BÜYÜK FELAKET

24 / 05 / 2017

Zilleti kabul etmekten daha büyük bir felaket yoktur.

ABD, devam eden ve 22 ülkeyi kapsayan BOP’a devam etmekte. BOP bitmedi.

BOP, her ne kadar Büyük Ortadoğu diye adlandırılsada; Büyük İsrail Projesidir. Bunu ABD, artık açıkça dile getiriyor. İsrail’e direnebilecek ve onun etrafındaki tüm ülkeler parçalanarak veya kuşatılarak pasifize edilecek.

Netenyahu, Suudi Arabistan’dan İsrail’e dönen Trump’a hitaben Kudüs’ten Riyad’a uçmak ne güzel bir hayal tarzındaki açıklamalarının ulaşımla ilgili olduğu söylenemez.

Suudi, dün de böyleydi. Körfez ülkeleri de. Neticede batı, bu ülkelerin başına birer aile bırakmış, onlar adına petrolleri işletmekteler. Gelirleri, silah anlaşması olmasa da onlara akmaktaydı, akacaktı.

Müslümanlar 1948'de İsrail'in kurulduğu günü nakbe (büyük felaket) olarak adlandırılmış ve her yer almaktadırlar.

İsrail'in kuruluşu Müslümanlar için zillet sayılmış ve büyük bir felaket olarak tanımlamıştır. Büyük felaketin ilk yıllarında onurlu izzetli insanlar, ülkeler de vardı. Onlar, bu felakete karşı koydular, savaştılar. Düşmanlarını yenemediler ama onları rahat da bırakmadılar. Kendileri de rahat etmediler, rahat davranmadılar, çareler aradılar.

Yenildiler ama bu yenilgi göreceli bir yenilgiyi. Aslında hiç yenilmemişlerdi çünkü tanımamışlardı düşmanı, teslim olmamışlardı. Burada kalabilirsiniz, sizi tanıyoruz, yenildik, kabul ediyoruz, dememişlerdi. Demediler, hep direndiler; çıplak elle, yalın yüreklerle, çocuk generallerle, taşlarla direndiler.

Hep umutluydular, asla teslim olmadılar. Esas yenilginin, savaşı kaybetmek değil; teslim olmak olduğunu bildiler, bu bilinci bilediler, aksinin zillet olduğunu söylediler, izzetliydiler, direnenler hala da öyleler.

Yıllar Sonra daha büyük bir felaket yaşandı. Düşmana karşı direnmenin, günün birinde mutlaka bir sonuç getireceğinin netleşmesi ile aynı zamana denk geldi neredeyse bu felaket.

Gerçi, ilk büyük felaket, İsrail’i tanımakla aynı mahiyette bir felaketti ama bu defa farklı. Sadece tanımak ve teslim olmak değildi, sadece ilişkiler kurmak, ticaret yapmak değil de onun safında geçmekti, onun safına geçmek ve onun safına giremeyenlere savaş açmaktı.

Şimdi böyle bir felaketle, böyle bir manzarayla karşı karşıyayız ve bu açıkça ve küstahça planlanıyor, tezgahlanıyor ve dile getiriliyor.

Trump'ın ilk ziyaretiniz Suudi Arabistan'a yapması ve ardından İsrail ziyareti, yapılan anlaşmalar, belirlenen hedefler. Her şey ayan beyan ortada.

Terörün, terörizmin ana hamileri, ana kaynakları, bu haydut devletler, bölgemizde yeni savaşların fitilni ateşleme niyetlerini açıklıyor ve Türkiye’yi de bu aşağılık plana destek olmaya davet ediyor. Türkiye direndikçe de; Suriye’de vaya başka alanlarda onu sıkıştırıyor…

Bölge ülkeleri, ABD’nin insani ve hukuki olmayan bu planlarına karşı uyanık olmalılar.

Terör demek; ABD, İngiltere, İsrail, Suudi Arabistan demek. Kimin terörü nasıl desteklediği, kullandığı ortada.

ABD, Filistin’de neredeyse her gün 15-16 yaşlarında bir genç kızın kurşunlandığını, yeni yerleşim yerlerinin hızlanarak devam ettiğini, açlık grevindeki Filistinli mahkumları gündeme getirdi mi?

Bombaladığı Yemen’de, insanların, ambargolardan ve savaştan dolayı nasıl kırıldığını, her on dakikada bir çocuğun açlıktan öldüğünü dile getirdi mi?

Suriye saldıkları teröristlerin ABD ve Batı tarafından açıkça desteklendiğini dile getirdi mi?

Suriye terk eden milyonlarla ilgili bir çözüm önerisinde bulundu mu?

İsrail, Suudiler değil de; Filistinliler mi terörist oldu? Bunun için mi “Müslümanlar” kılıç oyunu oynuyor ve ordu kuruyor. Büyük İsrail için mi?

Size ve sizden insanlık adına beklentide olanlara/sizi destekleyen ve sizlerle yola çıkanlara binlerce kez lanet olsun!