ASIL VE ÜSULÜYIKMAYA ÇALIŞAN AKIMLAR

09 / 05 / 2017

Öncüsü cühela takımından olan toplumların, toplulukların; revan oldukları yolun, güzergâhın sonu çıkmaz sokak olacağı muhakkaktır. Genelde İslam coğrafyasında, özelde ise ülkemizde, Müslümanların ahır ekseriyeti, İslam’ın asıl ve usulüne müracaat etmeden hareket ettiklerinden dolayı;ideolojik fikirlerin, ifrat ve tefrit kurallarının mahkumu haline gelmişlerdir!...

Özellikle ülkemize baktığımızda, Müslümanların cemaat adı altında onlarca şubelere ayrılmış olduklarını görmekteyiz. Her oluşum veya cemaat, sadece kendilerinin hak üzre olduklarını; kendilerinden olmayanların dalalet üzere olduklarına hüküm vermektedirler. Bu tıpkı Saadet asrından sonra meydana çıkan, siyasi ve tefriki fırkaların savunduklarının bir davamı niteliğindedir. Öyle ki, bu düşünceyi savunanlar, bazen karşı tarafı tekfir edecek kadar ileriye götürdüklerine şahit olmaktayız... Nasıl bir akla ve kimlere hizmet ettikleri muamma olan bu taifelerin çok olmaları; Müslümanlara fayda yerine zarar getirmekte, birde düşmanlarının ekmeğine yağ sürmekte ve büyük bir gafletin içerisindedirler…

Hal böyle olunca, Ümmet bilinci yerine; “biz ve onlar” gibi marazi düşünceler devreye girer ve oluşturulmakta olan söz konusu cemaatler, cemadata dönüşür, dolayısıyla Müslümanların maslahatına dair ne kadar yararlı ve müspet faaliyetler varsa, hepsi yok olup gider. Ümmet’in bu gün yaşamakta olduğu sürtüşmelerin, savaşların ve bölünmelerin temelinde; Müslümanların, “ASIL VE USUL” prensibinden uzakta yaşamaları,birde dinsiz imansız misyonerlerin yaydıkları telkinlerle birbirlerini bitirme noktasındaki gafletlerinin yattığını bilmemiz lazımdır…

Evet, İslam âlemi bu gün; cemadata dönüşmüş olanların yüzünden; bölünmüş durumdadır! İran’da Şiilik, Irak’ta Şiilik, Suriye’de baas rejimi ve Nusayrilik; Yemen’de hussiler, Afrika’da bokoharam çeteleri, dünyanın dört bir yanına serpiştirilmiş DAİŞ, bir tarafta ypg, beri tarafta pkk ve daha nice bölücü hareketlerin ardına düşen insanların, sözde hak ve özgürlük mücadelesi adı altında; tek çareyi silahta arayan milyonlarca genç, ömürlerinin baharında ve yarı yolda hayata veda etmektedirler, çok hazin…!?

Eğer, bu gün İslam coğrafyasında, kan gövdeyi götürüyorsa; bunun başlıca müsebbipleri yine biz Müslümanlarız. Şayet, çocuklarımıza temelde İslam dinine göre eğitim ve terbiye vermiş olsaydık; bu gün, böyle kangrenleşmiş, kronikleşmiş olan mevcut olumsuzlukları daha asgariye indirmiş olabilirdik. Fakat yapmadık, çocuklarımızı başıboş bıraktık; fitne ve şehvetin boy gösterdiği bir dönemde,  insan avına çıkmış imansız canavar karakterli tacirlerin acımasız tuzaklarına terk ettik. Tehlikenin farkına varınca da, çok geç olduğunu anladık ve dövündük ama nafile!.Ama ne çare, fidan gibi gencecik bedenler; İslam ile tanışamadıklarından dolayı, daha hayat ve yaşamın ne olduğunu sezmeden, hakikatle tanışmadan kabre girdiklerine şahit olmaktayız.

Müslümanların bu gün Ümmet olarak, söz konusu meseleler üzerinde çok ciddi ve hassasiyetle düşünmeleri gerekmektedir. Şiilik ve Sünnilik adı altında Ümmet tarumar edilmekte; batının şakşakçı ve yerli iş birlikçileri, batıl ideologların sapık fikirlerini genç dimağlara enjekte etmekle, bir nesli imansızlaştırmanın plan ve projelerini üretmekte olduklarını görmenin zamanı gelmiş ve geçmiştir...

Vakti zamanında, bir kısım insanlar, Seyyid Kutub’un yanına gelerek; Ekspres gazetesi, Times gazetesi, Daily Telgraph gazetesi; şöyle şöyle siyasi tahliller yapıyor diyorlardı. O da şu cevabı veriyordu: “Ben böyle siyasi tahliller istemiyorum. Ben siyasi tahlil ve yorumları Kur’an’dan alıyorum. Çünkü ben biliyorum ki bu gün, Müslümanların içine sürüklendikleri belaların çoğunun arkasında Yahudiler vardır. Bu bakımdan Yahudilerin tarihini Kur’an’dan takip ediyorum. Falan veya filan kişinin beyanatlarına ihtiyacım yoktur.” Diye o casus ve fitnecileri huzurdan yüz geri kovmuştur adeta.

Peki, bu gün sözde ilim ehli olduklarını ve her vesileyle bunu dile getirip ve insanların maslahatına (!) çare üretmek için çalıştıklarını; aslında haince İslam’ın birçok hükümlerini makaslayarak, İtikadi cinayetlere imza atacak kadar bel’amlaşan güruhu ne kadar tanıyor ve toplumu onların tuzaklarına karşı uyarıyor muyuz?? Bunlar yeri geldiği zaman, Şehid Seyyid Kutub ve benzeri İslam âlimlerinin fikirlerini ret eder, yeri geldiği zaman Müslümanlara yanaşır ve onları en can alıcı noktasından vurur; yeri geldiği zaman da Yahudi ve Hıristiyan Misyonerlerinin ağızlarıyla konuşurve gerçek Müslümanları karalamaya çalışırlar. Dikkat edelim ki, bu gün birçok akıma öncülük edenlerin,kendilerini sözde bilim veya ilim adamı (her kimlerin adamlarıysa bunlar) olarak takdim edip, ağızlarını eğip bükerek laf edebiyatı yapanların, Kur’an bizi bağlar deyip Sünnet-i saniyeye rivayet kültürü diyecek kadar zavallılaşanların, dahası birçok merdut fetva üretmekle; İslam’a ve Müslümanlara ne kadar zarar verdiklerini, samimi insanları cemaat diye kendi yanlarına aldıktan sonra da, onları birer cemadata dönüştürüp eriten Tevhid yoksunları; Müslümanların öncüleri, alimleri falan olamazlar!... Selam ve dua ile.