EĞİTİM SİSTEMİMİZ MUTSUZLUK ÜRETİYOR

23 / 04 / 2017

Başarıya odaklı bir eğitim sistemi elbette ki sorunlu nesiller yetiştirir. Başarı tek başına bir amaç/hedef olamaz. Önemli olan kişinin kendi yetenekleri doğrultusunda bir donanıma sahip olması ve severek yapabileceği işe dair özelliklerini geliştirmesi.

Ancak bunu yaparken kesinlikle iyi insan olma hedefinin en ön sırada olması gerekir. Başarı mutluluğu getirmez. Mutluluğu getiren, her şeyin olması gerektiği gibi olmasıdır.

PİSA'nın yapmış olduğu bir testte, Türkiye'nin öğrencileri; 72 ülke arasında mutluluk anlamında sonucu olmuştur.

"72 ülke ve ekonomik bölgede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapıldı. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35'ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) ülkeleri oluşturuyor.

Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı geriledi." ( BBC)

Tabii ki bunun eğitim sisteminin tüm kademeleri ve eğitime yaklaşımımız, eğitim politikaları ve sınıfsal sorunlarla da ilişkisi var. Dolayısıyla sonuçları ve çözüm yollarını irdelerken, konuyu tüm bu unsurlarla beraber ele almak gerekir.

Yine bunun; teknik konular dışında, siyasi, ekonomik ve sosyal bazı derindeki nedenleri de vardır.

Elbette PISA testini tek başına bir ölçüt olarak kabul etmek ve bunun mutlak bir sonuç olduğunu ifade etmek de doğru olmaz ancak eğitimle ilgili veya eğitimden elde edilen dönütlere bakıldığında; Türkiye'nin, gerçekten olabileceği yerde olmadığı da görülecektir.

OECD tarafından 2000 yılından itibaren başlatılmış olan PİSA testi uygulaması 2003'ten başlayarak düzenli şekilde Türkiye'de de devam etmektedir.

Gençlere; bireysellikten dünya vatandaşlığına doğru bir format kazandırma ve çağın gereklerine göre özellikler kazandırma hedefi kapsamında yapılan en büyük değerlendirme projelerinden biridir PİSA.

Türkiye'de PİSA testi 2003 yılından itibaren uygulanmakta. 34'ü OECD ülkesi olmak üzere, toplam 71 ülkenin yer aldığı bu projede; 15 yaş grubu öğrencilerin örgün eğitimde; fen, matematik ve okuma becerileri alanında edindikleri bilgileri günlük yaşantılarında ne oranda kullandıklarını ölçmeyi hedeflemiştir. Ayrıca onların eğitim hakkında kişisel görüşleri, kendileri ve aileleri hakkındaki değerlendirmeleri de çalışma kapsamına girmekte.

PİSA sonuçları bir başarı değerlendirmesinden ziyade durum tespiti mahiyetinde. Türkiye, inişli çıkışlı bir periyot izlemiş. Son değerlendirmelerde ise Türkiye; 72 ülke arasında 50. sırada yer almış.

Elbette PİSA gibi; Uluslararası kuruluşların yaptığı çalışmalar tamamen masum değil. Küresel Kapitalist sistem için donanımlı insan/beyin tespiti, potansiyel saptamalar öncelikli hedefleri. Ancak yine de biz kendi tablomuz hakkında bazı ipuçlarını yakalamaya çalışabilir, bu verileri kullanabiliriz. Bu çalışmalardan; kendi eksikliklerimizi ve yanlışlarımızı giderme yönünde yararlanma yoluna gidebiliriz.

Dünyanın en mutsuz öğrencileri sıralamasında da yine Türkiye ne yazık ki sonuncu durumda. Yani bu dünyanın en mutsuz öğrencilerine sahibiz. Düşünün; umutsuz ve mutsuz bir öğrenci kitlesine sahibiz. Ne acı bir durum, değil mi?

Neticede dönüp dolaşıp, eğitim sistemimizdeki temel/yapısal yanlışlarla yüzleşiyoruz her defasında.

Problem çözücü değil; test çözücü bir sistemimiz var.

Yapabilen değil; bilen bir yapıya sahibiz.

Gerektiğinden fazla vakti okul, dershane, etüt ve benzeri alanlarda geçiriyoruz. geçiriyor

Öğrencilerimizi; hayattan hatta ailelerinden koparıyoruz.

Düzensiz efor, düzensiz uyku, düzensiz beslenme, sağlıksız sosyal hayat/sanal, dünya sağlıksız teknolojik bağımlılık gibi yanlış uygulamalarımızın sonuçları var.

Kesinlikle okuldaki eğitim; -küçük küller ve daha kısa süreli olmak şartıyla- öğlen yemeği saatini geçmemelidir.Yani işin okul boyutundaki, dershane boyutundaki süreçleri için söylüyorum.

Eğitim hayatı boyunca çocuğun çeşitli alanlardaki edinimleri, bulunduğu derece belirlenip bilinmeli, çocukların hayatla, aileleriyle, doğayla bağları yeniden kurulmalıdır.

Günümüzde psikolojik sorun yaşamayan öğrendiğiniz neredeyse yok gibi.

Öğrenciler ne istiyor, nasıl bir okul hayatı istiyor, nasıl bir eğitim sistemi/metodu istiyor diye onların taleplerini dikkate alan bir tespitimiz, bir çalışmamız olmadığı gibi; bu tespit ve talebe göre bir düzenlememiz de yoktur.

Öğrencilerimizi uyuşturucu ve benzeri olumsuzluklardan koruyacak sosyal ağların oluşmasının önünde, eğitim yapılanmamızın en büyük engeli teşkil ettiğini söylemek abartı olmayacaktır.

Okullarımız güvenlik açısından ne yazık ki kötü durumdadır.

Çocuklarımızı hayata hazırlama ve onların mutluluğunu sağlama yönündeki eğitim içerikleri sağlıksızdır.

Okul hayatı sürecinde geçen süre boyunca; çocuklarımız ne yazık ki yönsüz veya umutsuz bir şekilde bir yarışa sokulmakta ve onlara sürekli bilgi yüklenmektedir. Bu, sağlıksız bir gidişattır ve kesinlikle bu konuda ciddi bir yapılanma, köklü değişiklikler gerekmektedir.