TEFECİLER ŞARTELLERİ BİR İNDİRSE!

22 / 11 / 2017

Şanlıurfa ne kadar bahtsız bir memleket! Ülkenin hatta dünya olağanüstü bir ekonomik darboğazdan geçiyor. Bundan kurtulmak isteyen ülkeler kimi silah satma çabasında kimi yolsuzlukları önleme kimi de yeni pazarlar kazanma çalışması yapıyor. Şanlıurfa’nın dışında Şanlıurfa kadar büyük şehirler de kendi çaplarında bir şeyler yapmaya gayret ediyor. Dünya genelindeki bu durum ne kadar sürer bilinmez ama daha kötü günlerin geleceği tahminini yürüten de yok değil.

Şanlıurfa olarak bugünleri bile çok kötü ve verimsiz geçirirken kim bilir ekonomi daha kötüye gitse ne yaparız (Allah muhafaza). Ticaret ve sanayi alanında çaba sarf eden ve kendince bir şeyler yapmaya çalışan Sivil Toplum Kuruluşu (STK) var ama “baş” yok. O baş, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası (ŞUTSO). 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin ardından kayyum atanan ve bir önceki eski başkan kayyum olarak başa getirilince olanlar oldu. O gün bugündür protokolün dışında ŞUTSO’nun hiçbir varlığını hissetmedik. Sadece protokollerde temsil ediliyor. Durum çok kötü... Bu aylarda seçim yapılacak diye sabrediliyordu, seçim de 2018 yılının Nisan ayına kalınca herkes ipin ucunu bıraktı.

ŞUTSO’nun bitkisel hayatta olduğunu fark edip, duruma el atan kurum da yok. Ne Valilik ne belediyeler ne üniversite hiçbir kurum ticari alanda canlılık oluşturacak bir çalışmaya ve çabaya girmiyor. Oysa batıyoruz, gerçekten batıyoruz. Hiç olmadığı kadar iş adamları ve iş çevresi faiz batağına saplanmış. Her geçen gün bu bataklık büyüyor ve başta sanayicilerimiz olmak üzere esnaf ve tarımcıları yutuyor. Ne yapılır, nasıl yapılır bilmem ama ilk başta bu durum fark edilmeli. Sonra çalıştaylar, fuarlar, tanıtımlar, anlaşmalar yapılmalı. Vali Abdullah Erin, daha önce hiç bu kadar tefeciliğin yaygın olduğu bir şehirde görev yapmadı. Bu yüzden ne yapacağını bilmiyor olabilir ama önce tehlikenin büyüklüğü anlatılmalı kendisine. Gökdelenlerde oturan tefecilerin her gün kente bakıp, “Alacağımız olan işyerlerinin şartellerini indirdiğimiz an bu kentte hayat durur” dediklerini Vali de duymalı artık.

Tefecilerin mağdur ettikleriyle, şuan yeni ağlarına düşürdüklerini toplasak kapalı spor salonuna sığmazlar. Ve bu kentte meydana gelen kavgaların, vurup, kırmaların yüzde 80’inin altında tefecilik yatıyor. Haberlerde “alacak-verecek” diye geçen o ifadenin ardında aslında faizle para verilen kişinin parayı ödeyememesi veya faizi çok bulması yatıyor.

Yani ticaretin canlanması için yapılan her hamle, atılan her adım işlerin artmasına sebep olacak, böylece kimse nakit sıkıntısı yaşamayacak ve günübirlik de olsa sıkıntısından kurtulmak için tefecilerin ağına düşmeyecek. Kavgalar da azalacağı için ne polise, hakime, savcıya bu kadar iş düşecek ne de hastaneler de darp mağdurları yatak işgal edecek.

Barış ve huzur kenti denilen Şanlıurfa’nın tam olarak bu tanımlamayı hak edebilmesi ve belki de hepten kaybetmemesi için başta ŞUTSO Başkanı İsmail Demirkol ve Vali Abdullah Erin olmak üzere herkesin silkelenmesi lazım.

Şıllık, çiğköfte, lahmacun, tırnaklı ekmeğin tescillenmesi için gösterdiğimiz refleksin bir kısmını ticaretin canlanması ve sanayi çarklarının dönmesi için de göstermeliyiz.