ÖĞRETMENLER MUTLU MU?

27 / 11 / 2017

Eğitim, bir toplumun olmazsa olmazıdır. İnsanı, sosyalleştiren, kendisini tanıma fırsatı sunan en önemli süreç eğitimdir. Toplumları ilerleten de eğitimdir. Eğitimli ve donanımlı toplumlar, tarihte derin izler bırakmışlardır.

Öğretmenler günü olarak seçilen 24 Kasım’ın; Arapça, Farsça, Kürtçe, Zazaca, Türkçe ve Osmanlıcayı yazıp okuyabildiğimiz harflerimizin kaldırılarak, yerine toplumun yabancı olduğu harflerinin getirilmesinin tarih olmasına değinip konuyu uzatmadan, eğitimin öteden beri bilinen temel ayaklarından bahsetmek istiyorum. Bunlar, okul/öğretmen, öğrenci ve aile olarak sıralanmakta.

Şunu unutmamakta yarar var ki, zihni özgür olmayan toplum, başkalarınca eğitilir. Zihinleri şekillendiren eğitimin, özgür olmayışı, özgür bireyler ve dolayısıyla özgür tolum yetiştiremez.

Eğitim sistemi, müfredat, sınavlar, öğrencilerin mutsuzluğu, uzun hareketsizlik içeren öğrenci yaşam tarzının sağlıksızlığı, eğitimde fırsat eşitsizliği ve daha bir yığın soruna bugün için değinmeyelim. Nede olsa öğretmenler günü.

Öğretmenler mutlu mu?

Madem öğretmenler günü, mülki erkan öğretmenlere mesaj gönderiyor, firmalar indirimler yapıyor filan, öyle ise mutlu olmalılar. Ama öyle mi?

Zor ve kutsal bir meslek olan öğretmenlik toplumda hala önemli bir yerde mi, Toplumun öğretmene bakışı eskiye oranla nasıl, öğretmen atama sistemi sağlıklı biryapıya kavuştu mu?

Atanamayan öğretmenlerin sorunları, özel okullarda tüccarlaşan ve köleleşen öğretmenler, kaybolan, erozyona uğrayan öğretmen-öğrenci, öğretmen veli/öğretmen-toplum ilişkisi, kararnamelerle ve yargı süreçlerinde haksız ithamlara maruz kalanlar, haksız ihbarlarla yaşanan mağduriyetle vs.

Mutlu olmayan öğretmen, mutlu olmayan öğrenci, sağlıksız ve sık sık değişen eğitim sistemiyle nasıl sağlıklı bir toplum oluşturulabilir ki?

Öğretmene bir sormak gerekmez mi? Ne istiyorsunuz, diye?

Türk Eğitim-Sen’in 25 bin 732 öğretmenin katılımıyla yaptığı, 24 Kasım Öğretmenler Günü anketinin sonuçlarına bir göz atalım:

Eğitim emekçilerinin mesleki ve ekonomik sorunlarını tespit etmek için yapılan ankete göre öğretmenlerin yüzde 99’u eğitim sistemini istikrarlı bulmadığı anlaşılıyor.

Öğretmenlerin yüzde 87.8’i yeni müfredatı bilimsel, çağdaş bulmamakta, yüzde 95.7’si ise Yeni Lise Geçiş Sisteminin problemleri ortadan kaldıracağını düşünmemekte. Yine ankete katılan öğretmenlerin yüzde 97.4’üöğretmen atamalarında mülakat yöntemini yanlış bulduğunu belirtirken yüzde 93’ü de mülakatı adil ve objektif bulmadığını belirtmekte.

Mesleği bırakmak isteyenlerin oranı:

Bir ankete göre, ankete katılanların yüzde 60.7’si mesleğini bırakmayı düşündüğünü ifade ederken mesleğini bırakmayı düşünenlerin yüzde 40.7’si bunun nedenininöğretmenlerin itibar kaybetmesi, yüzde 20.1’i torpil, yandaş kayırma gibi uygulamalar olduğunu belirtmekte.

Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 99’u eğitim sistemini istikrarlı bulmadığını ifade etmiş.

Eğitimde en büyük sorun:

En büyük sorunu ise öğretmenlerin yüzde 57.9’una göre eğitim sisteminin sürekli değişmesi. Yüzde 11.2 ise eğitimin en büyük sorununu okullarda ehliyetli, liyakatli yöneticilerin görev yapmaması olarak ifade etmiş.

Değer ve itibar:

Öğretmenlere sorulan “MEB’in öğretmenlere verdiği değeri nasıl ifade edersiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 74.6’sı “MEB öğretmene hiç değer vermiyor” derken, “Çok değer veriyor” oranı yüzde 0.5’te kaldı.

Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 94’ü öğretmenlere performans değerlendirme sistemi getirilmesine karşı çıkarken, performans sistemini doğru bulanların oranı yüzde 6 oldu. Performans sistemini desteklemeyenlerin yüzde 22.8’i “Öğretmenlerin toplumdaki itibarı azalacak”, yüzde 19.3’ü de “Öğretmenleri değerlendirecek niteliğe sahip kişiler yok” demiş.

Mülki amirlerin incitici söz ve demeçleri:

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın “Sözleşmeli öğretmen ya eşini ya işini tercih edecek” sözleri hakkında ankete katılan öğretmenlerin yüzde 82.9’u bu sözlerin öğretmenleri incittiğini belirtirken, yüzde 13.3’ü “Art niyetli söylediğini düşünmüyorum, gaf yapmıştır” dedi. Yüzde 3.8’i ise “Doğru bir ifadedir” yanıtını vermiş.

Maddi çöküntü:

Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 75’inin en az bir kredi borcu var. Kredi borcu olan öğretmenlerin ise % 30’unun borcu 50 bin TL’nin üzerinde. Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 92’si kredi kartı kullanırken, sadece yüzde 8’i kredi kartı kullanmıyor. Öğretmenlerin 17.7’sinin ise kredi kartı ya da kredi borcu gibi nedenlerden dolayı sicilinin bozulduğu ifade edilmiş.

Öğretmenlerin yüzde 80’i toplu sözleşme görüşmelerindeki maaş artış oranlarını “çok kötü” olarak değerlendirirken, “iyi ve “çok iyi” olarak değerlendirenlerinoranı ise sadece yüzde 1.4’te kalmış.

İşte böyle ve daha sayamayacağımız bir yığın gerçeği yok sayarak öğretmenin öğretmenler gününü kutlamak ne derece anlamlı ve gerçekçi?

Elbette tüm bu olumsuzluklara rağmen olumlu şeyler de olmuyor mu?

Oluyor elbet. Ders sürelerinin kısaltılabileceği ve çeşitli süreçlerde toplumun da işe katılması, görüş alınması gibi.