BÜYÜYEN TEHLİKE: UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI

17 / 02 / 2018

Madde bağımlılığı çağımızın en büyük sorunlarından biridir. Özellikle gençlerimiz ve çocuklarımızı hedef alan, onları hayattan koparan, aileleri dağıtan bir illet. Uyuşturucu ile ilgili haberler haber bültenlerinin eksik olmayan başlıklarından.

Öncelikle bu konuda bazı rakamlar verelim.

“Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (GÜSAM) Başkan Yardımcısı ve Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ekrem Muş‘un hazırladığı uyuşturucu raporuna göre, 2013 yılında ülke genelinde 76 kilo bonzai yakalandığı belirtilen raporda, 2014 Eylül ayı itibariyle yaklaşık 445 kilo bonzai yakalandı.

Türkiye’de 2011’den bugüne yapılan operasyonlarda sentetik uyuşturucu maddesi bonzainin en fazla ele geçirildiği il İstanbul oldu.

Türkiye’de son zamanlarda ucuz da olması nedeniyle kolay ulaşılabilen sentetik uyuşturucu maddesiyle ölümler artarken Doç. Dr. Ekrem Muş, “Uyuşturucu ile Mücadelede Güncel Durum: 2013-2014 Yıllarının Karşılaştırmalı Analizi” konulu rapor hazırladı. Raporda, ülkemizi tehdit eden uyuşturucu madde türlerine göre mevcut durum ile 2013-2014 yıllarında yapılan yakalamaların analiz ve değerlendirmeleri istatistiksel veriler ışığında ele alındı.2008-2012 arası Genel Uyuşturucu İstatistiklerine göre, hem olay sayısında hem de şüpheli sayısında her yıl artış olduğu gözlendiği belirtilen raporda, 2008 yılında 14 bin 433 olayda 32 bin 101 şüpheli bulunurken bu rakamın 2012 yılında 83 bin 133 olayda 130 bin 49 şüpheliye yükseldiği kaydedildi...”

“ 2013 yılı KOM Uyuşturucu Raporu’na göre 2009-2012 arasındaki süreçte son 4 yılda ecstasy operasyon sayısında yüzde 608, şüpheli sayısında ise yüzde 312 artış söz konusu olmuştur, Türkiye’nin captagon trafiğinde çoğunlukla nihai pazar haline geldiği ifade edilebilir. 2014 yılı Eylül ayı itibariyle yakalama oranı 2013 yılının aynı dönemine göre (4 milyon tabletten 120 bin tablete) yaklaşık 40 kat (3 milyon 980 bin tablet) azalmıştır, Talep Türkiye’de özellikle İstanbul, Antep, Adana, Hatay, Mardin, Urfa illerinde çok fazla olmasına rağmen yakalanamamaktadır. Suriye karışıklığı nedeniyle bu maddenin kullanıcıları da artmıştır…”

Uyuşturucu kullanımının zararları herkesçe bilinmesine, bir veya iki kez kullanıldığında bağımlılık yaptığı da bilinmesine rağmen bu derece yaygın olmasının nedenleri nelerdir? Kanaatimce bu konudaki en önemli soru budur ve bu soru herkesedir.

Akademisyen, anne, baba, çocukları madde bağımlısı olan aileler, sivil toplum kuruluşları, genç, öğretmen, doktor, polis, siyasetçi, diyanet başta olmak üzere her kurum ve statünün bu konudaki cevabı oldukça önemli.

Bunun temel ve bazı bilinen nedenlerinden bahsederek kendime ait cevaplarımı sunmak isterim.

Ekonomik nedenler, etkilenme, yaşam tarzı, eğitim, yasal boşluklar, ruhsal tatminsizlik, sosyal güvensizlik/huzursuzluk aklıma ilk gelen nedenler.

Şimdi biraz açalım:

Ekonomik olarak iyi durumda olanların daha fazla zevk arayışına girmeleriyle uyuşturucuya yönelmelerinden ziyade, kötü ekonomik ve sosyal şartlarda yaşayanların çareyi, uyuşturucu bataklığına saplanmakta bulmaları korkunç. Bu çocuk ve gençlereyönelik ucuz ve çökertici sentetik seçenekler sunulmakta. Bonzai, bunlardan biriydi…

Eğitim düzeyinin düşük olması, olumsuz çevre şartları, medyanın kötü örneklikleri de önemli etkenlerden.

Yasal boşluklar veya yetersizlikler ise daha ziyade uyuşturucu ticaretinin engellenmesinde yeterli sonuç alınması önünde engel oluşturmakta. Kullanımı ve alt dağıtıcı zinciri de engellemekte yetersiz kalmakta. Aslında, uyuşturucu ticareti yapan ana satıcıların en az cinayetten yargılanması gerekir.

Diğer bir neden sağlıksız aile hayatıdır. Zaten aile hayatı kavramı da toplumumuzda gittikçe zayıflamaktadır. Bunda televizyonun dizilerinin de büyük etkisi vardır.

Son yıllarda, erkekli kadınlı oturulan kafelerin sayısında yaşanan patlamanın da, fuhuş ve uyuşturucu kullanımın artmasında önemli rolü olmuştur.

Diğer ve en önemli sebeplerden biri de yaşam tarzıdır. Seküler yaşam tarzı, insanın dinden, Allah’tan, helal ve haram kavramlarından, hesap günü kavramından uzak yaşaması, dini hassasiyetlerinin olmaması ve bunun beraberinde getirdiği ruhsal arayış veya boşluk.

Sosyal olarak ise adaletli bir bölüşümün olmayışı, toplumda zengin ve yoksul arasındaki uçurumun giderek artması, bunun sonucunda toplumun önemli bir kesimin çocuklarında beliren umutsuzluk hali.

Son iki yılda yapılan araştırmalar, toplumun çoğunun antidepresan ilaçlara yöneldiğini göstermekte. Geçen sene yapılan bir araştırmaya göre; son dokuz yılda anti deprasan kullanımı yüzde 160 oranında artış göstermiştir.

Uyuşturucu kullanımında da önemli artışlar var.

Polisiye tedbirler, tedavi süreçleri önemli ve gerekli olmasına rağmen; esas önemli olan nedenlerini ortadan kaldırmaya yönelik çözümler bulmak ve uygulamaktır.

Uyuşturucu kullanımı sadece kullanımla kalmamakla, kullanıcıların ölmesine veya suça yönelmesine de sebep olmaktadır…

Bu konuda toplumsal bir konsensus oluşturulmalı, ilgili kurum ve statülerin bu konsensüs gereği izleyecekleri politikalar titizlikle belirlenmelidir.

Toplumun, sömürülen ya da geri bırakılmış kesimlerinin ekonomik, sosyal yönden ayağa kaldırılması gerekir.

Bunu yaptığımızda, toplumsal dayanışma ve huzur artacaktır.

Toplumsal kenetlenme ve sevgi, yapılanların ve söylenenlerin uyuşmasıyla pekişecektir.

Toplumu ifsad eden/bozan, yanlışlıklara yönlendiren her türlü uyarana karşı önleyici tedbirler uygulanmalıdır.

Eğitim özgürleşmeli, seküler ve karma eğitimden derhal vazgeçilmelidir.

Tüm bunlar sağlandığı zaman elbette önemli mesafeler kat edilmiş olunacak. Bu bağlamda yerel yönetimlerin de yapabilecekleri önemli katkılardan bahsetmeden geçmemeli. Bu bağlamda Şanlıurfa Eyyübiye Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen madde bağımlılığıyla mücadele için, 'Hayatı seviyorum, Yaşamayı Seçiyorum, Madde Bağımlılığına Hayır' çalıştayı örnek teşkil eden bir etkinliktir.

Bu çalıştayda konuşan Belediye Başkanı Mehmet Ekinci’nin: "Bu ülkenin birliğine karşı olanlar, gençlerimizi bizden alma konusunda çeşitli yollara başvuruyor, bunlardan birisi de tabi ki madde bağımlılığı. Sayıları, yaşları söyleniyor, tabi mutlaka gerçeklik payı vardır. Ama önemli olan artık bu konuyla mücadele etmek zorundayız. Geç kalmışız, bundan sonra hiç olmazsa geç kalmayalım" şeklindeki sözleri kayda değerdi.

Alanında uzman psikologlar, sosyal medya fenomenleri, sosyal hizmet uzmanları ile aktivistlerin katıldığı bu “1. Bölgesel Bağımlılıkla Mücadele Çalıştayı” açılış konuşmasını yapan ve bir yol haritasının şart olduğunu belirten Eyyübiye BelediyeBaşkanı Mehmet Ekinci’nin: Şanlıurfa'nın en büyük ilçesi olan ve 150'i Suriyeli olmak üzere yaklaşık 525 bin nüfuslu Eyyübiye'nin sürekli kırsaldan göç aldığına vurgu yapması, uyuşturucuyla mücadele konusunda geç kalındığının altını çizmesi önemli tespitlerdendi.

Ekinci: "Eyyübiye ilçemiz sürekli kırsaldan göç alan bir ilçemizdir. 150 bin Suriyeliyle beraber toplam 525 bin nüfusumuz var. Toplamda 36 mahallemiz var. Bunlardan biri sadece planlı mahalle, diğerleri getto tarzı bir yapılaşmanın olduğu bir yer. Haliyle kırsaldan ve taşra ilçelerin de ilk durağı. Ekonomik anlamda en uygun yer orası. Tabi o çarpık kentleşme ve fiziki yapılar ister istemez o insan ruhu üzerinde de olumsuz etkilerde bulunuyor. Ekranlar aracılığıyla gençlerimiz o güzel yerlerigörürken, sokağa çıktıkları zaman sosyal yaşam alanları konusunda kısıtları varsa bu onları isyana teşvik ediyor. Ve haliyle suiistimal edilecek konular ortaya çıkıyor…

Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor ama burada da ortak bir dil kullanılması lazım, önceliklerin belirlenmesi lazım. Kurumlara göre önceliğin değişmemesi lazım. Eğer bu bir yaraysa, sıkıntıysa Şanlıurfa’mızda, ilçemizde, buna bizim ciddi bir şekilde eğilmemiz gerekiyor. Hastalığımızla yüzleşelim, teşhis edilmiş durumda. Bu yüzleşme sonucunda da tedaviye iyi bir şekilde başlayalım.

Belediye olarak şuana kadar 49 bin ailemizin evine konuk olduk.

Sorumluluk alanımızda bulunan 150 madde bağımlısı gencimize gerekli destekleri verdik. Vermeye de devam ediyoruz. Bu gençlerimize geç olmadan sahip çıkmamız gerekiyor. Biz eğer geleceğimizi imha etmek istiyorsak, o zaman geleceğin gençlerini inşa etmekten vazgeçmemiz lazımdır." Şeklindeki konuşmaları sadece tespitler içermemekte; aynı zamanda yapılan faaliyetlerin, gösterilen çabaların büyüklüğünü de ortaya koymaktadır.

Bu çalıştaya; madde bağımlısı aileler, psikologlar, sivil toplum kuruluşları ve AMATEM yetkililerinin de katılması oldukça isabetli olmuş. Bu çabalarından dolayı Eyyübiye Belediyesini, bir vatandaş olarak kutluyorum.

Uyuşturucu kullanma yaşının 10’ a kadar indiği ülkemizde, bu konuya daha ciddi şekilde eğilmenin zamanı geldi de geçiyor.