AK PARTİ LİSTESİ ORTADA KALDI

28 / 05 / 2018


Mustafa ARISÜT

Eğri oturup doğru konuşmak lazım…

AK Parti’nin Şanlıurfa milletvekili adayları fena değil aslında. Ancak hak eden birkaç aday adayın listeye girmemesi üzerine duyulan rahatsızlık ile bu kentin siyasi yapısını alt-üst eden birkaç kurt siyasetçinin yürüttüğü algı sonucu listeye “fena değil” demek veya listeyi savunmak güçleşti.

Listenin yerden yere vurulmasında AK Parti’yi yermek için bahane arayanların payı büyük. Bunun yanı sıra AK Parti içerisindeki gruplaşmanın da etkisi var. Fakıbaba’cılar, Faruk Çelik’çiler, Beyazgül’cüler, hatta Yusuf Eğilmez’ciler bile parti içerisinde gruplaşmış durumda.

Parti içerisindeki gruplardan aday çıkaramayanlara gidişattan rahatsız olanlar da eklenince Şanlıurfa, yemeyip içmeyip AK Parti’nin milletvekili aday listesini konuşmaya başladı. Hangi ortamda, hangi dost meclisinde bulunsak veya nerede iki Urfalı bir araya gelse Ankara’da bu listenin nasıl ortaya çıktığına dair rivayetler anlatılıyor.

Elbette çoğu eleştiri yersiz değil. Çoğu rahatsızlık boşuna değil. Çıta bu kadar düşürülmemeliydi. Zaten aday adaylarının profiline bakıp çoğu donanımlı Urfalı, bunlar arasında yer almaktan utandığı için müracaat etmiyordu. Şimdi aday profili de düşünce önümüzdeki ilk seçimde başvuru yapanların komedi filmlerine malzeme çıkaracak cinsten olacağını tahmin etmek zor değil.

Bu şerhime rağmen özellikle ilk sıralar hiç fena değil. Eleştiri okları da listenin sonlarına doğru zaten…

En fazla eleştiri alan adayı da dahil ederek, insanların önüne “şu eleştirdiğin çocuk mu yoksa şu aşiret lideri mi” diye bir tercih koysan gözü kapalı bugün eleştirdiği çocuğu seçecektir. Dolayısıyla bu yönüyle liste çok iyi…

Asıl mesele herkes listeyi yapanı merak ediyor. Listeyi beğenmeyen partililer ise Fakıbaba’yı suçluyor. Fakıbaba da listeyi yaptığına dair rivayetleri külliyen yalanlıyor. Milletvekili olmak için kanını dahi dökmeye hazır olanları düşününce pek haksız değil. Ama buna rağmen listeye sahip çıksa, listenin tamamına müdahil olmamışsa dahi birinci sıra adayı ve bir bakan olarak sahiplense AK Parti açısından çok daha farklı olabilirdi. Fakıbaba profiline de bu yakışırdı.

Peki, yerden yere vurulan liste gerçekten nasıl? Bana göre Viranşehir’de mevcut adaylara bakılmış, içlerinde akademisyen olanı tercih edilmiş. Misalen anket yapılıp vatandaşa sorulsa “yazdığını okumakta zorlanan mevcut vekil mi, yoksa bu akademisyen mi sizi temsil etsin” diye kuşkusuz akademisyen olanı tercih edilir. Akçakale’de de aynısı. Mevcutların içerisinde en makul olanı Ahmet Akay’dı.

-Efendim! Şu aşiret lideri olsa bu kadar oy getirir, şu eli sopalı olsa bu kadar oyu var…

Geçmek lazım artık bu şehir efsanelerini ya da hikayelerini, her neyse işte… Kimsenin oyu kimsenin cebinde veya sopasının ucunda değil. Feodaliteye karşı çıkanlar dahi eline kalemi alıp, şu aşiretin bu kadar oyu var, bu ağanın şu kadar adamı var diye farkında olmadan bunların ekmeğine yağ sürer oldu. Doğrudur o kadar oyları olabilir. Eskiden bir aşiretten iki ayrı partiye oy çıkması imkansızdı. Şimdi öyle mi? Aynı aşiretten 4-5 partide aday çıkıyor. Kim kimin oyuna, özgürlüğüne, iradesine hükmedebiliyor artık? Aşiret lideri dediğiniz kişi, oğluna bile güç yettiremiyor. Görün artık bu gerçekleri… Siyasi partilerin kapısından eksik olmayıp, “bağımsız aday” olma cesaretini gösterememelerinden bile bu gerçeği görmek mümkün aslında.

***

Gönül isterdi ki Ankara’da Şanlıurfa’yı adam akıllı temsil edecek, kangrenleşen sorunları çözmek için toplantı üstüne toplantı değil bizzat genel müdürleri veya müsteşarları veya bakanları buraya getirtip anında talimatlar verdirtebilecek vekiller çıksın. Gönül isterdi ki Zeynel Abidin Beyazgül listede yer alsın. Donanımlı bürokratlar vekil olsun. Ama olmadı. Bu kafayla hareket ettiğimiz sürece de olmaz.

***

Şimdi genel başkanı veya üst düzey bir partilisi gelip bu listeyi Fakıbaba yaptı dese ne olur? Bu nedenle Fakıbaba kendisi yavaş yavaş listeyi sahiplenmeli ve her şeye rağmen savunmalıdır. Zaten gelen tepkilerin temel nedeni listeyi hiçbir partilinin sahiplenmemesidir. Herkes birbirine soruyor “kim yaptı” diye. “Demek ki kötü bir liste ki kimse savunamıyor” şeklinde de cevabını veriyor kendi kendine.

Fakıbaba böyle değildi. Bu liste ile birlikte büyük bir değişim gözlemliyorum kendisinde. Fakıbaba’yı Fakıbaba yapan ve en kötü gününde dahi kendisini yalnız bırakmayan ve her düştüğünde yeniden ayağa kaldırmayı başaran ekibi ile aynı hareket etmiyor bence. Yaptığı işin arkasında duramayan Fakıbaba kendisine olduğu gibi Şanlıurfa’ya da zarar verir. 

Girdiği krizleri kendi lehine dönüştürmeyi başaran Cerrah Fakıbaba, bu kez en çok övünebileceği krizi kendi lehine çeviremedi. Cerrahlık mesleği risk almayı göze alabilen bir meslekti. Fakıbaba mesleğinden uzak kaldıkça risk almaktan da çekinir oldu herhalde.

***

HDP hariç diğer siyasi partilere gelince...

AK Parti’de olduğu gibi HDP’de de listenin değişik sıralarındaki adaylar tartışılıyor. Yani HDP de liste konusunda sıkıntı yaşadı. 11 ve 12’nci sıra adayları yerlerine tepki gösterdikleri için istifa ettiler.

Bu iki partinin dışındaki tüm partiler, hem iktidar partisi olmadığı hem de yıllardır seçimi bekleyen ve her türlü cefayı çeken il başkanlarının hakkı gördüğü için birinci sıra konusunda pek sıkıntı yaşamıyorlar. Birden sonrasına da pek şans verilmediği için tartışmasız listeleri kabulleniliyor.

Aşiret konusunda AK Parti gibi diğer partilerin de hakkını yememek lazım. Özellikle İYİ Parti ve Saadet Partisi, kelle sayısıyla gidenlere itibar etmedi ve istedikleri sıraları vermedi. İYİ Parti’de genel başkan, Saadet Partisi’nde de teşkilat topyekun karşı çıktı.

Partilerde aşiretlerden kimse kalmadı dersek bu doğru olmaz. Ancak kelle sayısıyla siyasette kalma yeteneğini sürdüren kimsenin kalmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu durum Şanlıurfa açısından bir milattır.