Alışverişte İnsaflı Olmanın Ötesindeki İyilik

02 / 03 / 2017

Yüce dinimiz, alış verişi hem helal kılmış; hem de rızkın onda dokuzunun (ticarette ve cesarette) alış verişte olduğunu beyan etmiştir… Alış verişte, karşılıklı olarak tarafların; dürüst olmaları ve varsa mallarının kusurlarını gizlemeden söylemeleridir. Sağlam ve dürüst alış verişlerde bereket, hileli alış verişlerde ise felaket vardır. Üç kuruşluk kar elde etmek adına, insanları kandırmak; çok çok yemin edip alıcıyı ikna etmeye çalışmak, veya ondan önce pazarlığı yapılan bir malın fiyatını yükseltip piyasayı kızıştırmanın da haram bir yol olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Alış verişte insaflı ve vicdanlı davranmanın ötesinde, yüce Mevla’mızın iyilikler ve ihsanlar bahş edeceğini unutmamak gerekir. Az karla çok sürümden, helal kazanç elde edip; çok servet sahibi olan nice insanların var olup ve kendi toplumlarına faydalı oldukları bilinen bir gerçektir... Bir Hz. Ebu Bekir (r.a), bir Hz. Osman (r.a); bir Hz. Abdurrahman İbn-i Avf (r.a) gibi zatların hayatlarının; büyük bir kısmını cihadla, bir kısmını da ticaretle uğraşarak, Müslümanlara fayda sağlamakla geçirdikleri, bunun en güzel misalidir! En büyük zenginliğin kalp zenginliği yani kanaat olduğunu haber verir, Kâinat’ın Efendisi (s.a.v) Evet, Mal alırken, malın değerini düşürmemek; satarken de fahiş fiyat söylememek, İnanmış olan Mü’min tüccarların şiarı olmalıdır hüküm ve kural da budur zaten. Ticaretle iştigal edenlerin, en başta dürüst olmaları lazımdır. Vadeli alış verişlerde, tayin edilmiş ve yazılmış zaman gelip çatınca; gerçekten fakr-u zarureti söz konusu ise, alacaklınınborçlusunu fazla mağdur etmeden, şayet zamanında çıkmadıysa parası, alacaklıdan biraz müsaade almalı ve en kısa sürede, parasını denkleştirip ödemelidir. Ticaretin kurallarından belki de birkaç husustur bunlar, ama en önemlileri olduklarını unutmamak lazımdır.

Bakınız, Fudayl bin İyad (r. aleyhi), bir gün oğlunun, birine altın vermek için tartarken altının nakışları arasında kalan kiri silmeye çalıştığını gördü: Oğluna: “Oğlum bu yaptığın iş, bir Hac’ tan (nafile) ve iki umreden üstündür.” Buyurdu. Demek ki, bizden önceki Selefi Salihin, ticarette dürüst ve insaflı olma ahlakının en doruk noktasına çıkmışlardı ki; ondan dolayı da çok muvaffak olmuşlardı. Hem gönülleri, hem de cepleri zengindi, dürüst ve insaflı davranmalarından dolayı!

Hz. Ali (k.v) Efendimiz, Kufe çarşısında dolaşıp derdi ki: “Ey Müslümanlar! Az karı reddetmeyin, çok kardan mahrum olursunuz.” Abdurrahman İbn-i Avf (r.a)’e, “O büyük servetinin sebebi nedir? Diye sordular. Buyurdu ki, “Az karı reddetmedim.” Benden bir şey isteyeni reddetmedim, sermayesine sattım. Bir gün bin deve sattım. Diz bağlarından başka bir şey kazanmadım. Bu diz bağlarının her birinin değeri bir akçe idi. Her devenin bir günlük yemi olan birer akçe masrafından da kurtuldum. Böylece iki bin akçe kazandım.” (İ. Gazali/Kimya-yı Saadet)

İşte aza kanaat, böyle bir şey olsa gerek. Aza şükretmeyen, çoğa şükretmezmusibeti, insanların başına tamahkârlıktan dolayı nice sıkıntılar getirir. Ticaretle uğraşan İnsaf ve vicdan ehli olan her Müslümanın, ALLAH (c.c) ve Resulü’ nün (s.a.v) izin verdiği dairede, hareket ettikleri müddetçe bereket alırlar. Tersini yaptıkları takdirde ise, çok para kazansalar da, altı delik çuval gibi, üstten doldururlar, ama alttan da dökülür ve hayrını göremezler. Alış verişte insaflı olmanın ötesinde, yüce ALLAH’IN ikram ve bereketi vardır ki, bunu ancak “Yakin” ile inanmış olanlar anlar. Basiretleri bağlı olanlara bu hakikatler ne kadar anlatılsa da nafile…

Peygamberimiz (s.a.v)’in şu hadisi şerifi: “Ticarette, insanlara karşı İnsaflı ve vicdanlı davrananların; baki âlemdeki hallerini ne kadar da güzel tasvir etmektedir.” “Kıyamet gününde din hususunda kendine zulüm (yani hiçbir iyi amel işlememiş) etmiş birini getirirler. Defterlerinde hiç iyilik bulunmaz. Ona “Hiç iyilik işlemedin mi” diye soracaklar o da “Asla işlemedim.” Ancak kendi hizmetçime tembih ederdim ki, bana borcu olup da fakir olanlara mühlet verin, müsamaha yapın.” ALLAH: “Bu gün sende fakir, muhtaç ve çaresizsin. Bizde sana müsamaha edeceğiz.” Buyuracak ve o kimseye mağfiret edecektir.” (Buhari)Lakin Hadisi şerifte söz konusu olan tasvir; hiç kimse iyilik yapmasın, ibadet etmesin anlamına gelmemektedir. Bu sadece istisnai bir durum ve iç yüzünü bilemediğimiz bir konudur. Şartlar ne olursa olsun, bir Müslüman asla ve kata; ALLAH ve Resulü ’nün emirlerinikesinlikle es geçemez. Bu böyle biline! Rabbimiz! Ticaretle uğraşan cümle Müslümanlara, insaf, vicdan ve müsamaha nasip eylesin. Selam ve dua ile.