DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

08 / 03 / 2018

Umarız verilen tüm çabalar, suyun üzerine yazılan yazılar gibi olmayacaktır.” (N.Y)

 

  <<… Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi, onların sizin üzerinizde hakları vardır.>> (Veda hutbesinden) <<Muhammed’in (s.a.v) kadınlara ait hususlarda yaptığı mühim derecedeki değişiklikleri, hiçbir büyük kanun vaazı yapmamıştır. Diyor (Satnley Lone-Poole)

  Her yıl 8 mart dünya kadınlar günü vesilesiyle, dünya genelinde, konferanslar; konserler, oturumlar paneller ve TV programları tertiplenmektedir, güya dünya kadınlarının onuruna!.. Tabi kadını, kapitalist bir bakış açısıyla değerlendiren modernkapitalist zihniyet nezdinde; kadının, şeref, onur ve namusunun hiçbir değer ifade etmediği bilinmektedir aslında. Karun iştahlıların dünyasında kadın; varoşların süsü, vitrinlerin teşhirat mankeni, erkeklerin şehevi duygularını tatmin eden bir yaratık; fabrika tezgahlarına mahkum edilen bir robot, veya bazı bedevi zihniyetlilerin gözünde bir köle….!

  Kadının 364 gününü, kadınlık şerefve izzetini zindan ve kâbus haline getirenlerin; sadece yılın bir gününü, yani her yıl 8 Mart’ı, kandırmaca bir gün tahsis etmelerinin hince ve samimiyetsizce olduğunu bilmekte fayda vardır. Oysa ALLAH’IN! Efendimize (s.a.v) inzal buyurduğu yüce İslam dininin tarifine göre kadın: “İlk ana, ilk eş, iyi gün kötü gün dostu, Ehseni takvim üzere yaratılmış olan insanın dünyaya gelmesine vesile olan şerefli varlık; ALLAH’IN, erkeklere emanetettiğinadide emanetidir. Kadın, Namus, iffet ve hayânın sembol ismi diye en doruk makamda yerini alırken, bizimkiler (!) de kalkmış, batının batıl ve atıl kadın tarifleri üzerinden hareketle; kadına değer biçmeye gayret ediyorlar, ne kadar inandırıcı olur bu....?

  Neymiş efendim, bir tekstil fabrikasında ayaklanan kadınların direnişleri sonucu; birkısım kadınların öldürülmesi sonucunda, her yıl 8 Mart dünya kadınlar günü ilan edilmiş vs.. Bu gibi zihniyetle kadına değer biçmeye çalışanlar; kadına en büyük zararı verenlerdir aslında. Ya umumhanelerde kadını, bir mal gibi istifleyip; namus ve şerefini beş paralık eden, onurunu rencide eden namus düşmanlarına,reklamların üryan kuklası, kozmetik sektörünün vazgeçilmezi haline getiren modern YahudiFreud-ların,kadının kadınlık onuru üzerinde yaptıkları tahribatlara ne demeli?..

  Modern dinozorların yapmacık kadın tariflerine kahroluyorum şahsen ben. Bir Müslüman olarak, kadına bakış açımız ve yaklaşımımız; vahiy ve sünnet eksenlidir. İslam adı altında, kadını istismar eden modern İbn-i Übey-lere de prim vermeyecek kadar,olaya karşı aşina, ayık ve uyanığız Elhamdülillah!..

  Kapitalist sistemlerin geliştirdikleri projelerinden biri de kadın hakları ve özgürlükleri masallarıdır. Bu yalanlarına yaldızlı kılıflar giydirmek suretiyle, kadını; hak ettiği yerin uzağına ittiler. Şarkı, türkü, sinema salonlarına, tiyatro, bar ve pavyon sahnelerine varıncaya kadar; müstehcenliğin kirli kucağına itmekle, hem hürriyetini elinden aldılar, hem de kadınlık hukukuna ipotek koydular kadının!.. Müşrik Devletler; sömürülerini sürekli kılabilmek için “Çağdaş Kadın” masallarıyla bunu daima zinde tutmak için, korkunç bir propagandayla yaymaya muvaffak oldukları da bir gerçek. Kadının hak ve hukukunu suiistimal eden modern çağın kapitalistleri; “başta moda olmak üzere, kozmetik sanayii ve diğer israf yollarını sevimli gösterebilmek için çırpınır. Dururlar (M. Aktaş/Çağımızda kadın sh: 219) Yetmedi eğitim kurumlarında “Freudizm” alıp yürümüş; bu sapık felsefeye göre: “bir çocuk daha doğar doğmaz annesinin memesini şehvetle emermiş!...

  Bu derece iğrenç bir teoriyi ortaya atan bu Yahudi filozof ’un, eğitim kurumlarında “Büyük” insan diye tanıtılması; batının ve onun güdümünde olan devletlerin, kadının şahsiyetini ne denli rencide ettiklerinin en bariz göstergesi değil midir?.. Şimdi sormak lazım: “8 Mart dünya kadınlarına ne kazandırdı, neyi kaybettirdi diye muhasebe yapmanın zamanı gelmedi mi acaba?..

  Oysa İslam nizamında kadının yeri ve değeri tartışmasız bir biçimde korunmuş, ihlal edilmesi halinde ise gerekeli önlemler alınmıştır. Ama son bir asırdır, İslam’i yaşam biçiminin dışında tutulan kadın, beşeri düzenlerin kirli oyunlarına gelmiş ve hukuksuzluğun kirli pençelerine teslim edilmiştir. Kadına seçme ve seçilme hakkı vermekle, çalışıp hayatını kendin kazan sloganıyla, masa başında sadece memure etmekle; artı toplumun en savunmasız ve en mağduru haline, ve aile yuvasının yabancısı haline getirmekten başka kadına neyi verdiler ki?..

  “Daha Cumhuriyet’in ilk aylarında, Atatürk’ün Konya’daki konuşmasında kadınla ilgili düşüncelerini beyan etmesi; bugün kadın haklarından dem vuran hak ihlalcileri için büyük bir uyarı niteliğindedir: “Daha selametle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılma, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmi, ahlaki, iktisadi hayatta erkek şeriki, muavin ve müzahiri yapmak yoludur. Eğer kadınlarımız şer’in tavsiye dinin emrettiği bir kıyafetle, (Tesettürü kast etmiş olması gerek) faziletin icap ettiği tavru hareketle içimizde bulunur, Milet’in ilim, sanat, içtimaiyat hareketlerine iştirak ederse bu hali, emin olunuz Milet’in en mutaassıbı dahi takdirden men-i nefs edemez. Bilakis o halin aleyhinde söylenecek sözlere karşı, belki onu müteşebbislerinden daha fazla müdafii olur.” Bu da Kemalizm’in arkasına gizlenip yoldan çıkmış olanlara gitsin (M.H.P ve Kadın isimli kitapçıktan: sah:35)

  Evet, bugünün sözde feministlerinin kadın haklarını savunurken;onlara, 8 Martıdünya kadınlar gün olarak, armağan (!) edilen yapmacık günün aksine birde, yukarıda vermiş olduğumuz; Atatürk’ün Konya konuşması karşısında durup, bir kere aynaya bakmaları yeterlidir sanırım. Nihayet itibariyle, eğer dünya kadınları, kapitalistlerin kirli Mengenlerinden kurtulup, gerçek Hürriyetlerini elde etmek istiyorlarsa; tek kurtuluş yolu olan: “İslam’i bir kimlik ve İslam’i bir yaşam biçimine bürünmeleri, ve zaman kaybetmeden buna karar verip başlamaları lazımdır!.. Bu vesileyle, bir milat olarak 8 Mart’ın, dünya kadınlarının evrensel İslam şemsiyesi altında buluşmalarını ve çağlar üstü İslam nizamının içtimai hayatta hakim olması temennisiyle!...