Rakka / Yeni Bir Evre ve Riskler

04 / 03 / 2017

Pentagon, IŞİD'le mücadele planını Trump'a sundu. Rakka operasyonunun ne şekilde ve hangi unsurlarla yürütüleceğinin netleşmesi açısından bu öneriler ve Trump'un bu önerilerden sonra alacağı tutum belirleyici önemde.

Seçim çalışmalarında IŞİD'le sert mücadele edilmesi gerektiğine işaret eden, göreve gelir gelmez IŞİD'i bitirme konusunda bir planın hazırlanması için Pentagon'a 30 günlük süre veren Trump'ın, IŞİD'le - daha doğrusu Rakka ile- ilgili nasıl bir yol izleyeceğine dair senaryolar havada uçuşuyor.

Söz konusu plan kamuoyuna açıklanmıyor. Ancak, Türkiye ile ABD arasında gerilim noktası olan YPG' nin de Rakka operasyonuna katılması konusunda ABD ısrarcı tutumunu sürdürmekte.

Biraz da Rakka'da netleşecek gibi görünen planın içeriği konusunda açıklama yapılmıyor. Kesin ayrıntılarıyla henüz netleşmemiş olan ve ilk taslaklarının Trump'ın üst seviyedeki güvenlik danışmanlarına teslim edildiği belirtilen planın içeriğinin önümüzdeki günlerde netleşeceği beklentileri devam ederken, Suriye'de savaşan aktörler de çeşitli manevralar yapmaktalar.

Bir yandan mesaj içerikli bayrak krizi ile gündeme gelen Barzani ziyareti ve Roj peşmergelerinin Menbiç'e doğru ilerleyişi ile ABD ve PYD' ye mesaj gönderen Türkiye, Mevlüt Çavuşoğlu'nun Menbiç'ten çekilmezlerse vururuz demesi, gelen bir soru ile "orada ABD güçlerinin olduğunu biliyoruz, zaten başka bölgelerde de var" tarzında açıklamalarla gönderdiği; ABD bayraklarına rağmen vururuz" şeklinde okunabilecek mesajı dikkat çekici.

ABD ise PYD konusunda, göstermelik bir çözümle Türkiye'yi memnun etme peşinde. Kısmi bir PYD çekilmesiyle ve askeri bir yetkilinin Kürt unsurlar Türkiye'ye saldırmıyorlar, Kürtler olmadan olmaz, tarzındaki açıklamalarla Türkiye'yi ikna etmeye çalışıyorlar.

Türkiye ise Barzani kartından sonra, Rusya'dan gelen; 'Rakka'ya birlikte girelim' teklifine sıcak bakabileceğini açıklayarak seçeneklerinin olduğu mesajını veriyor.

Bölgedeki aktörlerin de her türlü ihtimale hazırlandıkları söylenebilir. Her ülkenin kendine göre planları var olmakla beraber beklenti ve riskler de mevcut.

Türkiye, PYD nin etkisini kırmak için Sincar/Şengal'de bulunan Peşmerge ile hareket etme sinyali vererek, ABD'yi, Rakka için PYD'yi kullanmaktan vazgeçirmeye çalışıyor.

Aslında Türkiye, ABD ile hareket etmek istiyor; ABD de bunu istiyor ancak ABD'nin PYD'de ısrar etmesi hem bu birlikteliği güçleştiriyor hem de Suriye Kürtleri ve bölge üzerinde uzun vadeli planlarının/emellerinin olduğuna dair gerçekleri su yüzüne çıkarıyor.

Bu durumda ABD için, PYD dışında işbirliği yapabileceği bir seçenek görünmüyor.

Bu manzaranın oluşturduğu direnç ve gerilimin Suriye savaşının sonuna kadar devam edeceği ihtimal dahilinde.

Sonuçta, Türkiye'nin, çaresiz kalırsa; Suriye'deki Kürt Yapıyı, PYD ya da daha tolore edilebilir bir Formla, -Frat'ın doğusunda kalmak şartıyla- kabul etmesi sağlanmak isteniyor olabilir. Zira Rusya da, ısrarcı olmamakla beraber Suriye'nin Kuzeyinde bir Kürt oluşumuna düşmanca davranmak niyyetinde değil.

ABD, peşmergeler ile zaten mevcut olan işbirliğini Rakka'da da devreye sokmak isteyebilir ancak DSG peşmergeyi Suriye'de görmeye pek istekli değil. Her halükarda ABD, Kürt güçleriyle hareket edecek ve DSG ve Peşmerge ile işbirliği konusunda bir denge oluşturmaya çalışacaktır. Peşmergeye böyle bir teklif gelmesi durumunda, peşmergenin muhtemelen ABD'ye; Türkiye'nin hassasiyetlerini önemsediğini belirterek bu bağlamda bazı şartlar öne süreceği beklenebilir.

Diğer bir seçenek ise; ABD'nin kendi askerlerini sahaya sürmesi. Tabi bunun sınırlı bir sayıda mı yoksa daha geniş çaplı bir asker yerleştirme/işgal girişimi şeklinde mi olacağı bilinmiyor.

Türkiye ve diğer bölge aktörlerinin de kendilerine göre planları var demiştik. Basına sızdığı kadarıyla Türkiye'ye, Akçakale'nin karşısındaki YPG denetiminde bulunan Tel Abyad üzerinden ya da El Bab'dan Rakka'ya doğru 100 kilometrelik bir yoldan girmek isteyebilir.

Bu iki seçenek de risklerle dolu zorluklar barındırıyor. YPG' nin kontrolünde bulunan Tel Abyad üzerinden bir harekat için, YPG' nin buna razı edilmesi gerekiyor. Bunun için de ya ABD'nin devreye girmesi veya PYD ile çatışmak gerekebilir.

El Bab üzerinden girildiğinde ise; Suriye ordusu ile karşı karşıya gelineceği kesin gibi.

ABD'nin, askerlerini bizzat Suriye'ye sokması seçeneği, daha geniş kapsamlı ve şimdiye kadar oluşmuş dengeleri değiştirebilecek bir çapta da olabilir. Böyle bir durumda, ABD ve Rusya'nın karşı karşıya gelmesi düşünülemeyeceğine göre; uzlaşmaları beklenebilir.

Bir de esas aktörlerden olan İran unsuru var. Pek konuşulmasa da İran'ın, bu aşamada da hiç bir riskten ve tehditten kaçınmayacağının da bilinmesi hatırlanması gereken bir husus.

Zira İran, Rusya gibi Suriye'nin daveti üzerine orada bulunmakta, esas meselenin de IŞİD'le mücadele görünümü altında İran'ın/direniş ekseninin etkinliğini azaltmak olduğunun farkında. Dolayısıyla daha derinlere gidildikçe İran unsurları ile karşılaşılacak ve hesapları alt üst eden gelişmeler de yaşanabilecektir.

Yine aşikardır ki ABD, kendi hesaplarını gerçekleştirmek için IŞİD'in ne kadar sürmesi gerektiğine karar verebilecek bir pozisyondadır.

Bu açıdan bakıldığında, önümüzdeki günler; çeşitli riskler, yeni sürprizler ve olası yeni ittifaklar barındırmakta ve Suriye savaşı yeni bir evreye girmekte.

Bu evre; Türkiye, Kürtler, İran, Suriye, Irak ve Türkiye-ABD ilişkileri açısından da önemli değişikliklere yol açabilir.

Bekleyip göreceğiz.