NEPOTİST BELEDİYE BAŞKANLARI!

02 / 08 / 2017

Nepotizm, akraba kayırma anlamına gelen bir kavram. Kökeni, Rönesans öncesi Papa’ların yeğenlerini ehliyet ve liyakat sahibi olmadığı halde üst düzey işe aldıkları döneme dayanıyor.

Çok eski bir gelenek olan nepotizm Şanlıurfa’da da oldukça yaygın ve eski bir gelenek. Bu yüzden Nepotist belediye başkanları oldum olası eleştirilere maruz kalmıştır. Ve en haklı(!) gerekçeleri “kim yapmıyor ki” şeklindeydi. Fakıbaba modeli ortaya çıkıncaya kadar. Halk bir belediye başkanının akrabasız da yönetilebildiğini, aşiret gücü olmadan da ilerleyebildiğini görünce uyandı.

Belki bir tek Siverek Belediye Başkanı vardır Nepotist olmayan. Belki yeterince tanımadığım bir veya iki belediye başkanı daha. Onun dışında tüm belediyelerde pastanın en büyüğü akrabalara gidiyor. Eleman alınacaksa önce akraba, şef yapılacaksa önce akraba, müdür yapılacaksa önce akraba, danışman yapılacaksa önce akraba, ihale verilecekse önce akraba.

Memleketini düşünen, Allah korkusu olan belediye başkanı adil olur, herkese eşit davranır, orada sadece akrabasının belediye başkanı olmadığını bilir. Hele hele görevi hak edene yani ehliyet ve liyakat sahibi insana özellikle arayıp-bulup verir. İhaleyi beyt-ül mala göz koymayana, belediyeye kazık atmayana verir. Nepotist olmayan belediye başkanı aklı; belediyesinde ve kentinde kendini kanıtlamış işin ehli insandan alır, aylık veya belli aralıklarla bir araya geldiği akraba meclisinden almaz. 

***

Şanlıurfa adına o kadar üzülüyorum ki, çıkıp bir belediye başkanı itiraz etsin istiyorum bu suçlamalara. “Hayır! Bir elin sayısından fazla akrabamı bulursan istifa ederim” diyecek kadar iddialı biri çıksın istiyorum.

Ama ne gezer?

İşte böyle bahtı kara bir memleket Urfa.

Her yerde var ama aşiretinin itine bile bu kadar bağlı bir şehir başka bir yerde yok.  

***

Geçenlerde bir arkadaşla aramızda geçen diyalogu anlatırsam Nepotizm daha iyi anlaşılmış olacak sanırım. Arkadaş bana, büyükşehir belediyesinde çalışmak istediğini söyledi. Ben de sırf ironi olsun diye bir akraba bulmasını önerdim. O da gerçekten bir akrabaya ulaştığını ve birkaç gün sonra akrabalar olarak toplanacaklarını ve talepler arasında kendisinin isminin de iletileceğini söyledi. Ve o iş çok geçmeden oldu.

Allah aşkına belediyecilik bu mu?

Kendileri bu işleri gizli yürüttüklerini ve dolayısıyla kimse farkında değil sanıyorlar.

Vallahi herkes farkında…

Olmasa bile Allah’ın her şeyi gördüğünü ve bildiğini akletmiyorlar mı?

Bilmiyorlar mı “Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür” diye bir ayet var.

Belediyelerce yapılan abuk-subuk işlerin dahi sosyal medyadaki paylaşımlarına bakıldığında kimler beğenmiş, kimler paylaşmış, kimler yalamış her şeyi tüm çıplaklığıyla görmem mümkün.

Öven, beğenen, yalayan sosyal medya kullanıcılarının büyük bölümü; belediyeden maaş alan liyakatsiz, beceriksiz, cahil yani dalkavukluktan başka yeteneği olmayan akrabalardır.

***

Daha eskiden akrabalar, akraba başkanlarını toplum içerisinde kollar ama kendi aralarında da hep uyarırdı. Şikayetleri iletirdi. Şehirde onun gözü kulağı olduğu gibi hesap soranıydı da aynı zamanda. Sırf insanların yüzüne bakabilsinler diye akraba başkanlarının hiç hata yapmasını istemezlerdi. Ahmet Bahçıvan’ın abisi vardı Emekli Öğretmen Ali Bahçıvan. Adamın belediyeden hiçbir menfaat beklentisi olmadığı gibi en büyük derdi kendilerine laf gelmemesiydi.

Şimdi tam tersine olmuş. Siz bir belediye başkanını eleştirseniz ilk sözlü ve fiili saldırıyı bu akrabalar yapıyor. Kimse söylenenin doğru olup-olmadığına yada eleştirinin haklı olup-olmadığına bakmıyor.

Çünkü dertleri aşiret olarak, aile olarak alınlarının akıyla toplum içinde dolaşmak ve bunun için akraba başkanlarına yardımcı olmak, gönüllü danışmanlık yapmak değil. Tek kaygıları var o da akraba başkanları o makamda bulunduğu süre içinde daha çok, daha çok, daha çok zengin olmak.  

“Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilerin yanına açık sözlü danışmanlar nasip eder, sevmediklerine de dalkavuklar musallat eder.” şeklinde bir Hadis-i Şerif var. Allah-u Alem, Nepotist başkanlar sevilmiyor ki çevrelerini dalkavuklar sarıyor. 

Gelip çattığında seçim günü, halkın da kendilerini sevmediğini anlıyorlar ama iş işten geçmiş oluyor. Tıpkı önümüzdeki seçimde belki de aday dahi gösterilmeyerek ne halk ne de partilerince sevilmediklerini tüm açıklığıyla görecekler.