DÜNYANIN İHTİŞAMIYLA ŞIMARANLARIN ACI SONU (I)

02 / 11 / 2017

Yeryüzünde, insanoğlunu şımartan etkenlerin başında kibir gelmektedir. Kibrine yediremediğinden dolayı, şeytan, Hz. Âdem’e secde etmemiş ve yaptığı zulmün acı sonuna da katlanmıştı… Karun’ un dünya malıyla şımararak; insanların kendisinden aşağı görüp, Musa (a.s)’a kafa tutması ve giydiği kibir elbisesi yüzünden, sonu acılarla, telinle bittiği de bilinen hakikatlerden… İnanoğlu’nun dünyada, en çok güvendiği malların, evlatların ve dünya ihtişamının; onun felaketini hazırladığından bihaberdir çoğu kere!...

  Makam ve mevkileriyle övünüp, insanlara tepeden bakan zavallıların akıbeti de;insanlık tarihi boyunca aynı olmuştur ve olmaya da devam edecektir… Unvanlarına, çok akıllı ve zeki oldukları sayesinde ulaştıklarını zannedenler; çok zeki olduklarından dolayı zengin oldukları zehabına kapılanlar, aşireti kalabalık oldukları için insanlara kafa tutanlar, lüks binekleri ve katları olduğu için diğer insanların dertleriyle dertlenmeyenlerin sonu da tatlı olmayacaktır… Kocaman arazileri olduğu halde zekât vermeyenler, üstüne üstlük birde sudan bahanelerle asılsız delil getirip kendi nefislerine zulüm edenlerin de sonu da karanlıkve acı olacaktır…

  Dünya ihtişamı, mal ve evlatlar, insanın aşireti, unvanı, kariyeri, diploması, makam ve mevkisi; hepsi kulluk imtihanının birer sonucu olarak verilmiş ki; yüce ALLAH insanları onlarla sımamaktadır… İşgal ettiği makamın hakkını vermediği halde, yetkisini kullanarak adam kayıran, işini düzgün yapmadan yaşayanların da sonu iyi bitmeyecektir… Bağ bahçeler, yazlık evler, bağ evleri, arıtılmış sular, çeşidi bol zengin sofralar; bir de bunların vermiş olduğu kibir, sahibi için felaketten başka bir şey getirmeyecektir…

  ALLAH’IN vermiş olduğu nimetlere şükür edeceğine, şımarmakla ölümü, ahireti, hesabı unutup kendine özel gözüyle bakanın sonunun bakın Kur’an’ıKerim nasıl tasvir etmektedir: “Onlara iki adamın misalini ver! Onlardan birisine iki üzüm bağı verdik. Her ikisinin de etrafını hurmalıklarla çevirdik ve aralarında da bir ekinlik yaptık. Her iki bahçe/ bağ da yemişlerini vermiş, ondan hiçbir şeyi eksik bırakmamış ve ikisinin arasından da bir ırmak fışkırtmıştık. Onun (başka) geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Ben malca senden daha zenginim ve nüfuzca/ adam sayısı bakımından da daha güçlüyüm.” (Kehf/32.33.34)

  Dünyanın ihtişam ve metaıyla şımarıp, ölüm ve ötesini hesaba katmayanların sonu; felaketlerle, acılarla, pişmanlıkla son bulacaktır. Tıpkı dün olduğu gibi, bu gün de yarın da; böyleydi, böyle olmaya devam edecektir. İnsanların, (yani hepimizin) “Salebe ve Karun’un; nasıl ki,makam, mevki, mal ve evlatlarıylaşımarıp insanları kendilerinden küçük gördüklerinden dolayı, güvendikleriyle birlikte; yerle yeksan oldukları gerçeğinden ibret almaları lazım değil midir?…

  Dünyaya çıplak ve ağlayarak gelen insanoğlu, yine çıplak ve hiçbir şey götürmeden (Salih ameller hariç) gideceğini bile bile; elindeki birkaç dünyalık akçenin vermiş olduğu sarhoşlukla; ne zamana kadar şımarmaya devam edecektir acaba?Üç günlük olan dünyalık ihtişamının vermiş olduğu kibir ve gurur yüzünden akıl ve istikametlerini kaybedenler, yollarını kaybedip ebedi hayatlarını rüzgârınesintisine savuran müflislerdir.

  Evet, yukarıdaki ayetlerde, Kur’an’ın misalini verdikleri iki adamın hali; bu günkü insanların içinde bulundukları durumuna ne kadar da çok benzemektedir… Peki, mal ve evlatça diğer arkadaşına karşı böbürlenen kişinin durumu ne oldu? İşte Kur’an’ı Kerim şöyle açıklamaktadır: “ “Kendi nefsine zulmedici olarak (büyük bir kibirle) bahçesine/bağına girdi ve dedi ki: “Buranın ebedi olarak yok olacağını sanmıyorum.” (Tıpkı Titanik gemisinin inkârcı sahibi gibi. Zira o da, bu gemiyi tanrı bile batıramaz deyip şımarmıştı da; daha ilk seferinde buz dağına çarpıp alabora olmuştu. İbret alanlar nerede?)Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülsem bile, (şüpheci olduğundan) şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç/akıbet bulurum.”

Kendisiyle konuşmakta olan arkadaşı ona dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir nutfe/damla sudan yaratan, sonra da seni bir adam şekline getiren (ALLAH’I) inkâr mı ettin?” (Kehf/ 35.36.37) Demek ki, insan şımardıkça, şımarıklığı onu inkâra kadar götürebilirmiş! Günümüzde bile, mal ve evlatça zengin olup da, diğer insanları küçümseyenlerin; dün at arabasını bulmakta güçlük çektiklerini unuttukları için, bu gün yüksek model arabalara sahip olduklarından dolayı, fakir kesime mensup insanların bindikleri arabayı ve oturdukları semti ve evlerini hor görenlerin; yukarıda ayetle misali verilmiş olan adamın durumuna ne kadar da çok benzemektedir… ALLAH muhafaza. Selam ve dua ile. 02 Kasım 2017