Âlimler Ümmete Rehberlik Eden Birliğin Sembolleridir

06 / 03 / 2017

  Âlimler; Peygamberlerin varisleridir, diye buyuruyor Kâinat’ın efendisi (s.a.v) Ancak bu kutlu veraseti, omuzlarında taşıyacak olan Âlimlerin; yaşadıkları toplumları içerisinde, tıpkı bir mütehassıs edasıyla hareket etmeli, her hareket ve amelinde insanlara doğruya giden yoldaörnek olmalıdırlar! Din, Vatan, Namus memleket müdafaası söz konusu olduğu zamanlarda isegözlerini kırpmadan; en önde olmalı ve insanlara önderlik yapmaları lazımdır…

  Evet, insanlık tarihi boyunca, insanlar iki tip ulemaya tanıklık etmişlerdir. Hakkın yanında yer alanlar ve batılı savunanlar! Hakkı savunanlar, her sıkıntı ve çileye rağmen; şerefleriyle yaşamış ve inandıkları yolda, yine iman ve şerefleriyle can vermişlerdir. Batılı savunup ve zalimlerin yanında yer alanlar ise, kısa bir menfaat ve makama sahip olmuşlarsa da; hep zilletle yaşamış, aşağılanmış, kapılarında kulluk yaptıkları efendilerine kölelik yapmış, her yanlışlarına evet demiş ve nihayet; kötü bir akıbetle, zillet içerisindeyken ölen zavallılardır.

  Biz burada, Ümmet’e önderlik yapan ve insanlara örnek olarak yaşamış olan Alimlerimizi anlatacağız tabi ki!..İşte onlardan sadece biri tanesini bu gün ele alacağız ki; gerçektenÂlim kimdir ve hakkın yanında yer alan Âlimlerin ne kadar da güzel işler yaptıklarını insanlar bir kez daha anlasınlar…Şeyhül İslam Mustafa Sabri Efendi’den Zahidü-l Kevseri’ye, İskilipli Atıf Efendi’den Şeyh Said-i Palo-i’ye, Mehmet Akif Ersoy’dan Üstad Bediüz-zaman’a, Necip Fazıl’dan, Ali Ulvi Kurucu’a; Timur Taş Uçar Hoca’ya varıncaya kadar ve daha isimlerini sayamayacağımız nice Âlimler; hepsi bu Ümmet’in salah ve kurtuluşu için, her şeylerini feda etmiş, bir kısmının hayatları da darağaçlarında son bulmuştur.

  Bu gün, o şerefli Âlimlerden; Osmanlı son döneminde yaşamış ve Müslümanları, küffarın istila girişimlerine karşı kıyama teşvik etmiş olan Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin hayat mücadelesinden birkaç kesit paylaşmak geldi içimizden. Müftü Ahmet Hulusi Efendi, Osmanlı devletinin Denizli sancağında önde gelen din Âlimlerindendir. Ulemadan olan dedesi ve babasının izinden yürümüş, medrese mezuniyetinin ardından müftülük makamıyla görevlendirilmiştir.

  Yaşadığı çağın buhranlarını yakından takip etmiş, gelişen olay ve hadiseler karşı kayıtsız kalmamıştır. Özellikle 20 yüzyılın ilk çeyreğinde, cereyan eden hadiseleri takip etmiş ve bu yolda Ümmete rehberlik etmekten geri durmamıştır. 15 Mayıs 1919’da Yunan’ın İzmir’i işgal ettiğini duyduğunda, yüreği yanmış, yerinde duramamış ve yaşadığı yerden bilfiil küffara karşı direnişhareketini başlatmıştır… Halkı Belediye binasının önüne toplayan Müftü Efendi, burada İslam Ümmetine, Vatan Müdafaası için Cihad ’ın farz-ı ayn olduğunu haykırmış ve Müslümanları istilacıküffara karşı, birlik ve beraberliğe davet etmiştir!.

  Ve şöyle devam etmiş:“Bu gün, Küffara karşı yekvücut olarak karşı koymanın farz-ı ayn olduğunuhaykıran Müftü Efendi, kendisi de fiilen Müslümanlara öncülük etmiştir. Bu gün öyle bir gün ki, artık vatan müdafaasını sadece askere bırakmak değil; küffarın istilasına karşı toptan seferberliğin şart olduğu gündür diyen Ahmet Hulusi Efendi (r.alh); Ulemanın gerçek misyonununÜmmete öncülük yapması olduğu gerçeğini ortaya koymuştur. Onu ve onun gibi milyonlarca, İslam Ümmetinin âlimlerini, bu vesileyle rahmetle minnetle yâd eder, aziz hatıralarını kemal-i hürmetle muhafaza etmeyi bir borç biliriz.

  Yaşamış olduğumuz bu çağda, İslam coğrafyasının Küffarın istila girişimlerine maruz kaldığı ve Müslümanların ise dağınık bir şekilde; birbirlerinden kopuk, irtibatsız ve ittifaksız bir şekilde yaşadıklarını görmekteyiz ne yazık ki… Özellikle ülkemiz üzerinde oynan oyunların ne denli büyük olduğunu, 15 Temmuz 2016’da içimizdeki hainlerin yaptıkları kalkışmayla bir kez daha öğrendik. Öğrendik ki, Müslümanın Müslümandan başka dostu yoktur,olmamalı ve olamaz da!

  Son olarak deriz ki, sorumluluk misyonunu yüklenmiş olan Âlimlerin; ya Ahmed Hulusi Efendi gibilerinyolunda olup bu Ümmete rehberlik yapacaklardır, ya da mahşeri vicdanın mahkemesinde ebediyen mahkûm olacaklardır. Yol ikidir: “Bir hak, diğeri batıl! Hak yolda yaşayıp ölmemiz temennisiyle…