AŞK VARDIR

13 / 11 / 2017

  Aşk vardır, insanı insan eder! Aşk vardır dünyayı zindan eder. Aşk vardır, insanı serden eder; aşk vardır, insanı sırdan eder! Aşk vardır, insan deli eder; aşk vardır insanı, delil eder! Aşk vardır, insanı mecnun eder; aşk vardır insanı mesrur eder! Aşk vardır, insanı yoldan eder; aşk vardır, insanı dosttan eder!

  Aşk vardır, insanı arif eder; aşk vardır, insanı zarif eder. Aşk vardır, insanı selim eder; aşk vardır insanı teslim eder!... Aşk vardır, insanı candan eder; aşk vardır insanı handan eder!... Aşk vardır, insanı adam eder; aşk vardır, insanı âdem eder. Aşk vardır, hakka varır; aşk vardır, haktan sadır!...

  Ne güzel söylemiş derviş Yunus: “Gönül Çalab’ın tahtı/ Çalab gönül’ e baktı. İki cihan bedbahtı/ Kim gönül yıkar ise.” Hakiki Aşk, aşk-ı ilahidir; mayasını haktanalmayan her ismi aşk olan vurgunluk; nefsin ve enaniyetin birer zafiyeti ve gönül diyarının şehvet istilasına esir düşmesidir. Şehvet istilasına uğrayan gönüller, hak için çırpınmayı başaramazlar! Zira istila edilmiş diyarlarda, hürriyet katledilir; ruhlar tutsak olur, beyinler suni enjektelerle formatlanır; bedenler robotlaşırlar…

  İlahi aşkı bilmeyen bedbahtların nezdinde, aşk kelimesine; aşkla ilgisi olmayan manalar yüklenir, ve onların basiretleri şafak ufkuna karşı körelir, nihayetbu yola revan olan kimseler; şeytanın ve nefsin birer zebunu oluverirler… Bizim inanç ve idealimizde aşk; İbrahim’in sadakati, İsmail’in teslimiyeti ve Hacer anamızın sabır ve metaneti demektir.

  Evet, Aşk; “De ki: “Eğer (gerçekten) ALLAH’I seviyorsanız, bana tabi olun ki; ALLAH’DA sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın!” ALLAH çok bağışlayandır, pek merhametlidir.” (Al-i İmran/31)Düsturuna gönülden bağlanarak; muhabbet membaından kana kana içebilmektir.

  Ve Aşk, çağın tüm fitne ve tuzaklarından firar edip; tüm kınama ve dışlanmalarına aldırmadan, başı dik ve inandığı menzile varmak için; Nuh (a.s)’un necat gemisine binmeyi başarabilmektir. İşte aşk vardır, insanı ebediyen kurtarır; aşk vardır, insanın ebedi hayatını bitirir… Nuh (a.s)’’ un necat gemisine binmeyip de; medeti dağdan uman nasipsizler, hakiki aşktan ne anlasınlar ki?! Nihayet dağ da, ALLAH’IN yaratmış olduğu, hikmete mebni bir varlık değil midir?.

  Aşk vardır, Köleyi vezir eder; aşk vardır, veziri köle eder! Aşk vardır, zindanı medrese ve gülistan eder; aşk vardır, dünyayı çekilmez ve zindan eder… Aşk; yeri gelince İbrahim Ethem gibi, tahtı tacı bırakarak; vuslatın hasretiyle, firak-ı dar-ı dünyadan vaz geçebilmektir. Vurgunluk adına aşk; hangimizin gönül diyarına uğramadı ki? Her insanın aklını meşgul eden,madde veya mana odaklı; bir aşk hikâyesi mutlaka var olmuştur? Müspet veya menfi manada, herkesin kendisine göre aşkın bir mana ve tarifi vardır. Lakin gerçek aşk; insanın yaratanına ve onun eşsiz sanatına beslenen aşktır… Bunun dışında vuku bulan şeyler, suni ve suyun üzerinde yazılan yazılar gibidir. Suya yazılan yazılar, ufak bir dalgaya yenilmeye mahkûm olduğunu bilmeyen mi var?!

  Aşk; davadır, sevdadır, hedeftir, vatandır, uhuvvettir, Fütüvvettir! Aşk; fedakârlıktır, dost için firakı göze alabilmektir. Aşk; kararlılıktır, yılmamaktır, inandığı yolda tek başına kalsa da; “En uzun yol, atılan ilk adımla kısalır” inanç ve azimle hedefine doğru ilerleyebilmektir… Aşk; bazen imtihandır, beladır, musibettir; sıkıntıdır, darlık ve zorluktur, korkuve açlıktır, sürgün ve sefalettir bazen; aşk; başa gelene sabredebilmektir!...

  Aşk; gurbettir, sıladır, anadır, yardır, (yardan maksat dünyadaki geçici sevgilileri kastetmiyoruz), sevgidir aşk! Aşk; ilgidir, bilgidir, saygıdır… Aşk vardır, insanı sevginin, saygının, ilgi ve bilginin mutisi yapar; aşk vardır, insanı tüm bunlardan uzak tutar… TEMENNİ: “Aşkımız Rabbimize ve O’nun sevdiklerine olsun!... Selam ve dua ile. 13 Kasım 2017.