REFERANDUM’A YAKLAŞIM POLİTİKALARI BİZLERİ AYRIŞTICI OLAMAMALI

30 / 09 / 2017

Kuzey Irak referandumu bölge için yeni dönüm noktası oldu. Tüm bu yaşananları bölgesel, hatta küresel gelişmelerden bağımsız okuyamayız. Yeni dönemde, sağlıklı tutum takınmak ve doğru politikalar belirlemek için herkesin yapması gerekenler var.

Yakın geçmişte yüzün üzerinde bu tarz referandumlar yapılmış ve bağımsızlıkla sonuçlanmayanlar olduğu gibi, bağımsızlık ilan ettiği halde tanınmamış olan ülkeler de vardır…

Ancak Kuzey Irak bu bölgelerden herhangi birine benzemeyen yönleri de olan bir olgu. Sıradan bir referandumdan farklı anlamlar taşıyan, sıradan bir referandumdan daha farklı anlamlar yüklenen ve farklı sonuçlar taşıma potansiyeli olan bir referandum. Bu açıdan bakıldığında sürecin iyi yönetilmesi oldukça önem arz eder.

Bu referandumu önemli ve riskli kılan birçok etmen vardır. Bölgede devam eden Suriye savaşı, Irak’taki durum ve genel anlamda, küresel çekişme ve paylaşımın iki ana havzasından biri olan Batı Asya/Ortadoğu coğrafyasında cereyan etmesi.

Diğer yandan, Kürt Baharı ya da domino etkisi olabileceği endişesi.

Bu açıdan, bu süreçte yapılması zamanlama bakımından uygun bulunmadı.

Kürtlerin yaşadığı ülkelerin endişeleri ve hassasiyetleri, kendi toprak bütünlükleri bakımından anlaşılırdır. Bu dört ülke, hem kendilerinin, hem de diğer ülkelerin toprak bütünlüğü için aynı hassasiyeti göstererek, kendi toprak bütünlükleri ve bekalarını korumaya çalışan klasik ulus devlet refleksleri gösterir ve bu yönde politikalar yürütürler.

Her ne kadar ulus devlet modeli ilkel olsa da, arzu edilenin sınırsızlık olduğu bilinse de, son yüzyılda yaşadıkları acılar ve soykırımlar Kürtleri bir devlet sahibi olmaya itmiştir denebilir. Bunun bir çözüm olup olamayacağı ayrı bir konu.

Neticede bir referandum yapıldı ve bir halk, bir topluluk irade beyanında bulundu. Elbette buna devlet kuruldu gözüyle bakmak doğru bir yaklaşım olmaz.

Bu referandumu önemli kılan sorular sorarak anlamaya çalışmalıyız.

Bu referandumun üç önemli sorunsalı mevcut: Barzani/Kuzey Irak Kürtleri, Bölgesel aktörler/özellikle Kürtlerin yaşadığı devletler ve küresel aktörler/Batı ve Rusya.

Birincisi; Bu referandum, batının uzun vadeli planları arasında yer almakta mıdır, batı bu devleti, bölge ülkelerine karşı kullanacak mı? Bu soru da iki açıdan ele alınmalıdır. Birincisi, batı bunu arzu eder. İkincisi ve asıl önemli olan, Barzani, böyle bir plan varsa; buna evet demiş midir? Yoksa sadece kendi halkının, diğer devletlerin ayakları altında ezilmemesi için barışçıl ve bağımsız bir sonucu yeterli mi görecektir? Şahsi fikrim, Barzani; bölge halklarına ve devletlerine karşı bir düşmanlık peşinde olmak istemez…

İkinci soru; Batı, bölgeyi yeniden dizayn ederken sınırları değiştirecek midir? Bu konuda batının çok hassas davranacağı kanaatinde değilim.

Üçüncüsü ise; bölgesel güçler, Barzani ve bölgenin diğer Kürtleriyle, tatmin edici bir birlikte yaşama modeli sunarak, Irak’ın da ikinci Suriye olmasını engellemeye yönelik bir politika geliştirebilecekler mi? Yoksa savaş ve şiddet yolunu seçerek, diğer bölgelerdeki Kürtleri de provoke edilebilecek bir hissiyata mı sürükleyecekler? Bu seçeneğin, bölgenin geneli açısından çok yıkıcı ve kötü sonla sonuçlanacağı açıktır.

Batının, bölgede güçlü bir hakimiyet kurmak istediği açıktır. Bölge ülkelerinin, bıraktığı boşluğu doldurarak parçalayıcı politikalar uygulamak isterler. Bunu önlemeye yönelik politikalar, bölgeyi evimiz olarak; batı ve diğer küresel güçleri de yabancı olarak görmekten geçmektedir.

Bu bakımdan, Kürtleri dışlayan ve batının kucağına sürükleyen veya savaş ve açlıkla, nefretle uygulanacak politikalara tabi tutmak işe yaramayacaktır.

Diyalog ve adalet temeli üzerinden, dışlamadan, ötekileştirmeden yaklaşmak şart.

Politikacılar ve devleti yönetenlerin, sorumlu ve halkı öfkeye sürüklemeyen açıklamalar yapması bu süreçte önem arz eder.

Batının, bölgedeki hiçbir devleti kullanmaması bölge halklarının temel beklentisi olduğu gibi; Kürtleri de kullanmamasını isteriz. Bu yönde politikalar uygulamak, hakkı, hukuku tanımak, barışçı diyaloglar geliştirmekle olur. Bu sorumluluk bölge ülkelerine düşer.

Bölgemizdeki bütün halklar kardeştir.