Hz. Âdem (a.s)’in iki oğlu olan Habil ve Kabil’le başlayan, hak ile batıl mücadelesi; hız kesmeden bu güne kadar sürmüş, ve kıyamete kadar da devam edecektir. Ne ki, hak tarafında yer alanların düşmanlarının hile ve oyunlarına gelmeleri; onlara benzeyipve onları dost bellemeleri, işte o zaman onların düşmanlarının kucağında zillet üstüne zillet ödemelerine sebep olmuştur. Tıpkı bu gün ABD’nin, İsrail terör devletinin ve diğer emperyalist devletlerin; İslam âleminin ve mazlumların başına getirdikleri felaketler gibi.

                     Arap baharı yalanlarıyla, İslam âlemindeki fitnenin fitilini ateşleyen küresel Emperyalist güçler; aslında bu cesaretlerini Müslümanların dağınıklığı ve birbirleriyle uğraşmalarından aldıklarını söyleyebiliriz. 1991 de, birinci körfez savaşında, şeytan Amerika’nın savaş uçaklarının incirlik hava üssümüzden kalkıp Irak’ın üzerine gece gündüz bomba yağdırmasına verilen taviz; İslam âleminin bu günkü içerisinde bulunduğu sıkıntılarının temelini oluşturmuştu bir nevi... Modern çağın bir numaralı Firavunu  ABD ve onun şımarık çocuğu (aslında babası olurda)olan Siyonist İsrail devletinin tek emelleri; sömürü, talan, insanları köleleştirmek, ve kendilerine bağımlı uydu devletçiklerin var olduğu bir dünyanın oluşmasıdır!...

                     Gelinen noktaya bakıldığında, Müslümanların durumu; “sarı ineği Aslanlara teslim eden ineklerin; ardından durmadan sayı kaybedip ve aslanlara yem olmaları ve güçlerinin nasıl tükendiğine benzemektedir. Sarı inek ile Aslanların misalini buradan anlatacak değilim. Çünkü bu misal hemen herkes tarafından bilinmektedir. Ancak, dün Irak’ı işgal edip; her şeyini yağmalayan ABD ve ortaklarını cesaretlendiren; birbirleriyle uğraşmaktan düşmanlarıyla uğraşmaya zaman bulamayan Müslümanlar ve onların dışa bağımlı olan yöneticileri olduğunu kabul etmeliyiz. Ve bu gün, Batı sömürge devletleri ile ABD, aç kurtlar gibi İslam coğrafyasını parçalamak için; durmadan yeni yeni şeytani aktörler icat edip sahaya sürmektedirler. Bu aktörler Müslümanlar tarafından bilindiği halde; bir türlü birlik olmak adına somut adımlar atılmaması, düşmanlarının işini daha da kolaylaştırmaktadır.

                     Onlar bizi parçalayıp birbirimize düşürmek için plan ve projeler üretirken, bizler ise hala gereksiz meseleler yüzünden birbirimizle uğraşıp durmaktayız. Birinci Irak körfez savaşında, İslam âleminin birlik olmamasından cesaret alan Emperyalist güçler; kıyım talan, savaş ve para krizi politikalarıyla, halkları Müslüman olan ülkeleri dize getirmeyi denemiş,ve bu taktiğini halen de yapmaktadır. Dün Irak’ı vurupişgal etmesi, yanına kar kalan ABD ve vahşi batı, bu gün de darmadağın ettikleri Suriye’nin ayakta kalan İdlib kentinde;silahlı teröristler (!) var bahanesiyle bombalıyorlar! Terörist kim? Ülkeleri yıkılmış, yağmalanmış ve milyonlarca kurban veren mazlum Suriye halkı mı? Yoksa binlerce tır ve uçak dolusu silah, mühimmat ve askeri teçhizatla tasmalılarını donatıp İslam âleminin başına bela eden Amerika mı? Hangisi? Bu coğrafyada, ABD’nin işgal edilmiş toprağı mı var ki; şeytan gibi inden ine girip çıkmaktadır?

                     Peki, yarın ABD ve Batı’nın işgal edeceği hangiülke var sırada acaba? Fakat gerçek şu ki, aydın ve entelektüellerimiz; gereksiz soru ve tartışmalarla birbirleriyle uğraştıkları müddetçe, İslam âlemi de hiçbir zaman ayağa kalkmayacaktır galiba. Hani İstanbul’u feth etmek için İslam orduları surlara dayandıklarını bildikleri halde, surların içindeki Hıristiyan din adamlarının; melekler erkek mi dişi mi tartışmalarıyla birbirleriyle uğraşıp dururken, Fatih Mehmed Han de komutanları ve hocalarıyla İstanbul’u nasıl feth ederiz diye planlar yapıyorlardı ya. İşte bu gün, Müslüman aydın ve Entelektüellerimizin bir kısmının içerisinde bulundukları hal; dün melekler erkek mi yoksa dişi mi diye tartışıp İstanbul’u kaybedenlerin haline ne kadar da benzerlik arz etmektedir!...

                     Hiç inkar etmeye gerek yok, bu gün içerisinde bulunduğumuz sıkıntılar; geçmişteki pasifliğimiz ve tavizkar davranışlarımızın bir sonucudur!... Ne zaman vahdet, o zaman devlet-i ebed müddet! Var mı başka çaresi? Selam ve dua ile.

                    

                    

                    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.