SAF İYİ / POTANSIYEL İYİ

27 / 05 / 2017

Modern Felsefe ile ilgilenenler iyi kavramını iki açıdan ele alırlar.

Birinci grup iyiyi, sonuçlarına göre değerlendirmeyi esas alırken; diğer grup, iyiyi niyetlere göre değerlendirmeyi esas alır.

Tabi bu iki yaklaşım da kendi içerisinde yetersizliklere sahip.

İslam'ın iyiyi formüle etme biçimi daha sağlıklıdır.

"Tek başına iyi "/ saf iyi insanın doğuştan sahip olduğu iyi duyguları ifade eder. Bu iyi duygular ve bunların tezahürü olan eylemler tek başına iyidir.

Buradaki tek başına iyi, müdahale edilmemiş bir kavramı ifade etmektedir yani işlenmemiş iyiyi ifade etmektedir. Ancak buradaki kaynak da yine ilahidir, herhangi bir naklin / Vahyin ulaşmaması durumunda bu tek başına iyi dediğimiz kavram adeta din mesabesindedir.

Yani insana, kendi içindeki potansiyel iyi duyguları tercih ettiği zaman bu, iyi insan olmak ve iyiyi bulmak olarak ifade edilebilir. Tabiiki bu tek başına iyi kavramına dayanan eylemler bir noktaya kadar değerlidir ancak iyinin, onaylatılması gereken merci bakımından ölçüsü ilahidir.

Biz, akıl ve vicdanınızla yapacağımız değerlendirmelerle elbette ki bazı iyi eylemler gerçekleştirebiliriz. Bu eylemlerden bazı iyi sonuçlar da sağlayabiliriz. Ancak yine de bu, bir anlamda köksüz, dalsız budaksız bir formun ötesine geçmez.

İyide esas olan, meşruiyetin tam anlamıyla gerçekleşmiş olmasıdır.

Eğer nakil ulaşmamışsa, vahiy ulaşmamışsa, bu " potansiyel iyi " çok değerlidir ancak nakil ulaştıktan sonra tek otorite olan Allah'a onaylatılır.

Bir eylemin bizim açımızdan iyi olma vasfını kazanması demek; iyinin, meşruiyet bakımından kendi mecrasına girmesi, kendi mecrasında olabilmesi demektir. Bunun da birinci şartı onun Allah rızasına uygunluğudur.

Niyet de bu birinci değerlendirmenin kapsamına girmekte ama biz yazıya başlarken iki yaklaşımdan bahsettiğimiz için ve bu iki yaklaşım niyet ve sonucu birbirinden ayıran yaklaşımlar olduğu için ayrı ayrı üzerinde durmak zorunda kaldık.

Toparlayacak olursak, İslam'ın İyiyi formüle etmesinde ona meşruiyet kazandırmasındaki yaklaşımı ve temel ilkesi onun Allah rızasına uygunluğu şartıdır.

Ahlak ve iyi kavramları bir bakıma birbirinden ayrılamaz. Dolayısıyla iyi olanı yapma ve iyiyi arayış ahlak olarak tanımlanabilir yani Alak iyi davranıştır. Bu açıdan iyiyi bulduğumuz zaman iyi ahlaken da bulmuş oluruz.

Öyle ise bu konuda aklın ve naklinin fonksiyonları nereye kadar olacaktır ve iyiyi formüle ederken aklı ve naklı hangi hiyerarşide kullanacağız?

Aişe annemizin peygamberimiz için:"Onun ahlakı Kur'an'dan ibaretti" sözü naklin bizim için önemini ifade eder ve Peygamberimizin de ameller niyetlere göredir sõzü de niyetlerin önemini ifade etmek bakımından oldukça özetleyici ve açıklayıcı birer ilkedir.

Bu iki unsur açısından olayı toparlayacak olursak iyi eylemin vazgeçilmez şartı iyi niyettir. Dolayısıyla iyi niyetle yapılan ve Allah'tan onay alan bütün eylemler İyi olma vasfını kazanmış olurlar.

Eylemi sonucuna göre değerlendirmek sağlıklı değil. Eylemde, sonucun iyi olması verimli olması hedeflenebilir ancak sonucun kötü olması bu eylemin iyi veya kötü olduğunun ölçütü olamaz.

Rabb'im bizleri, her savrulduğumuzda, tekrar doğru istikamete yönelenlerden ve yolunda ayakları sabitlerden kılsın.

Selam ve dua ile.