PROJELER MEVSİMİ

28 / 04 / 2018

Şanlıurfa gibi baharın kısa ömürlü olduğu bu zaman dilimi çok değerli. Bu güzel zaman diliminde güzel ilimizin okullarının projelerini sergiledikleri, büyüklü küçüklü birçok kademe ve türdeki okulun, yıl boyunca hazırlandıklarını, yapıp ettiklerini, ürettiklerini sergilemeleri oldukça sevindirici ve heyecan verici.

Bu yoğun emek ve çaba ile hazırlanan ürünleri ve proje sunumlarını görme imkanı olup bizzat gezenler olduğu gibi; medyadan takip edenler de azımsanmayacak sayıda. Şanlıurfa'daki medya kuruluşları ve yerel TV kanalları da ellerinden geldiği kadar, bu çalışmaları gündeme taşıyarak katkı sunuyorlar.

Bunca emek ve çaba harcanarak ortaya konan sonuçlardan maksimum derecede faydalanabilmek ve çocukların sağlıklı bir düşünme sistematiğini, şimdiden kazanabilmeleri birçok açıdan oldukça önem arz eder. Çünkü bu çocuklar, bugün kazandıkları metot ve alışkanlıklarla, yarın önemli konumlara gelecekler. Bu açıdan bugün onların edinecekleri yöntemler, düşünme biçimleri ve değerler sistemi, onların ve toplumun yarınlarını da etkileyecek bir potansiyel taşımaktadır.

Amacımız; yarın, çocuklarımızın, ülkemizin ve bölgemizin daha özgür olması ve sorunlarını daha da halletmiş bir duruma gelerek huzurlu bir yaşama kavuşmasıdır.

Çocuklarımızın bu çabaları sonucu; yaptıkları/sundukları ürün ve projeler, elbette ki çok ama çok değerlidir. Bizler de büyükler olarak bunun değerini bilmeliyiz, onları destekleyip özendirmeye ve onlara doğru rehberlik etmeye çalışmalıyız. Bu vesileyle hemçocukları, hem ailelerini ve hem de onlara emek harcayan eğitim camiasını tebrik ediyoruz.

Herkesin malumu olduğu üzere; eğitim sistemimizde, AB zorunlulukları ve teşviklerinin etkisiyle proje formatında bir gidişat var. Bunların bir kısmının sadece adı proje: Yenilik ve üretkenlik içermiyor, insanı şaşırtan, aklına yeni bir fikir getireni ne yazık ki az. Proje bir formattır. İki bölümden oluşan bir formasyon içerir. Biri; hesap kitap kısmı yani projenin ismi, zamanlanması, planlanması, araç ve materyaller, elemanlar, kaynaklar, giderler, sunum filan.

Diğeri ise amaç ve fikir. Esas olan ise fikirdir. Fikir, iki kısma ayrılır. Ya tümüyle yeni bir buluş, deneyeyim/ deneyiş ya da mevcut bir konu, ihtiyaç vesaire için yeni arayışlar şeklinde özetlenebilir.

Bir karton kutudan robot yapıp, çocukların ilgisini çekmek gibi çok taban seviyeli proje fikirlerini aşanlar olduğu gibi, daha gelişkin ve zaman ayırmaya değer projelerin olduğu da gözlemlenmektedir.

Akşam haberlerinde, Şanlıurfa'nın yerel kanallarından birinde, standın önüne geçerek ve resimleri de göstererek, bir proje sunumu yapan öğrenci; akraba evliliğini, diğer evlilikleri karşılaştırıyor, çocukların sakat doğma ihtimali ile ilgili kısaca istatistik bilgiler verdikten sonra, akraba evliliğinin yanlışlığını ve yapılmaması gerektiği hükmünü içeren bir cümle ile sunumu bitiriyor.

Çocuğu burada kesinlikle eleştirmediğimi şimdiden belirteyim ve kendi formatı gereği de başarılı bir sunum ve projesine has bir mantık örgüsü var. Kamera karşısında gayet rahat ve öz güven sahibi bir öğrencimiz.

Yanlışlık çocukta değil elbet. Genel ilke olarak belirtmek gerekirse; projeler, objektif olmalı ve konjonktürel yaranma/yararlanma kaygısı taşımamalı. Muhtemelen bu sunumu izleyenlerin çoğu, bu hükmü, projeyi gündem bile yapmadan kayda değer görmeyecektir.

Oysa tehlikeli bir gidişata karşı da uyanık olmakta yarar var. Bu yüzden dikkatli bakmak ve ayrıntı gibi görünen, eskiden doğru olarak kanıksanmış bazı yanlışları görmezden gelmemek gerek. Yeni yanlışları da doğru gibi sunma tehlikesine karşı da refleksimizolmalı. Her alanda bunu yapmalıyız. Özellikle çocuklarımız söz konusu ise.

Belki bu projeye koordinatörlük yapanların da niyeti; Urfa'da yaygın olan akraba evliliğine dikkat çekmek ve çocukların sakat doğmasının önünü almak gibi masum bir gerekçe olabilir. Konunun sosyal, dinsel, geleneksel, siyasi, bilimsel, hukuki ve insan hakları gibi kimi yönleri gözden kaçmış olabilir ki muhtemelen de böyledir. Kesinlikle bu projede veya benzeri değerlerimize ters projelerde alışılagelmiş doğrulardan ötürü birçok husus dikkatten kaçabilmektedir. Bu yüzden kimseyi suçlama gibi bir niyetim, kesinlikle yoktur.

Oysa projelerde kesin hüküm olmaz; onun yerine şu ifadelere yer verilir: “Eğer böyle değil de şöyle yaparsak; şu sonuçlara ulaşabiliriz.” gibi ifadeler olur.

Bu açıdan bakıldığında: “Öyleyse akraba evliliği yapılmamalıdır.” gibi bir hüküm; bilimsel, dinsel, sosyal ve fikri bir değer taşımaz. Ama şu sonuç daha anlamlı olabilirdi: ”Şu şu nedenlerden dolayı, akraba evliliği yapmak isteyenler daha dikkatli olmalı veakraba olsun ya da olmasın her çift evlenmeden önce, çocuklarının sakat doğma ihtimaline karşı tedbirli olmak için şu şu testleri yapabilirler”

Evet, bu ve benzeri projelerde görev yapan masum çocuklarımızı, emeklerinden dolayı tebrik ederiz, o ayrı konu. Keşke akraba olmayanların da kan uyuşmazlığından dolayı çocuklarının sakat doğma riski bulunduğunu, özellikle akraba olsun veya olmasın evleneceklerin evlenmeden önce bunu kan tahlilleri ile tespit edebileceklerini ve kan uyuşmazlığı olsa bile bu durumun, artık tıbbi tedbirlerle çözümlenebilen bir durum olduğunu ve evliliğin önünde bir engel taşımadığı, ifade edilebilseydi.

Yine, 'akraba evliliği yapmayın', diye bir kural koymaya çalışmanın; temel insan haklarına ve İslam'a aykırı olduğu ifade edilebilirdi. Dikkat etmek ve geniş açılardan bakmak gerek. Bunlar basit gibi görünen ama uzun vadeli ve büyük planların parçalarıdır.

Yine Karaköprü ilçemizdeki bir okuldaki ödül törenine rastladım sosyal medyada. Bu okulumuzun çeşitli faaliyetlerine sık sık rastlamakta ve beğenmekteydim. Bu defa da onlar; yerel tohum yarışmasında ikinciliği almışlardı. Yerel Tohum Buluşmalarının 3'üncüsü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'ın katılımıyla Şanlıurfa'da gerçekleştirildiği bir günde, bu haber ve bu ödül, daha bir anlamlı ve değerli hale gelmektedir. Bu vesileyle tebrik eder ve başarılarının devamını dilerim.

Dikkat çekmek istediğim şu ki; bu projeleri artık görsellikten çıkarıp, daha buluşçu; düşünme, objektiflik ve aktifliğin ön planda olduğu, özgün seviyelere taşımanın vakti gelmiştir. Bu bakımdan yakın çevreden başlayarak, ihtiyaçlarınıza yönelik,kolaylaştırıcı teknolojilere, verimi arttırıcı, dışa bağımlılığı azaltıcı çözümlere odaklanmamızın daha yararlı olacağı kanaatindeyim. Buna rağmen; hayal gücü ve sınırsız çözümlerden/fikirlerden de kaçınılmaması gerektiğini belirtmekte yarar görüyorum.

Çocuklarımızın hayal gücünü geliştirici, fikirlerini kolayca ifade edebilecekleri/suna bilecekleri ortamlar hazırlamak, onların monotonluktan ve sıkıcı eğitim sistemlerinden kurtarmak gerekir.

Çocuklarımızın; güneş enerjisi, suyun verimli kullanımı, alternatif enerji, geri dönüşüm, yerli tohum, toplumsal ilişkilerimizi yeniden kurabilecek değerlere tekrar nasıl dönebileceğimiz ve bunun şehir ve mimari ile ilişkisi, bireyselliğin ve asosyalliğin nasılgiderilebileceği, komşuluk ilişkilerinin nasıl geliştirilebileceği, günümüzde aile kavramını/kurumunu tehdit eden odaklar ve planlarla nasıl mücadele edilmesi gerektiği, kaybettiğimiz; adalet, güven, merhamet, sevgi ve utanma gibi duygularımızı yeniden nasıl kazanabileceğimizi, hızın, hırsın ve vahşetin arttığı günümüz modern yaşamında; değerlerimize bağlı kalmanın yollarının neler olabileceğiyle ilgili projelerine ihtiyacımız var.

Çünkü büyükler, bu projelerin önemli bir kısmında başarısız oluyorlar ne yazık ki.

Yine; ülke zenginleştiği halde yoksulluğun devam etme nedenlerine, çalışan kesimlerin ücretlendirme sistemlerindeki bozukluklara dair projelere ihtiyacımız var.

Mesela; imam hatipler; put, ilah, iman, karun, rab gibi kavramlara ve bazı kavramların karşılığı olabilecek bugüne dair örneklere dayalı projeler geliştirebilirler.

Peygamberlerin hangi sistemlerle, ne tür mücadeleler yürüttüğünü ve onların devrimci yönünü, onların yönetsel tarzlarını, Hz İbrahim gibi bir peygamberin tevhid muücadelesini ve tüm bu hususların bugüne nasıl uygulanabileceğini projelendirebilirler.

Mesela; Eyyübiye’ deki okullar; mevsimlik tarım işçiliğinin neden bir kader olduğuna inandırıldıklarına, aileleriyle beraber eğitimlerini yarıda bırakarak neden çalışmaya gittiklerine, bunun çocuk haklarına aykırı olup olmadığına, neden az sayıdaki kişi ve ailelerin çok fazla toprağı varken; çok sayıdaki insanın az toprağa sahip ya da topraksız olduğuna, bu durumun neden sistemleşerek devam ettiğine dair projeler sunabilirler.

Mesela; Sosyal Liseler; AB'nin, Avrupa gezileri, özellikle kadın, aile, cinsellik/cinsiyetle ilgili bazı projelere destek verirken; mevsimlik işçiler, toplumsal ve ekonomik adaletsizlik gibi ya da benzer sorunları görmezden gelmelerinin ve başta Turkiye olmak üzere müslüman ülke insanlarını neden batılılaştırmak istediğine dair çalışmalar yapabilirler.

Neden Batı ülkelerini gezmek desteklenirken, komşu ülkeler ve İslam coğrafyası yokmuş gibi davranılır sorularına odaklanabilir.

Biz, neden başkasının parasıyla proje yaparız? Vb soruları çoğaltmak mümkün.

Projelerdeki tuzaklara dikkat etmeliyiz. Çocuklarımızı AB’nin şekillendireceği planlara karşı sağlıklı tutumlar geliştirmeliyiz.

Yabancılara benzemenin, benzetilmenin sonu hüsran olacaktır. Kendimize gelelim, kendimiz gibi olalım ve kendimiz olalım. Çocuklarımızı da özümüz ve değerlerimizle tanıştıralım.

Onları aşağılık gören ve 'terbiye' etmek isteyen batı oyunlarına, çocuklarımızı kurban etmeyelim.

Kendi ülkelerinde kiliseler ve diğer kesimler tekrar din ve aile kurumlarını ayağa kaldırmaya çalışırken; bize neden tersini empoze ettikleri üzerinde düşünelim.

Bu vesileyle; proje ve yıl sonu sergilerinde, görev almış olan ve olmayan tüm çocuklarımızı tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.

Selam ve dua ile.