BAĞIMSIZ GAZETECİLİK VE TACİZ OLAYI

06 / 11 / 2017

Mustafa ARISÜT

Gazeteci olarak en fazla yoğunlaştığımız konu haksızlıklar ve yolsuzluklar. Hani bazı gazeteciler yaptığı ek işe göre kendisine alan belirler, bazıları yolunu bulduğu belediye veya kurum amirlerine yalakalık yaparak gazeteciliğini konuşturur falan. Bizim yaptığımız ne bir ek iş var ne kimseye diyet borcumuz var ne de ettiğimiz zararı çıkaracağımız yolunacak kaz müdür veya başkan var. Dolayısıyla bir çekincemiz olmadan rahatça haber yapıyoruz.

İlçeler hariç! İlçelerle ilgili ciddi anlamda sıkıntı yaşıyoruz. Çünkü buralarda adil, objektif, doğru ve bağımsız gazeteci bulmak neredeyse imkansız. Varsa da onu maddi açıdan doyurmaya bizim gücümüz yetmiyor. Fotoğraf makinasını tutmasını öğrenen, başta ilçe belediyeleri olmak üzere bir resmi kuruma kapak atıyor. Bu nedenle kent merkezindeki yerel ve ulusal medya kuruluşları ya bu resmi kurumlarda çalışanların yaptığı haberi kullanmak durumunda kalıyor yada bu ilçelerdeki haberleri görmezlikten geliyor.

Onlar da kendilerince haklı. Adam akıllı gazeteci isteniyorsa, adam akıllı da ücret ödenmeli. Ama medyayla ilgili dünyanın bile çözemediği sorun burada da baş gösteriyor; dalkavukluk yapmayan ve yandaş olmayan medya kuruluşu maddi sıkıntı yaşamaya mahkumdur. Buradan Akçakale’deki bir haberlik konuya geleceğim. İlçede, kızların yatılı eğitim gördüğü bir okulda taciz olaylarının yaşandığı iddia edildi. Kaynak, ne okuldan ne eğitim camiasından ne de Akçakale’den birisi. Dolaylı yoldan olaylara tanık olan ve vicdanen rahat etmediği için olayı ve bu işin vebalini bana ileten bir arkadaş.

Sosyal medyayı çok kullanmak değil de artık akıllıca ve özellikle gücünü daha aktif kullanma kakarı arefesinde öğrendim bu olayı. İlk adım olarak, “Akçakale'de, bir okul müdürü tacizleriyle kızların korkulu rüyası olmuş. Bilgisi olan varsa paylaşın (DM) biz de onun korkulu rüyası olalım.” şeklinde bir tweet attım. Bunun çok sıkıntılı bir yöntem olduğunun farkındayım. Kimse duymadan haberi yapıp geçmekten çok daha riskli bir durum… İlçedeki arkadaşlar sıkıntıya girmesinler diye aramam bu tür durumlarda. Bir kenarda durup başka bilgi ve belgelerin gelmesini de bekleyemedim. Onun için sosyal medyayı kullandım.

Okul ismi yok, müdür ismi yok. Telefon numaramı da vermedim. Özellikle “paylaşın” kısmının yanında parantez içerisinde DM yazdım. Yani Twitter ile Direkt Mesaj. Buna rağmen o saatten itibaren telefon susmadı. Ve gelen telefonların yüzde 80’i okul müdürünün masum olduğunu anlatmaya çalışıyor. Onlar masum olduğunu anlattıkça ben de olayın iç yüzünü öğrenmiş oluyorum. Sosyal medyanın gücünü ilk kullandığım olay bu değil aslında.

Beni takip edenler bilir. AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Faruk Çelik, dönemin bakanı olarak Şanlıurfa’ya geldiğinde bir iş adamı ona deve kesmişti. Kendi kendime ‘bu deve kesmenin perde arkasında çok önemli bir şey var ama ne’ diyerek içim içimi yedi adeta. Bir twwetle paylaştım olayı. Tam olarak hatırlamıyorum ama “Bilin bakalım bu iş adamı bu deveyi bakana neden kesti” gibi bir şeyler yazmıştım. Ve aynen tahmin ettiğim gibi olayın perde arkasında detayları da anlatılarak, büyük bir rant olduğu iddia edilmişti.

Gelişen teknoloji sayesinde her şeyin bir çaresi bulunuyor. İstediğiniz bilgiyi hiç tahmin etmediğiniz ve hatta erişemeyeceğiniz kaynaktan elde edebiliyorsunuz. İki şey karşısında teknoloji çaresiz kalıyor sadece. Kalleşlik ve cesaret...

Teknoloji sayesinde herkesin her şeyi bildiği anlaşılıyor ama cesaret olmayınca açığa çıkmıyor. Deve olayının perde arkasında neler olup bittiğini bu memlekette birkaç kişi biliyordu ama Akçakale’deki olayı duymayan kalmamış meğerse. Sadece MHP ilçe başkanı bu işi takip ediyor ve birkaç satır isim vermeden sosyal medyadan paylaşımı olmuş.

Biz de olayın yeni takipçisiyiz, iki zıt iddia var. Emin ve adil şahitlik vasfımızı bozmadan bu haberin de üstesinden geliriz inşallah.