URFALI BAKAN: FAKIBABA – II

26 / 07 / 2017

2019 seçimleri gibi, yeni sistemin ilk seçimlerine odaklanan bir ülkede, bakan ve milletvekillerinin neredeyse önemli konularda hiç inisiyatif kullanamadıkları bir ortamda, Urfalı bir bakanın yapabileceklerinin sınırlı olduğunu bilmekle beraber; Urfa’nın bir türlü hak ettiği ya da tatmin edici bir hizmet alamamasının da etkisiyle beklentiler yüksek olmakta.

Bu bakanın Fakıbaba gibi müteşebbis olmasının da bu beklentilerin yüksek olmasında etkisi olduğu söylenebilir.

Aynı başlığı taşıyan önceki yazımda, kısa bir giriş yaptığım konuları daha da detaylandırmak, değinmediğim bazı konulara değinmek istediğim bu yazımda, ele alacağım konuların hepsinin, sihirli bir değnekle, Fakıbaba tarafından halledilmesi gereken sorunlar olduğu gibi bir algının oluşmasını da engellemek isterim.

Ancak, kısıtlı ve riskli bir zaman diliminde verilen bu bakanlığın, Urfa için, sadece bu bakanlık dönemi için değil; sonrası dönem için de belirleyici ve etkili olacağı gibi kuvvetli bir varsayımdan dolayı iyi değerlendirilmesine dikkat çekmek istedim.

Dolayısıyla, ister bu dönem, ister bundan sonraki dönemlere sarksın, bizlere düşen; sorunlarımızı, ülke sorunları ve imkanları ölçüsünde tanımlayarak, en etkili ve hızlı çözüm yolları aramak ve uygulamak olacaktır.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hem direkt kendi alanına giren hem de diğer bakanlıkların alanına da giren hususları itibarıyla geniş bir muhtevaya sahiptir.

Özellikle Urfa’nın bu konuda acil ve kalıcı çözümler bekleyen, müzminleşmiş sorunlarını, bu dönemde tamamen olmasa da kısmen çözüm yoluna sokmak büyük kazanım olacaktır.

Mevsimlik tarım işçiliği, tarımda istihdam sorunu, tarım arazilerinin talanı ve tarım arazilerine verilen imar izni, çiftçilerimizin elektrik sorunu ve elbette GAP’ın, özellikle sulama ile ilgili kısımlarının bir an önce bitirilmesi, bilinçli sulama…

Şimdi, önceki bakan Faruk Çelik’in, 03.07.2017’de gazetemizde yayınlanan röportajından kesitlere kısaca yer vermek istiyorum:

“… Tarım Bakanıyım öyle değil mi? İki türlü… Bir suya kavuşturmamız gerekiyor Şanlıurfa’yı. Neden? Şanlıurfalı kendi toprağında çalışsın. Dışarı gitmesin. Bunda büyük bir mücadele veriyoruz. Geçen de geldik 750 milyon TL’lik yatırım yaptık. Yol boyuncu Orman Bakanımızla 1 milyon 500 bin dekar alanın sulanmasıyla ilgili şu anda kaynak teminiyle uğraşıyoruz. Yani, Bozova, Hilvan, Viranşehir, Siverek, Ceylanpınar’ın sulanmasıyla ilgili 1 buçuk milyon dekarlık alanda sulamayı gerçekleştirdiğimiz an Şanlıurfa çiftçisi, Şanlıurfa sanayicisi, Şanlıurfa esnafı, Şanlıurfa çalışanı rahat eder.”

“… Elektrik işi bitecek, bu sulama işi bitince. Bununla uğraşıyoruz şu anda. Yaptık bir şeyler tamam ama henüz 1 milyon 500 bin dekarlık alanın sulanmasıyla karşı karşıyayız. Bunu çözmemiz gerekiyor.”

“Peki suyla toprağı buluşturduk. Şimdi drenaj işleriyle uğraşıyoruz. Harran, Akçakale bölgesinde yoğun drenaj var. Niye? Yer altı suları yükselmiş. Sulamadaki dengesizlikler, suyu kötü kullanmaklar… Şimdi o zaman çiftçimizin zihniyet değişimine ihtiyacı var.”

“Tarımda eğitim seferberliğini biz nerede başlattık? Türkiye’deki tarımdaki eğitim seferberliğini Şanlıurfa’da niye başlattık? Hocalarımızı, dekanlarımızı, rektörlerimizi, ziraat, veterinerlik fakültesindeki hocalarımızın hepsini gönderdik. Gidin, Şanlıurfa’nın, Birecik’in, Harran’ın, Akçakale’nin, Siverek’in, tarımı nasıl yapılmalı, toprak suyla nasıl buluşmalı? Hayvancılık nasıl olmalı? Bununla ilgili eğitim seferberliğini başlattığımız yer bu zihniyet değişimin yaşanması için Şanlıurfa.”

“…İkincisi, öteden beri ben diyorum ki, ‘Şanlıurfa bir tarım kentidir.’ Ama Şanlıurfa tarım şehri olmanın yanında mutlaka tarım organizeyi, besi organizeyi ve gıda organizeyi oluşturmak durumundadır. Çünkü bu kadar tarım üretimi gerçekleştiren bir şehrin ürünlerinin markaya dönüşmemesi çok büyük bir eksiklik. Onun için bizim zihniyet dönüşümünü yapmamız gerekiyor.”

“…Buğday var, un yok. Un var diyelim, makarna yok, irmik yok. Buğday üreten, mercimek üreten bir şehir değil, bunları üreten ama bunları mamul ürüne dönüştüren bir şehir haline gelmemiz gerekiyor. Onun için hızlı bir şekilde un fabrikalarımız, hızlı bir şekilde makarna fabrikalarımız, hızlı bir şekilde yan sanayi OSB’lerini kurmamız gerekiyor.”

“…Yatırımı salt anlamda ürünü çıkarıp diğer illere, Antep’e, Ankara’ya gönderip un yaptıran değil; kendi şehrinde un ihraç eden, kendi şehrinde makarna ihraç eden bir kente mutlak surette dönüşmemiz gerekiyor.

Şanlıurfa parasını çok kötü kullanıyor. Şanlıurfa’da çok zengin arkadaşımız var. Parasını ya bankada tutuyor ya da batı illerine gidiyor, arsa, daire benzeri gibi gayrimenkullere yatırıyor. Oysa Şanlıurfa’nın bu bereketli toprakların ürünlerini işleyecek birkaç tane varlıklı insan bir araya gelse devasa tesisler kurabilirler. 6 yıldır söylüyorum. Bir fıstık işleme tesisi kurun. 20 bin metrekare üzerine. Yazın oraya ‘Şanlıurfa Fıstığı’ diye. Dünyanın her yerine ihraç edersiniz. Şanlıurfa Fıstığı markaya dönüşür.”( ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİ VE SORULAR/İsa DERVİŞOĞLU/Gazete İpekyol-05 / 07 / 2017)

Eski bakanın da belirttiği ama çözüme kavuşmamış olan bu temel sorunların çözümü artık geciktirilmemelidir.

Bu temel sorunlar, bir plan ve takvime bağlanmalı. Bu konularda, şeffaf bir kamuoyu ve STK denetimi devreye sokulmalıdır.

Bu bakımdan; Urfa için tarım ve hayvancılıkla ilgili makro bir planın bu dönemde çıkarılması ve öncelikli sorunların bir takvime bağlanarak çözülmesi yolunda atılacak bir adımın dahi çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Elbette tarım üniversitesi, damızlık yetiştiriciliğinde Urfa’yı üs haline getirme, fidancılığın desteklenmesi, planlı çiftçilik, çiftçilerin eğitimi, ağaçlandırma ve yeşil alanların arttırılması, TİGEM’i geliştirici/dönüştürücü uygulamalara açmak ve daha komplike bir yapıya kavuşturmak gibi çoğaltabileceğimiz ve kısa vadede gerçekleşmesini mümkün görmediğimiz icraatların yanı sıra, bizim için önemli ve öncelikli olan, gerçekçi icraatlara yönelik planlarımızın olmasıdır.

 Yazımın başında belirttiğim gibi, esas ve ana önceliklerimizi tekrar özetlemek istiyorum:

1.Mevsimlik tarım işçiliği, tarımda istihdam ve tarıma dayalı sanayi sektörünün gelişimi sorunu.

2. Tarım arazilerinin talanını engelleme, tarım arazilerinin, tarım arazisi vasfından çıkarılmasıyla ilgili uygulamaların/prosedürün takibi, hileli ve şüpheli işlemlerin daha sıkı denetlenmesi, tarım arazilerine imar izni verilmesini engellemeye yönelik adımlar atılması ve elde kalan ve talan edilmesi için göz konulan son meraların kurtarılması.

3.Yeşil alanların, özellikle ağaçlandırma politikalarının gözden geçirilmesi. Ağaçlandırılabilecek alanlar üretme/belirleme ve ağaçlandırılan alanların, ağaçlar yetişinceye kadar takibinin yapılması.

4.GAP’ın, özellikle sulama ile ilgili kısımlarının bir an önce bitirilmesi, bilinçli sulama konusunda takip mekanizmalarının geliştirilmesi…

5.Çiftçilerimizin elektrik ve diğer acil sorunlarını belirlenmesi, besicilikle ilgili çalışmalar yapılması ve özendirilmesi.

Özellikle birinci ve dördüncü maddeler kapsamlı ve süreç gerektiren yapıda oldukları için fazlaca dokunulmamış sorunlardır.

Urfa’nın seçtiği milletvekilleri, genellikle şimdiye kadar, Urfa’dan çok kendi kişisel çıkar ve menfaatleriyle uğraşmışlar. Bu yüzden, halkın, Fakıbaba’dan, belediye başkanı olduğu dönemdeki duyarlılığının aynısını beklediğini düşünüyorum.

Beklentilerin yüksek olduğunun, Fakıbaba tarafından da bilinmesini istiyor, yeni görevini tebrik ederek başarılar diliyorum.