Bu Ülkenin Üç Genci

25 / 03 / 2017

Kendisi yolun sonuna gelen Batının, Türkiye’ye hasta adam demekle niyetlerini açık ettiği ve Suriye başta olmak üzere yeni gelişmelere gebe olan bölgemizin içinden geçtiği süreç bir tarafa, darbe söylentileri, halk oylamasının getirdiği gerginlik diğer tarafa.

Tüm bu dış gelişmelerin bire bir iç yansımalarının daha da belirginleştiğini görmekteyiz.

Bir taraftan da tüm bu olup bitenin ekonomik yansımalarının, halkımızı gittikçe hissedilir şekilde zorlamaya başladığı gerçeği gözlemlenmekte…

Zorlu bir süreçten geçmekteyiz.

Buna, OHAL sürecinin getirdiği atmosferi de kattığımızda, bu kimya ile nereye doğru ve daha ne kadar gidebileceğimizi de sorgulama durumunda kalabilmekteyiz.

Bir an önce normale dönme yollarını bulmak zorunda olduğumuz kesin.

Bu zorlu süreçte bile, sağlıklı bir muhalefetin, sağlıklı bir müşaverenin yararlı olabileceği unutulmamalı, ifade özgürlüğünün olmadığı, kaotik bir durumun hakim olduğu izleniminin sakıncalı olduğu; her şeyin kontrol altında olduğu hissinin gerekli olduğu bilinmelidir.

Bu durumun hissedilmesini sağlayacak pratiklere ihtiyaç vardır.

Türkiye’nin, içinden geçtiği süreci sağlıklı şekilde götürebilmesi için, istikrarlı bir sisteme ihtiyaç duyduğu; bölgenin yeniden şekillendiği bu sıkıntılı dönemde koalisyonlar, hükümet kuramama gibi riskli süreçlerin tehlikeli olabileceği fikri anlaşılırdır. Ancak özgürlüklerin kullanılması noktasında duyarlı olmak ve hak ihlallerine pirim vermemek de zarurettir.

Bu resmi göz önüne alarak, son günlerde yaşanan üç olaya kısaca göz atalım ve bu resmin diğer yüzünü birlikte çizmeye çalışalım.

Biri, Hatay'da askerlik yaparken Suriye tarafından açılan ateşle daha yirmi birinde hayattan koparılan er Hüseyin Koroç. Memleketi Şanlıurfa, Kürt bir ailenin çocuğu. Kürtçe ağıtlarla toprağa verildi.

Şanlıurfa’nın, nüfusunun yarısı mevsimlik işçi olan yoksul ilçesi Eyyübiye’de, yoksul bir ailenin çocuğu. Babası, halde taşımacılık yaparak geçimini sağlamaya çalışan bir emekçi. Vatan sağ olsun, diyor aile…

Diğer gencimiz, Hollanda’da, Hollanda polisinin köpekli saldırısına maruz kalan ve tedavi için İstanbul’a getirilen genç. Hala şokta. O malum olay hepimizi üzmüş, Batının gerçek yüzünü bir kez daha göstermişti.

Diğeri, Diyarbakır Newroz alanında öldürülen genç.

Üniversite öğrencisi. Hayatının baharında. Elbette bu tür mitinglerde güvenlik tedbirleri önemli. Ancak kontrolden geçmiş ve üstü çıplak bir gencin öldürülmesi kabul edilemez.

Olağanüstü hal olması, ihlallere mazeret olmamalı.

Bu gencin öldürülmesi ve yapılan çelişkili açıklamalar kamu vicdanını yaralamıştır. Bu, açık bir yaşam hakkı ihlalidir.

Ayrıca öldürüldükten sonra cenazenin morga alınmadığı, belediye aracının verilmediği, ailenin, cenazenin nakli için kendilerinin araç temin etmek zorunda bırakıldığı da kabul edilebilir değildir.

Valiliğin, sırtında çanta olduğu yönündeki ilk açıklaması ve benzer iddialar titizlikle üzerinde durulması gereken hususlardır.

Olayın sağlıklı bir şekilde, ciddi olarak  soruşturulmasını ümit ediyor ve gençlerimizin artık ölmemesini diliyoruz.