İşsizlik

18 / 03 / 2017

Makinalaşmanın insan gücüne olan ihtiyacı azalttığı bir realite. Türkiye gibi nüfusu hızla artan ülkelerde herkesin ille de bir iş sahibi olması olanaksız görünebilir. Ancak, tüm işlerin insan gücü/bedensel güç gerektirmediği de bir gerçek.

İşçi alacak kurumların kapısına, ihtiyacın beş on katı başvuru olması, sınavlara giren genç sayısın giderek artması ve istihdam rakamlarının düşmesi toplumu yoksullaştırıyor. Bu durum, suç oranından tutun toplumsal yozlaşmaya varan bir dizi sorunu da beraberinde getirmektedir.

İşsizlik/istihdam sorunlarına daha farklı yaklaşan bir anlayış geliştirmek zorundayız. İnsanlar iş sahibi olsun ya da olmasın; temel ihtiyaçlarının karşılanmasını beklerler. Bu beklentilerin karşılanmaması durumunda, farklı yollara başvurma arayışları başlar…

“İşsizlik 7 yılın zirvesine yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre aralıkta işsizlik bir önceki yılın aynı ayına göre 1,9 puanlık artışla yüzde 12,7 ile 7 yılın zirvesine yükseldi. Geçen yılın kasım ayında işsizlik yüzde 12,1 düzeyindeydi...

Tarımdışı işsizlik oranı da aralıkta 2,2 puanlık artışla yüzde 14,9'a çıktı. Genç nüfusta işsizlik 4,8 puan artarak yüzde 24'e yükseldi...

İşsiz sayısı aralıkta önceki yılın aynı dönemine göre 668 bin kişi artarak 3 milyon 872 bin kişiye ulaştı.

İstihdam edilenlerin sayısı aralık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 221 bin kişi artarak 26 milyon 669 bin kişi, istihdam oranı ise 0,3 puanlık azalış ile yüzde 45,1 oldu.

Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 88 bin kişi azalırken, tarımdışı sektörlerde çalışan sayısı 307 bin kişi arttı...

İstihdam edilenlerin yüzde 18,4’ü tarım, yüzde 19,7’si sanayi, yüzde 6,9’u inşaat, yüzde 54,9’u ise hizmetler sektöründe yer aldı.

İşgücü aralıkta bir önceki yılın aynı dönemine göre 888 bin kişi artarak 30 milyon 540 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,7 puan artarak yüzde 51,6 olarak gerçekleşti.


GENÇLER NASIL İŞ BULACAK?

KAYITDIŞI İŞSİZLİK YÜZDE 33'E YAKIN

Aralıkta herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,6 puan artarak yüzde 32,7 olarak gerçekleşti...” (http://www.ntv.com.tr)

Bu konuda kurumsallaşması gereken adil bir bölüşüm mekanizmasının tesis edilmesi şarttır. İşsizliği sadece ekonomik bir sorun olmaktan ziyade; sosyal ve sosyopsikolojik bir sorun olarak ele almakta yarar var. Suç oranının artması, ailelerin parçalanması ve daha bir dizi sorunun temelinde ekonomik unsurlar yatmaktadır.

İşsizlik fonunu daha güçlü hale getirmek, asgari ücreti makul düzeylere yükseltmek öğrencilere parasal ödemelerin arttırılması, iş bulma kurum ve kuruluşların daha işlevsel ve daha şeffaf hale getirilmesi gibi yan tedbirler bir tarafa; işin özünde iki temel unsurun ihmal edilmemesi esastır; adil bölüşüm ve istihdam alanlarını çoğaltmak.

Yine Türkiye’nin, bugün yaşadığı sıkıntıların derinlerdeki sebeplerinden biri de, ağır sanayisini hala kuramamış olmasıdır.

Ekonomik konulara sosyal açıdan yaklaşmak elbette önemli olmakla beraber, hakkaniyetten taviz verilmemesi esastır.

İşsizlik rakamlarına, öğrencilerin dahil edilmemesi-ekonomik destek alıyorlarsa- anlaşılır olmakla beraber; bir evi çekip çeviren, çocuk bakan fedakar ev hanımlarını işsiz/çalışmayan saymak çelişki ve haksızlıktır. Ev hanımlarına destek verilmesi ve onları dışarıda çalışmaya zorlamamak şarttır.

Ninelerimize ekonomik katkı gerekli olmakla beraber, bunu, ‘torunlarına bakma’ şartına bağlı kılmak ciddi bir hatadır ve hemen düzeltilmesi gerekir. Çünkü hala en değerli varlığımız/değerimiz olan aile yapımıza ciddi zarar verecek bir fesadı barındırmaktadır bu şart.

İşsizlik ciddi bir sorun olmakla beraber; çalışanların da ciddi sorunları mevcut. Bu konuda da adil bir ücret politikası olmadığı biliniyor. Çalışma şartları, iş ortamları, yıpranma, emeklik süresi, iş kazaları ve güvenlik alanlarında kat edilmesi gereken uzun bir yol var.

Sosyal ve diğer alanlarda da yeterli iyileşmelerden söz etmek hala mümkün değildir. Bu, ayrı bir konu olduğu için, işsizlikle sınırlı kalalım.

Ranta karşı mücadele etmek gerek. Kamusal ekonomik faaliyetlerin, sivil/toplum denetimine açılması önemli. Özellikle belediyeler. Belediyeleri rant merkezleri olmaktan bir an önce çıkarmak gerek. Ayrıca küresel Kapitalist sermayenin bankalar ve diğer enstrümanlarına karşı daha milli konumlanmalara gidilerek ekonomide havuz politikalarına yönelmelidir.

Yine adil bir paylaşım politikası ve bağımsız bir yargı olmadan toplumsal bir barışa ve refaha ulaşmamız mümkün olmadığı gerçeği unutulmamalıdır. Toplum ifsad olmadan, tüm bu konularda uzun vadeli ve kurumsallaşma mantığına dayalı çözümler üretmek konusunda gecikmemekte yarar olduğu bilinmelidir.