İNTERNET VE TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI

28 / 01 / 2018

Teknoloji giderek deha hızlı şekilde gelişmektedir. Bu gelişme, hiç kuşkusuz insan yaşamını ve davranış biçimlerini de etkilemektedir. Teknolojik ürünlerin bu hızlı gelişimine ayak uydurmak da, onun zararlarına karşı korunmak da giderek zorlaşmaktadır. Kapitalist sistem; ister okumuş, ister okumamış; ister eğitimli, ister eğitimsiz, ister maddi durumu iyi olsun; ister yoksul olsun, hemen her kesimden insanda, yeni çıkan bir telefon ya da başka bir teknolojik ürünü almaya yönelik güçlü bir istek oluşturmayı başarmıştır. Bugün, bu tehlikeli zihni kölelikten/bağımlılıktan değil de; özellikle gençlerde bağımlılığa dönüşmüş teknoloji kullanımından bahsetmek istiyorum. Bu bağımlılıktan veya bağımlılık tehlikesinden hiçbirimizin ve hiçbirimizin çocuklarının beri olmadığını belirtmekte yarar var. Az ya da çok kendimizi kaptırdığımız bir gerçek. Otobüste, yolda, lokantada, kafede, misafirlikte vesaire en geç beşinci dakikada cep telefonumuzu elimize alırız…

Çevremizdeki hayata ve insanlara kendimizi giderek kapatır olduk. Elbette araştırmak, dünyada ne olup bittiğini merak etmek doğal bir duygu ancak bu kadarı ve bu tarzda olması garip bir durum oluşturmuyor mu? Diğer bir bağımlılık ise televizyon. Tüm bu bağımlılıkların diğer bir nedeni ise; insanın kendine yeteceği yanılgısı ve bireyselleşerek diğer insanlardan kopma istidadı. Bu kopuş; aynı zamanda bir sonuç da. Çağımızın model insanı; toplumdan ve diğer insanlardan kopmuş, ailesiyle iletişimini minimize etmiş, teknoloji bağımlısı olmuş ve içine kapanmış; yalnız/birey/bencil insan tipi. Bunca mobese sistemlerine rağmen gençleri suç işlemekten alıkoymuyoruz. Bunda; acımasız kapitalist sistem uygulamaları ve adaletsiz gelir dağılımının da payı büyük. Özellikle televizyon dizilerinde verilen mesajlar, gençleri zehirlemektedir. Bu mesajlar; zenginliğe, evlilik dışı ilişkilere, kumar, içki, aldatma, eve çıkmaya, flörte, birlikte çıkmaya, evlilik dışı cinsel ilişkiye, uyuşturucuya, çeteleşmeye, şiddete teşvik etmektedir. Bu tipi el birliğiyle biz oluşturduk. Son yirmi yılda daha da hızlanan bir soyutlamayı onlara biz yaşattık. Onları, televizyonun, bilgisayarın ve kullarının insafına biz bıraktık. Dünyalarını (okullarını, sınavlarını, kariyerlerini) tüm değerlerin önüne koyduk. Hata yaptığımız yerden sorunumuzu çözmeye başlamalıyız gibi. Gelelim internet bağımlılığına. En kısa ve genel tanımı; gerektiğinden fazla internet kullanma ve onsuz yapamama.

İnternet, bilgiye ulaşımı kolaylaştıran, iletişim ve etkileşimde seçenekler sunan, hayatın sosyal, eğitim, sağlık, ekonomik, bürokratik vs alanlarında da kullanılan, çağın en önemli icadı. Hızının artması ve cebe girmesiyle daha da yaygınlaştı kolayca ulaşılır oldu. Kitap, bisiklet, top gibi hediyelerin yerini; tablet, telefon, bilgisayar aldı. İnternet sayesinde birçok işimizi kolayca ve yorulmadan halledebiliyor, alışveriş yapabiliyor hatta okul bile okuyabiliyoruz. Daha da sayamadığımız birçok yararının yanı sıra; zararlarının da olduğunu biliyoruz. İnsanlar fiziksel aktivite ya da birbirleriyle direkt iletişim yerine iç dünyalarına çekilmeyi tercih ederek yalnızlaşmaktadır. Bu durum iletişimsizliği ve teknolojik bağımlılığı kalıcılaştırmaktadır. Teknolojik ürün tanıtımı, bir yaşam tarzı ile birlikte sunulmakta; dha onu alırken bile inşaları şartlandırmayı hedeflemektedir. Bu yönlendirme bile tehlikeler içermekte, birçok yanlış davranış kazandırma sürecini de beraberinde getirebilmektedir.

Özellikle çocuklarda ve gençlerde internetin bilinçli kullanımını bir davranış haline getirmek oldukça zorlaşmaktadır. İnternet bağımlılığının veya teknoloji bağımlılığının, bireysellik, fiziki olarak kötüye gidiş, ruhsal bozukluklar, yalnızlık/değersizlik hissi, psikolojik hastalıklar, toplumdan soyutlanma, hareketsizlik, agresiflik, saldırganlık, mutsuzluk gibi birçok olumsuzluğa yol açtığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra tehlikeleri de mevcuttur. Uyuşturucu, sahtecilik, terörizm, zararlı cinsel içerikler, şiddet, ruh halini bozan oyunlar, kumar vs. Kişinin ekonomik, eğitim, sağlık gibi alanlarda vaktini alması ve kişiyi bu ve hayatın diğer alanlarında başarısız kılmasını da belirtmeliyiz. Bu zararlarını ve olumsuzluklarını minimuma indirmek, internetten yararlanmak, sağlıklı iletişim kurabilen fertler haline gelerek, birbirleriyle direkt iletişimde olan bir toplumu meydana getirebilmek için, gençlerimizi kurtarma sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz ve onları internet konusunda eğiterek, denetleyerek bağımlı olmalarını engellemeliyiz. Dolayısıyla çocukların ve gençlerin fiziksel, ruhsal ve cinsel olarak sağlıklı büyümeleri ve gelişmeleri açısından teknoloji ve internetin doğru kullanımının önemi büyüktür. Bir kere şunu belirtmekte yarar var ki; günlük hayatta karşılaşılan olumsuzlukların hemen hepsinin, sanal dünya dediğimiz hayatta da mevcut olduğu gerçeğiyle işe başlamalıyız. Bu bakımdan yaşına göre çocuklarımıza ve gençlere sanal dünyayı tanıtmak; onlara neleri yapabileceklerini, neleri de yapmamaları gerektiğiyle ilgili bilgiler vermeli; bunun nedenlerini ve doğabilecek sonuçları konusunda onları uyarmalıyız. Onları özellikle internet kullanımı ve televizyon başında durma ve izleyecekleri programları birlikte belirleme noktasında çok dikkatli eğitimlerden geçirmemiz gerekmektedir. Çocuklar ve gençler genellikle teknolojiye daha yatkın ve kullanmaya istekliler. Ayrıca öğrenme çağında oldukları için teknolojiyle daha çok muhatap olma durumları söz konusudur ve ebeveynlerine oranla daha fazla teknolojiyle teknoloji kullanımını gerçekleştirmektedirler.

İnternet erişiminin, ailenin topluca yaşadığı yerde ve görünür şekilde olması gerekmektedir. Bunun dışında çeşitli programlarla içerikler filtrelenmelidir. Diğer bir husus ise süre ve şartlarıdır. İnternet, tablet, tv gibi teknoloji kullanımı toplamda iki, en fazla üç saat olmalıdır. Bu kullanım da sorumluklarını yerine getirme şartına bağlı olmalıdır. Sanal ortamda, sosyal ağlarda kimlerle arkadaşlık yapması ya da yapmaması gerektiği ile ilgili bilinmesi uyması gereken kurallar anlatılmalı, gerçek hayatta tanımadığı insanlarla sosyal ağlarda da arkadaş olmaması gerektiği üzerinde durulmalıdır. Kişisel bilgilerin paylaşılmaması, istenmeyen bir durum karşısında bunun ebeveynlere anlatılması gerekliliği de anlatılmalıdır. İnternet üzerinden çocuklara ve gençlere zarar vermek isteyen kişilere karşı uyanık olmayı öğretmeli, kötü amaçlı yazılımlara dikkat çekmeliyiz. Kaynağı belli olmayan sitelerden uzak durmalı, açılmaması gereken e-postaları açmamalı ve indirmelerde dikkatli davranılmalıdır. Telif hakkı olan bazı müzik, film gibi ürünleri farklı yollarla indirmemelidir. Çocuklara uygun arama motorları kullanılmalıdır. Başka yerde karşılaşabilecekleri zararlı cinsel içerikler olabileceği hesaba katılarak; önceden sağlıklı bir cinsel bilgi ile bilgilendirilmelidirler. Anne babalar, özellikle çocuklarının, çevrimiçi ortamda tanıştıkları kişilerle yüz yüze görüşmelerinin çok tehlikeli olduğu konusunda onları uyarmalı, bunun hangi sonuçlara yol açabileceğini onlara anlatmalıdırlar. Çocukların ve gençlerin internetle ilgili teknik ve diğer anlamda doğru bilgilendirilmeleri için, ailelerin, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu (BTK) ile ilgili bilgi edinmesi önemlidir. BTK’ nın alt yapısı ve erişim sağlayıcıları sayesinde güvenli internet kullanımı sağlanabilir. Bu internet hizmetinin ailelerin, özellikle çocukların kullanımına en uygun profillerin bu kurumla iletişime geçilerek temin edilmesinin önemli olduğu unutulmamalıdır. İnternet kullanımı ve bağımlılığı tehlikesi açısından en önemli risk gruplarından biri olan 14-16 yaş grubudur. Çünkü bu yaşlarda çocukların bağımsız hareket etme eğilimi artmaktadır. Bu yaşlarda kendi başlarına hareket etme ve kendilerini kanıtlama eğilimleri arttığından ebeveynlerin işi de zorlaşmaktadır. Bu durum, onları daha da risk altına sokmaktadır. Ancak bu durumda onları daha önceki yaşlardaki gibi olmasa da belli bir oranda sınırlamak ve daha nitelikli bir şekilde, fark ettirmeden denetlemek, uyarmak ve bilgilendirmek devam etmelidir. Tüm bunlarla birlikte esas yapılması gereken ise; çocuklara ve gençlere doğru şekilde Allah’ı tanıtmak ve doğru ve emin bir örneklik sergilemek en etkili ve faydalı yöntem olacaktır.

Gençlerimizi, geleceğimizi ve toplumumuzu kurtarmak adına hepimizin sorumlu olduğunu unutmamalıyız. Gerek kız-erkek ilişkileri, gerekse hakkıyla dini/salih eylemlerde bulunma konusunda giderek tehlikeli sürece giren gençlerimizi, her türlü günahtan ve bağımlılıktan kurtarmaya yönelik politikalara ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız. Onların, dinsel, düşünsel, sosyal ve fiziksel aktivitelerde bulunabileceği, toplumla rahatlıkla iletişime geçebilecek nitelikler kazanmalarına yönelmeleri için, öncelikle bizler, onlarla iletişime geçmeye başlamalı, çok geç olmadan harekete geçmeliyiz. Bunlar dışında neler yapılabileceğiyle ilgili planlar yapmalıyız. İnternetsiz kamplar mı olur, internetsiz alanlar mı olur düşünmeliyiz? Bu konuda ihmalkar davrandıkça, nesli kaybediyoruz.