Adaletin terazisi neden gemiyi batırmaya çalışanlara işlemiyor?

12 / 05 / 2017

Her ne kadar Hükümet ‘hiçbir bakan ve milletvekilinde Bylock olduğu yönünde bilgiye ulaşamadık’ türünden açıklamalar yapsa da kimse buna inanıyor mu? İnanmıyor.

Zaten açıklamayı yapan Hükümet mensuplarının da bir-iki soru daha sıkıştırmalık hali var. Yani biraz sıkıştırılsa, açıklamayı yapanın dahi inanmadığı anlaşılacak.

Herkesin rahatsız olduğunu bildiği halde Hükümet neden ‘Bylock’ bulunduran veya FETÖ ile içli-dışlı olmuş mensuplarını koruyor?

Bence bu sorunun yanıtı bulunduğunda FETÖ soruşturmalarında neden terazinin herkes için adil tartmadığı ortaya çıkacaktır.

Sırf gurbet elde çocuğunu güvendiği bir devlet yurdu bulamadığı için FETÖ’nün yurtlarına teslim etti diye birçok baba ve evladın hayatı cehenneme döndü. Onun-bunun hatırıyla sendikalarına üye oldu diye, gazetelerini aldı diye veya sohbetlerine katıldı diye insanlar, aileler hatta çocuklar ağır bedeller ödüyor.

Hükümet de, Cumhurbaşkanı da bunu görüyor, biliyor.

Peki neden bile bile bunu reva görüyorlar?

Valla kazanmak yerine basit basit gerekçelerle insanların hayatı neden cehenneme çevriliyor bilmiyorum. Ama bazı bakan ve milletvekillerinin neden korunduğunu veya haklarında derinlemesine neden soruşturma yürütülmediğini biliyorum.

Düşünün referandum öncesi bazı AK Parti’liler nasıl gece demedi, gündüz demedi partisinin propagandası için dolaştı. ‘Hayır’ kanadı bile bu anlamda özeleştirisini yaptı. Kendilerinin ‘evet’ kanadı kadar çalışmadığını itiraf ettiler.

İşte bana göre bütün sebep bu!

Yani Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üzerlerine gidildiğinde hapisten çıkamayacak siyasileri sahaya sürdü. Ve onlar da isteseler de, istemeseler de çok yakında partilerinin genel başkanı olacak olan Erdoğan’ın gözüne girmek için gecelerini gündüzlerine kattılar çalışarak. Özellikle sosyal medya başta olmak üzere boy boy pozlar verip böylelikle Erdoğan’ın has adamı olduklarını kendilerince kanıtlamış oldular.

Hatırlayın!

Mesela en fazla FETÖ’ye yakın olduğunu tahmin ettiğimiz siyasi kimse, en fazla sahada o görüldü (İstisnalar var elbet, onun için burada her çalışan FETÖ’ye yakın manası çıkmaz inşallah). Mantık olarak düşününce Cumhurbaşkanı bu konuda haklı… Onlara dokunulsa lehte çalışmak yerine gizliden gizliye de olsa aleyhte çalışacaktı.

Ama hesaba katılmayan iki durum var!

Birincisi bu tip siyasilerin çalışması samimi bir çalışma değildi. Göstermelikti. İkincisi de onlara dokunulsa kamu vicdanı rahatlayacak, AK Parti beklediği gibi belki de yüzde 60’tan fazla ‘evet’ oyu almış olacaktı.

Hemen hemen herkesin bir tanıdığı cezaevinde… Akrabası, yakını, arkadaşı veya çok sevdiği bir meslektaşı ya hapse atıldı yada işinden oldu. Madalyonun öteki yüzüne bakıldığında ise bu insanlardan daha fazla FETÖ’ye bulaşanlara dokunulmadı. İşte bu yüzden çoğu AK Parti ve MHP seçmeni ya sandığa gitmedi yada ‘hayır’ oyu verdi.

Hulasa demem o ki, yakında yapılması muhtemel bir genel seçim öncesi de aynı taktik uygulanarak, FETÖ’ye bulaşanlar alınacağına, sahaya sürülecek. Ve unutulmamalı ki, -bunu en fazla sahadaki gözlemlerimden yola çıkarak söylüyorum- referandumdaki ‘evet’ AK Parti seçmenin verdiği son krediydi. Özellikle her türlü şer odaklarınca çevresi kuşatıldığı için AK Parti’ye ‘can simidi’ atıldı ‘evet’ oyu verilerek. AK Parti şimdi kıyıya çıktı. Geminin içinde olup da, bilerek olmasa dahi geminin batmasına aracı olanları yeniden okyanuslara açıldığı yeni gemiye alırsa, vallahi korkarım ki bu defa boğulmaktan kurtulacak bir can simidi de bulamayacak.

Çünkü 16 Temmuz’da Cumhurbaşkanına olan destek yüzde 90’lardayken, 16 Nisan’a kadar yüzde 51.4’e kadar geriledi. Böyle devam edildiği sürece daha da gerileyeceğini tahmin etmek güç değil.

Adalet herkesi memnun eder. Bir Hint Atasözü’nde derki, “Adalet Tanrı’yı da, halkı da memnun eder.”