DÜNYANIN İHTİŞAMIYLA ŞIMARANLARIN ACI SONU (II)

07 / 11 / 2017

Evet, kendisine bağ, bahçe ve diğer birçok gelir verilmiş olan adam; bağ ve bahçelerinin güzellikve ihtişamını görünce, aklı başından gitti, yaratılışını ve yaratanını unutarak, inkâra kalkıştı… Dedi ki, ben kıyametin kopacağını da sanmıyorum! Aman ya Rabbi… Bu nasıl bir cehalet, bu nasıl nankörlük ve bu nasıl küfranı- nimettir! Kul için, yaratanını inkâr etmekten daha başka büyük günah, ne olabilir ki? Zira o (adam), bağ ve bahçenin gerçek sahibinin ALLAH olduğunu unutmakla, kendisinin acı sonunu ve felaketini hazırladığından habersizdi… Çünkü o, ve onun gibi düşünüp inanan herkes; felaket ve acı son olan hüsranı ziyadesiyle boyladılar!

  Hâlbuki onunla konuşan arkadaşı onu uyarmış ve ALLAH hakkındaki kötü zannından vaz geçmesini öğütlemişti de; ama o aldırmadı! “Şöyle diyordu arkadaşı: “Fakat o benim Rabbimdir. Ve ben Rabbime kimseyi ortak koşmam!” Bahçene/bağına girdiğin zaman “Maşaallah! Kuvvet ancak ALLAH’INDIR” demen gerekmez miydi? Her ne kadar beni malca ve evlatça kendinden daha az görüyorsan da! (Kehf/38,39) Nasihatlerin en güzeli, öğüt vermenin en kibar usulü bu olsa gerek. Yoldan çıkmış birini hidayet yoluna ve ALLAH’IN vahdaniyetine davet etmek! Peki, tüm çabalara rağmen, sapan kişi hidayet yolunu değil de, dalalet yolunu tercih ediyorsa ne olur? O zaman, hidayet ALLAH’TANDIR deyip, inandığımız yolda, değerlerimizi korumaya gayret ederek; yolumuza devam etmekle yükümlüyüz…

  Evet, mal ve evlatça;onu, kendisinden küçük gören adamın,nasihatlerdenanlamadığını ve hakikati önemsemediğini anlayınca şöyle söylüyordu: “Belki Rabbim bana, senin bahçenden daha hayırlısını verir ve onun (bağının) üzerine de gökten hesaplanmış bir felaket gönderir. Böylece kaygan/kupkuru bir toprak kesiliverir.” Yahut onun suyu çekilerek yok olur da, bir daha onu arayıp da bulmaya güç yetiremezsin.” (Kehf/40,41)

  Hak bela göndermez kul azmayınca kelamında olduğu gibi, kendisine emanet ve imtihan gereği verilmiş olan mal ve evlatlarıyla böbürlenen adamın, güvenip de yok olacağını sanmıyorum dediği kazancına bakın neler oldu: “Derken onun serveti (yok edici afetle) kuşatıldı. Bunun üzerine oraya harcadıklarından ötürü avuçlarını ovuşturmaya başladı. Orası (bağı), çardakları üzerinde yıkılıp kalmıştı ve diyordu ki: “Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım.” ALLAH’TAN başka ona yardım edecek bir fırka/topluluk da yoktu ve kendi kendine de yardımcı olamadı.” (Kehf/42,43)

  İşte, ALLAH’IN vermiş olduğu akıl ve iradeyi hakkın davası, hakkın yolunda yürümek için kullanmayanların acı sonu budur… Derviş Yunus’un deyimiyle: “Mal da yalan mülk de yalan/ Var biraz da sen oyalan! Mısralarında geçtiği gibi; mal ve evlatlarıyla böbürlenerek, ölümü, hesabı, mizanı ve sırat-ı hesaba katmayanların; belirli bir süre oyalandıktan sonra, tüm hesapları suya düşüm yok olacaktır! Kehf suresinde, Rabbimizin; bizim öğüt almamız için misalini verdiği adamdan ve zikrettiği ayetlerden, çokça mal ve mülk sahibi olan; bu günün Müslümanlarının büyük dersler çıkarması gerekmektedir… Zira, dünya fani, ölüm ani; hiç kimse şu dar-ı dünyada ebedi değildir… Ve dünyadaki hiçbir şeyde… Ebedi ve baki olan yalnız yüce ALLAH’IN zatıdır!... Birde kişinin önden gönderdiği Salih ameller, kişiye faydası olacaktır! Aşık ne de güzel söylemiştir: “Güvenme dünya malına, varislere kalır bir gün!... Rabbimiz! Cümle Ümmeti Muhammed’i (s.a.v) hak üzere birleştir ve Müslümanları, kazanamayacakları şeylerle sınama. Selam ve dua ile. 06 Kasım 2017.