TATİL, EĞİTİM VE ÇOCUKLARIMIZ

08 / 06 / 2018


Bugün milyonlarca çocuğumuzun karne günü. Bu vesileyle çeşitli platformlarda, eğitimden, eğitimin sorunlarından, müfredattan, eğitim sistemimizden filan bol bol bahsedilecek. Bahsedilmeli ve sorgulanmalı da…

Oysa sorgulanması gereken, eğitim konusundaki amaçlarımız ve bu amaçların gerçekleşme derecesidir. Eğitim sistemimiz, çocuklarımızın sağlıklı bireyler olmasını sağlayabilmekte midir?

Aileler, çocuklarını, kendi istedikleri amaçlar doğrultusunda yetiştirme olanaklarına sahipler mi?

Eğitim sistemimiz, çocuğun zihinsel melekelerini harekete geçirebilmekte, doğruya ve doğru yönlendirmeler elde edebilmekte midir?

Taviz vermenin kabul edilmeyeceği hususları içeren bu soruların cevabı genelde “hayır”dır.

Öyle ise çocuklarımızı; sistemin, medyanın ve çevrenin olumsuz etkilerinden koruyacak bir eğitim sürecini nasıl uygulamaya koymalıyız?

Eğitimin, istediğimiz hedeflere ulaşmamızı sağlayacak bir yapılanma içinde olmaması, bizler için tatili/karne tatilini daha bir değerli kılmaktadır.

Gerek eğitim sistemini değerlendirirken, gerekse de tatilde yapılacakları planlarken seçeneklerimizi ve olanaklarımızı doğru yerlere oturtmak daha önemli hale gelmekte. Bu konuda aileler ve toplum olarak inisiyatif almak zorundayız. Kuşkusuz çocuklarımızı, tamamen sistemin, medyanın, çevrenin insafına bırakmaktan daha büyük bir cinayet olamaz.

Bu tatil/yaz tatillerinde; sılai rahim/akraba ziyaretleri, çocuklarımızın doğa ile buluşmaları, manevi bilgilerini ve gelişimlerini pekiştirecek atmosferleri teneffüs etmeleri, tarihi mekanları, ibadethaneleri, müzeleri gezmeleri, en önemlisi çok az dijital; çok manevi, bedensel aktivitelerin (spor, oyun) olacağı bir tatil geçirmeleri önemli.

Kitap okuma, varsa köydeki/çiftlikteki yakınları ziyaret, varsa baba veya bir yakınının dükkanında az zamanlı çıraklık,  seçenekleri de bu tatilin parçalarından olmalı.

Yüzme, at binme, satranç, futbol gibi öğrenmek istenilen aktivitelere önem verilmeli, çocuğun durağan yaşam tarzından uzaklaşmasına çalışılmalıdır.

Yıl içinde yetersiz olan aile ile zaman geçirme ihtiyacı, yaz tatilinde mutlaka telafi edilmelidir.

Öncelikle mevcut eğitim sisteminde çocuklar, değerler anlamında seküler/modern bir kalıba sokulmakta. Öte yandan, sistemde; dünyevi/rekabetçi, sınav/başarı odaklı bir süreç işletilmekte, bedensel başarılar öncelenmektedir. Yaşamdan kopuk, çocuğun yeterince inisiyatif alamadığı ve kuralların çok olduğu bir yapı devam etmektedir.

Okulun, hayatın merkezinde olduğu, en önemli uğraş olduğu yanlış algısından, çocuklarımızın zihinlerini özgürleştirmeye çalışmalı.

Çocuğun, özellikle ruhsal/kimliksel gelişimine yönelik çalışmalarda, aşağıdaki konulara yer verilmesi unutulmamalıdır.

Biz, bir yandan tüm bu olumsuzluklar konusundaki önerilerimizi getirmeye ve sistemi düzeltmeye yönelik çabalarımızı sürdürürken, diğer yandan aile/toplum olarak, eğitim konusunda yapmamız gerekenleri de iyi planlamaktan geri durmamalıyız.

Bu konuda aynı etkileme/belirleyici güç ve imkanlarına, aynı zamana sahip değiliz. Sistem çocuğumuzu; doktor, öğretmen, mimar yapabilir ama onu insan yapmak, iyi bir insan olmasını sağlamak, büyük oranda bizim çabalarımızla olacak.

Medya konusunda kontrolü sağlamalıyız. En zor olanı budur. Bu konuda bilinçlendirme eğitimi ve etkili takip ihmal edilemez. Bu alanda, en erkenden başlamayacak bir eğitimin başarı oranı az olur.

Bunları, çocuğu eğiterek, davranışsal kodları vererek, çocuğun kendi iradesini boğmadan sağlamak zorundayız. Bunu sağlamak, ahlak/din eğitimi olmadan sağlanamaz.

Eğitimde önemli olan; insanların hırslarını, dünyevi amaçlarını, istek ve arzularını değil; dürüstlük, tefekkür, vicdan, sevgi, merhamet, irade ve bilinç gibi ruhsal değerlerini ön plana almak ve erdemli insanlar/erdemli toplum yetiştirmektir.

Zamanı iyi kullanmalıyız. Birlikte geçirilebilecek zamanları çoğaltmanın yollarını zorlamalıyız.

Çocuğumuzun arkadaş, komşu ve diğer aileler gibi çevresini iyi planlamalıyız.

Çocuklarımızı korumak için, onların; empati yapma, çok yönlü düşünme, eleştirebilme ve eleştirilere açık olma, haklarının bilincinde olma, zalim ve mazlum olmayı kabullenmeme, özgürlüğe önem verme, karşılaştığı zorluklar karşısında duygusal değil; bilgiye dayalı tepkiler verme, dinlemeyi, karşısındakine saygıyı, sabretmeyi, sırasını beklemeyi, direnmeyi, tahammülü, dayanıklı olmayı, aklı doğru kullanmayı, fikir üretmeyi, öğrendiklerini kullanarak yeni bilgilere/sonuçlara ulaşmayı, mantıklı davranmayı, kendi yaşına uygun olmak şartıyla küresel ekonomik sömürüyü, reklamların amacı ve zararlarını, ihtiyaç ve isteklerini ayırt etmeyi, ısraf ve tasarruf konusunda bilgilenmeyi, hayal kurmayı, icatçı düşünmeyi, yeni fikirler öne sürmeyi, yaşamanın amacını sorgulamayı, manevi ihtiyaçlarımızın karşılanması gerektiğini, manevi ihtiyaçları karşılanmaması durumunda kötü alışkanlıklar ve bağımlılıklara yakalanmanın kolaylaşacağı, konuşma, oturma, kalkma adabını, kendini çekinmeden ifade etmeyi, centilmenliği, büyüklere saygıyı, sanata ilgi duymayı, farklılıkları, farklı yaratılmış olmanın hikmetlerini, ırkçılığın kötülüğünü, sağlam bilgi kaynaklarının neler olduğunu, bilgileri çeşitli süzgeçlerden geçirme gereğini, dil öğrenmenin önemini, aile kavramını/yaşam tarzının önemini… Önceleyen eğitimlerini, sadece tatilde olmamak şartıyla ihmal etmemeliyiz.

Bu vesileyle, çocuklarımıza ve ailelerine iyi tatiller dilerim.

Selam ve dua ile.