AĞLAMAK LAZIMKEN GÜLMEK NEDEN?

20 / 04 / 2017

İslam ümmeti yine ağlamakta, çocukları yetim, gelinleri dul; babalar toprak altında!

Düşman atakta, simsarları çarşı pazarda; taklitçiler ise, yalandan mersiyeler uydurmakta!

Ah ki, ne ah, uyan ey ümmet, yattığın bunca yıl yetmedi mi sana; hala uyursun!

Hataya boğulmuşsun, suçu başkalarına atar; kendine de yol bulursun!

Senin yaptığın bu yolsuzluk, sana kalmaz; daha çok avazın çıkar, pişman olursun!

Bak bakalım, yıllarca peşinden koştuklarından; dost namına, kaç karaltı bulursun? (N.S. Şiir defterimden)

  Ümmet’in hali pür melaline, âcizane şu birkaç mısra ile giriş yapıp, gerisini unutulmaz Şair ’in mana yüklü mısralarına bırakıyorum!… Aslında, Ümmet’in içerisinde bulunduğu mevcut hali, şiirin diliyle en iyi biçimde; Muhammed Akif Ersoy (r.alh) şu mısralarla özetlemektedir denilse yerdir:

Musallat, hiç göz açtırmaz da Garb’ın kanlı kâbusu,
Asırlar var ki, İslam’ın muattal, beyni, bazusu.
<<Ne gördün, Şark’ı çok gezdin?>> diyorlar. Gördüğüm: yer yer,
Harab iller; serilmiş hanümanlar; başsız ümmetler;
Yıkılmış köprüler; çökmüş kanallar; yolcusuz yollar;
Buruşmuş çehreler; tersiz alınlar; işlemez kollar;
-------------------------------------------------------------------------------
Bükülmüş beller; incelmiş boyunlar; kaynamaz kanlar;
Düşünmez başlar; aldırmaz yürekler; paslı vicdanlar;
Tegallübler, esaretler; tehakkümler, mezelletler;
Riyalar; türlü iğrenç ibtilalar; türlü illetler;
-------------------------------------------------------------------------------
Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar; yanmış ormanlar;
Ekinsiz tarlalar; ot basmış evler; küflü harmanlar;
Cemaatsiz İmamlar; kirli yüzler; secdesiz başlar;
<<Gaza namıyla dindaş öldüren biçare dindaşlar;
Ipıssız aşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar;
Ekmek mahrumu günler; fikr-i ferda bilmez akşamlar!.....
-------------------------------------------------------------------------------
Geçerken, ağladım geçtim; dururken ağladım durdum;
Duyan yok, ses veren yok, bin perişan yurda başvurdum.
Mezarlar, ahiretler, yükselen karşında düradur;
Ne topraktan güler bir yüz, ne göklerden güler bir nur;
Derinlerden gelir feryadı yüz binlerce alamın;
Ufuklar bir kızıl çember, bükük boynunda İslam’ın!
Göğüsler hırlayıp durmakta, zincirler daralmakta;
Bunalmış kalmış üç yüz elli milyon cansa gırtlakta! (Safahat)

Evet, yukarıdaki mısralarla, hem o günün; hem de bu günün İslam aleminin, duçar olduğu sıkıntı ve giriftar olduğu belalar ile ahvalini en güzel şekilde özetleyen ve üzerinde ağlanılması gereken mısralardır!... Ruhu şad olsun Üstad Akif’in! Vesselam!