık etmekteyiz.

Bu tabloda hepimizin payı olduğunu unutmayalım. Tepkisizliğimizin bizi getirdiği nokta budur. Korkulan, daha da kötüye gittiğimizi gördüğümüz halde; tepkisizliğe devam etmemiz.