İbadet Felsefemiz

22 / 02 / 2017

İbadet devrimci bir eylemdir. İslam itikadı bile “la” ile başlar. La, reddetme, zemini hazırlama ve engelleri kaldırmadır. Bunun için ne gerekiyorsa yapılır. Hangi iplerden, zincirlerden kurtulmak gerekiyorsa, neye, kime kafa tutmak gerekiyorsa, hangi otoriteye, güce, düzene baş kaldırmak gerekiyorsa, gereği yapılır.

İbadet de böyledir. İbadet bağlanılması gereken ipe bağlanmak için, diğer bütün bağlardan kurtulma eylemidir.

İbadet, doğru ve olması gereken istikamette olmak ve bu istikametteki yaşantıların tümüdür. Böyle bir istikamette bulunan yaşantı ve davranışların, alınan her nefesin adıdır.

Ritüel gerektiren ibadetlerin de kendi içinde bir mantığı vardır.

Bunların en önemlisi namazdır. Namazda hem eğilme, hem dik durma (kıyam), hem de yere kapanma vardır. Dik durmanın en önemli yeri olan alnımızı yere kapanırken, yere sereriz.

İbadet sahibimizi ve düşmanımızı tanıma, tanıtma deklerasyonudur.

İbadet, kime neye, ne kadar eğileceğimizi ve onun karşısındaki konumumuzu; kime neye karşı da nasıl dik duracağımızın göstergesidir.

İbadet, güncellemedir, güncellenmedir.

Eğitilmemizdir. Kendimizi eğitmekten ziyade, Rabbin bizi eğitmesidir.

Çağımız, ibadetlerimizi huşu içinde yapma bakımından engellerle doludur. Oysa engeller zihnimizde, ruhumuzda ve bilinçsizliğimizdedir. Kabahat bizdedir.

İbadet bilinci ahlaka götürücü olmalıdır. Ahlaka götürmeyen bir ibadet sağlıklı yapılmamıştır.

İslam toplumsal bir dindir. Sosyal olmayı, sosyalleşmeyi, sosyal adaleti önemser.

İbadetin de yaşamın bir parçası olması, yaşamın da ibadet olmasından da dolayı olabilir.

İslam, toplu ibadetleri över. Kişisel de yapılabilecek ibadetlerin de toplu yapılmasını tavsiye eder.

Namaz sıradan bir ibadet değildir. Namaz, Müslümanların birbirleriyle ve ilahlarıyla buluşmalarıdır.

Namaz bir durum tespiti, bir yoklama, bir içtima, bir toplantı ve güncellenmedir. Namazda Allah’ı aramalıyız. Namazda Allah’ı aramak muhtacı, müşkülü olanı aramaktır. Problemi çözmek ise bulmaktır.

Sanallaşan günümüz toplumunu tekrar diriltecek yegane çare namazdır.

Çağımızın çürümüş yaşam tarzını yerinden oynatacak, insanı asli kimliğine döndürecek çağ değiştirici bir potansiyeli mündemiçtir namaz.

Namazın iç terbiye özelliği ne kadar önemliyse, sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı gerçekleşme yönü de büyük önem taşır.

Namaza en çok gençler önem vermelidir. Gençler toplumu sürükleyebilecek bir dinamizme sahiptirler.

Camilerimizi, yardımlaşabileceğimiz, sevinçlerimizi paylaşabileceğimiz bir yaşam merkezine dönüştürmenin yolu, bu bilinçle ibadet etmeye gitmekle olur.

Camileri, oradan ayrılmak istemeyeceğimiz bir mekana dönüştürmenin tek yolu samimiyettir.

İbadet bir ahlak ve bilinç oluşturur dedik.

Biz ibadeti, muamelat bakımından, sadece Allah ile kul arasında geçen bir eylem olarak sınırlayamayız. İbadetin akdi ve ruhsal boyutu Allah ile kul arasındadır. Ancak, ibadet daha çok dünyaya dönüktür. Yaşamın tüm alanını kaplar. Hem Allah hem de Allah dışındaki tüm varlıklarla olan münasebetlerimizi de kapsar. Bu yüzden ibadet bilinci ve sorumluluğu mutlaka olmalı. Nedir ibadet bilinci?

İbadet bilinci, itikat bilinciyle de orantılı. “La” kısmı en temel mihenktir bu bakımdan. Yani reddetme. Neyi reddedeceğimiz ve onun yerine neyi koyacağımız oldukça önemli.

Allah dediğimiz zaman davranışsal olarak neyi kapsadığı önemli. Allah denilince “La” nın neleri kapsadığının bilinmesidir. Allah denilince; Allah’ın razı olacağı, emrettikleri, tavsiye ettikleri, istediklerinin bilinmesidir.

O yüzden Kitabın bizi yönlendirmesi gereken kısmı mesajıdır.

Mesajı merkeze almadığımız zaman, kitabı çağa indiremeyiz.

Yani, “La” da, Allah da kitaba bakışımızın sağlıklı olmasıyla bizde gerçek anlamını bulur ve bizde ibadet bilinci oluşturur. İnansın iradesi, tercihi, nefsine karşı hakimiyeti performansla ilgilidir, nicelikseldir. İbadette esas olan; bilinç ve faydadır, samimiyet ve takvadır.

Bilinç ve takva ibadeti heyecanlı kılar. İbadet ruhsal ve bedensel bir aksiyondur. İbadet cesarettir, tek başına bile dünyaya meydan okumadır. İbadet seni tek başına bırakmaz.

Günümüzde, etkin olamamamızın en önemli nedeni de bu ibadet bilincinin eksikliğidir.

Şimdi, kitabı çağımıza indirelim ve ibadete başlayalım.

Kitap, bu çağda benden ne ister; bu çağda “la” nedir?

Bu iki sorunun kapsamı geniştir ama kapsamı ne kadar geniş olursa olsun, maksadında saklıdır.

Bir fikir edinmek açısından kısaca değinelim:

Reddedeceğimiz yani “la” diyeceğimiz, Allah’tan başka tüm güçler ve otoriteler, egemenlikler, düzenler, sistemler, kişiler, kimlikler, makamlar, rütbeler, payeler, eylemler, yerler, yaşantılar, çabalar, hissetmeler, ticaretler, kültürler, tarihler, değerler vs.

Kapitalist küresel sisteme dahil olan tüm mekanizmalar ve küresel sistemin ürettiği terör, savaşlar, zulüm, hegemonya, diktatörlükler, eğitim sistemleri, sömürü, ekolojik tahribat, monotonlaşma, tek tipleşme, sapıklıklar, sapkınlıklar, iletişim donanımları, medya, talan, işgal, ticari ve finansal hakimiyet ve bunun aracı olan bankalar, borsalar, bize sattığı ve almak için zorladığı ve almak zorunda olduğumuz mallar, bizi alıştırdığı yaşam biçimi, bizde oluşturduğu tüketici davranışları, bizde oluşturduğu yaşama bakış açısı ve yaşam tarzı, neyin önemli olup neyin önemli olmadığına dair bizde oluşturduğu yaklaşımlar vs.

Tüm bunlara nasıl “la” diyeceğiz. Bu devasa kapsayıcı ve kuşatıcı tasalluta karşı etkili bir “La” diyebilecek donanımlarımız neler olmalı?

İnanın zehir varsa; panzehir de vardır.

Bunlara kafa yormamızdır ibadet.

Sonuç olarak, ibadet olumlu ve iyi olandır. Öyle ise "iyi" yi çok dikkatli tespit etmeliyiz. "İyi" nedir? Neleri kapsar?, "İyi" yi biz belirleyebilir miyiz?

 Bu konulara kısmet olursa ileride değinmek umuduyla Rabbim bizleri, hakkıyla kendisinden korkan, hakkıyla ibadet edebilen bilinçli kullarından eylesin.