İYİ Kİ MEZARDAN ÇIKARMA ADETİ YOK!

01 / 01 / 2018

Bu kentten gitmemek için ne kadar mazeret bulmaya çalışıyorsak,karşılığında o kadar gitmek için sebep çıkıyor.

Allah, Urfa’ya her şey vermiş. Dünyanın en önemli tarihi eserleri bu şehirde... Dünyanın en bereketli toprağı bu şehirde... Dünyanın en güzel yemek kültürü bu şehirde…

Dünyanın en güzel ve tükenmek üzere olan ceylanları ve daha bir sürü hayvanları burada neslini sürdürüyor…

En kıymetli fıstık ağaçları, en güzel nehir, kışın karlı yazın serin dağ, stratejik öneme sahip konum hepsi bu şehirde.

Ülkede başka hiçbir kente nasip olmayan Peygamberler en büyük övünç kaynağımız olmak üzere; dünyanın gelmiş geçmiş en meşhur 20 astronomundan biri olarak kabul edilen El Battani, "Modern Kimyanın Babası" olarak tanınan Cabir Bin Hayyan, İslam bilginlerinin içerisinde en önemli ve farklı bir yere sahip olan İbn-i Teymiye gibi isimler de Şanlıurfa’dan çıkmıştır.

Fransızlara karşı verdiği mücadele ve sonunda elde ettiği zaferle sadece kendi kurtuluş destanını yazmakla kalmamış, tüm ülkeye de moral vermiş olan bir şehirdir Şanlıurfa.

Peki bu kadar değere ve gurur duyulacak bir geçmişe sahip olan Şanlıurfa’da şuan durum nedir?

Hızla artan nüfusu ve aldığı yüzbinlerce göç karşısında şehir adeta bir girdaba dönmüş durumdadır. Bu girdabın asıl temelinde ise bir türlü çözülemeyen ve artık çocukların dahi çözüm önerisinde bulunabildiği klasik hale gelen sorunlar yatmaktadır. Bunun perde arkasında ise şehirde bilim insanı ve siyasi deha çıkamaması sorunu bulunmaktadır.

Son 15 yıldır bunun daha bariz sıkıntısını yaşamaktayız. Örneğin kendi memleketimizden adam akıllı bir rektör çıkaramıyoruz. Bu örneği her alanda çoğaltmak mümkün…

En büyük sancıyı ise siyaset sahnesinde yaşıyoruz. Sahneye çıkanlar inmek bilmediği gibi indiğinde tekrar çıkmaya çalışması da cabası. Kimi analizciler bu durumun koltuktan kalkanların bitmek tükenmek bilmeyen hırsından kaynaklandığını söylese de, asıl sebep sahneye çıkma kabiliyeti olan insanların yetişmemesinden ve onların boşluğunu dolduramamasından kaynaklanmaktadır. Eskiler fırsat vermese ve entrikalarla engel olmaya çalışsa da bunu aşabilecek yeni kabiliyetler çıkmıyor.

Şimdi isim isim ele almak gerekirse başhekimlikten gelen Ahmet Eşref Fakıbaba 2004 yılında seçildiği belediye başkanlığını, ikinci dönem de sürdürmeyi başarmıştı. 3’üncü dönem yapsa baştan beri bahsettiğim sıkıntılı durum burada da karşımıza çıkmış olacaktı. Bu kez milletvekili olarak meclise seçildi. Milletvekilliyken de bakan seçilmeyi başardı. Şimdi de partisince bakanlıktan büyükşehir belediye başkanlığına geri gönderileceği tahmin ediliyor.

AK Parti’nin kurucu il başkanı ve daha sonra milletvekilliği yapan Müfit Yetkin’in adı il başkanlığı için, iki dönem il başkanlığı yapan Yusuf Eğilmez’in adını yine il başkanlığı için geçmişti. Eski milletvekillerinden il başkanlığı için az da olsa ismi başka geçenler de vardı.

Abdulkerim Gök’ün adı bazı çevrelerce adı büyükşehir belediye başkanlığı için kullanılmıştı. Kendisinin de gönlünün bundan yana olduğu tahmin ediliyor.

AK Parti’de durum bu iken diğer partilerde de durum farklı değil. Aziz Aydınlık, ara verdikten sonra tekrar Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il başkanlığına getirildi. Sonra tekrar tekrar.

Niyazi Yanmaz, Saadet Partisi’nde milletvekilliğinden yıllar sonra il başkanlığına getirildi.

Halkların Demokrasi Partisi’nde (HDP) Celalettin Erkmen uzun yıllar sonra bir dönem il başkanlığına yeniden getirilmişti.

Bağımsız ve AK Parti milletvekilliği yapan Sabahattin Cevheri, yeni kurulan İyi Parti tarafından il başkanı yapılmak istendi.

İbrahim Özyavuz, Halil İbrahim Çelik, Ahmet Akay, Mehmet Yalçınkaya, kaç yıl öncesine kadar Ahmet Bahçıvan… Tekrar tekrar isimleri gündeme gelen siyasi aktörler…

Vakıf, dernek, sendika, oda başkanlıklarında da durum farksız…

Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası (ŞUTSO) başkanlığında belki teamül gereği İsmail Demirkol bu yaşta geri getirildi ama başka odalarda da sık sık yaşanan bir durum. Odaların yanı sıra vakıf, dernek, sendika gibi sivil toplum kuruluşu alanlarında da eskilerin kıymete bindiği dönemler yaşandı, yaşanıyor.

Adını yazdığım insanları eleştirdiğim için demiyorum bunları. Belki de adının geçtiğinden habersiz olanlar var içlerinde. Bir kısır döngüyü anlatmaya çalışıyorum.

Bu geri getirme hevesi, bu isimlerin kendilerini geliştirdikleri için olmuyor. Örneğin yaptığı görevin ardından gidip üniversitelerde akademik ve bilimsel çalışmalar yaptıktan sonra geri getirilmek istense hiçbir itirazımız olmaz. Aksine çeşitli spekülatif konularla anılanların bile geri getirilmek istendiği oluyor.Allah’tan diyorum, mezardan çıkarma gibi bir imkan yok. Yoksa “adam” kıtlığından Mustafa Osse’ler bile geri getirilir.

Yazılanlara katılmayanların, aslında çok ehil insanların olduğunu düşünenlerin olduğunu tahmin ediyorum. Bunlar genellikle partilerce imkan tanınmadığını savunanlar. Buna rağmen ben o insanların ehil olduğuna inanmıyorum. Ehil olmak sadece birikimli ve donanımlı olmak demek değil, fark edilebilir olmalarını sağlamakla da olmalı.

Ben umutsuzum. Tek bir umut ışığı var o da STK’ların yeni simaların ve gençlerin önünü açmasıyla siyasete ve diğer önemli alanlara farklı isimler transfer edilebilir.