KANLA BESLENEN AŞİRET İŞGÜZARLARI

20 / 06 / 2017

Urfa olarak çok önemli ama hiç gündeme gelmeyen bir sorunumuz daha var. Aşiret ileri gelenlerinin kan üzerinden işgüzarlık yapması…

Kan davaları, düğün, seçim gibi ortamlarda başrol oynayan ve çoğu zaman hayırlı işlere vesile olan aşiret ileri gelenlerinin çok kötüsü, çok vicdansızı, çok kansızı da var. Bunlar en kötü durumlardan bile kişisel hesabı yapıp rant elde eden işgüzarlardır.

Lafı çok uzatmadan, haber yaparken karşılaştığım olaylardan sadece birisinden bahsetsem toplumumuzdaki hangi zararlı mahluklardan bahsettiğim çok iyi anlaşılır. İsim, tarih ve tam adres vermeyeceğim, -ki hem hikayemizdeki itler durduk yere havlamasın hem de hikayedeki garibanlar rencide olmasın-.

Sırrın’da yaklaşık 4 yıl önce belediyenin iş yaptırdığı firma, ihmali yüzünden gariban bir ailenin çocuğunun ölümüne sebep oldu. Gerek aile gerek kamuoyu gerekse de basın olarak belediye muhatap alınarak suçlanmıştı. Çünkü yüklenici firmayı bulan belediyeydi ve dolaylı da olsa kendi çalışanı sayılırdı. Her ne kadar yasal olarak belediye işin içinden sıyrılmayı başarsa da, kamuoyunun kendisini suçlamasından kurtulamayacaktı.

Kamuoyu belediyeyi suçladıkça belediye de yüklenici fırmaya yükleniyordu. Yüklenici firma da ‘Urfa usulu’ yaptı. Önce ailenin mensubu olduğu aşireti tespit etti. Sonra o aşiretin “akil adamlarını” değil işgüzarlarını buldu. Maddi anlamda üzerlerine düşeni yerine getirmeye hazır olduklarını; buna karşılık ailenin şikayetçi olmamasını ve basına konuşup belediyeyi zor duruma koymamasını istediklerini iletti.

İşgüzar normalde hiçbir zaman bu gariban ailenin yüzüne bakmazken, para kokusunu alınca 3 gün boyunca bu gariban ailenin taziyesinden kalkmadı. Taziyedeyken yavaş yavaş çocuğun acılı anne ve babasını durumu kabullenmelerine alıştırmaya çalıştı. Her konuştuğunda o çirkin yüzünü “Takdir-i ilahi” sözünün arkasına gizlemeye çalıştı. 3’üncü günün sonunda baklayı ağzından çkardı. “Ölenle ölünmüyor, karşı taraf da çok üzülüyor, ellerinden gelen ne varsa yapmak istiyorlar” dedikten sonra aileyi en zayıf yerinden vurdu. Bir ev parası karşı taraftan almalarının ve dava ile, yargı ile uğraşmanın doğru olmadığını söyledi. İlk etapta aile tepki gösterdi. Her akşam taziye evde devam ediyor ayağına acılı aileyi ziyaret etmeye devam etti. Kendisi gibi eve başka gelen akrabalardan da kendisi gibi düşünenlerden destek alarak aileyi yumuşatmayı başardı.

Buraya kadar normal gibi. Aradan biraz zaman geçtikten sonra bir bakıyorsunuz işgüzarın oğlu belediyede işe yerleşmiş. Benzer olaylar saymakla bitmez. Çok detayına girmeden şok olacağınız bir olay daha söylesem durumun vehameti daha da ortaya çıkacaktır. Karaköprü’de patlayan; 3 garibanın ölümüne, yüzlerce araç, ev ve işyerinin zarar görmesine sebep olan akaryakıt istasyonu olayını bilmeyen yok. Ne oldu o olay?

İşgüzarlar aracılığıyla yakınını kaybeden gariban ailelerin avuçlarına kaç kuruş verip olayı kapatmayı ve unutturmayı başardılar. Düşünün adeta ülkeyi ayağa kaldıran o kadar büyük bir olayı bile kaç kuruşla kimse hapse girmeden ört bas ettiler. 

Bana göre Şanlıurfa’nın en önemli sorunlarından birisi budur. Ölen öldüğüyle kalmasın, ihmali olan, kusuru olan, insanların hayatını hiçe sayanların yanına kâr kalmasın diye davadan vazgeçmemek gerekiyor. İşgüzarları iyi tanıyıp, defetmek gerekiyor. Bu dünyada herşeyi para ile halledeceklerini sananları demir parmaklıklar arkasına gönderip, insanların hayatını hiçe sayan zenginlere ibret etmek gerekiyor.

Hasılı iyi tanımak gerekiyor bu işgüzar yılanları.