DÜŞMAN OKLARININ KİME DÖNÜK OLDUĞUNU TAKİP EDELİM

01 / 01 / 2018

  Ahir zamanda yaşıyoruz. İslam âlemi ise, çok büyük belalarla musibetlerle sınanmaktadır! Müslümanlar, kendi düşmanlarının fasit amellerini taklit ettikleri günden bu güne; hiçbir zaman ve devirde iflah olamadılar. Bir taklit furyasıydı, esti bu topraklarda; onun esintisine kendini kaptıran toplumların aklı, yüz yıl sonra başına gelebildi ancak… Akılları başlarına geldiği zaman da, atlı Üsküdar’ı çoktan geçmişti. Şehirler yıkılmış, kütüphaneler talan edilmiş; kayda değer ne varsa, hepsi yok olmuştu!...

  Düşman her zamanki düşmandı, peki ya dost görünüp de düşmanlarla işbirliği yapıp; Müslümanlara kuyu kazanları nasıl tanımak gerekirdi? Gerçi, onları da, onların fasit amellerini yapa yapa, basiretimiz kapandığı için tanıyamaz olduk; çünkü Kerim Kitabımızın: “Kâfirler birbirlerinin dostları ve yardımcılardırlar. Eğer siz de öyle yapmaz, (Müminler olarak birbirinize dost olup yardımlaşmasanız) yeryüzünde büyük fitne ve fesat çıkar.” (Enfal/73) uyarı ve öğüdüne göre yaşamadığımızdan dolayı, ruhen fiziken, düşünce ve yaşantıda düşmanlarımızın istilasına uğradık!... İslam’a düşman olanlarla dost, Müslümanlara da arkamızı çevirdik…

  Şimdi düşünelim, Müslümanlar olarak; hakikatin neresindeyiz? Kimleri sevmekte ve niçin sevmekteyiz; kimlerle problemli ve niçin problemliyiz? İşlediğimiz ve yaptığımız her olumsuzluğumuza rağmen; düşmanlarımızın okları yine kimleri hedef almakta olduğuna hiç dikkat ettik mi??? Üç kere düşünelim ve bir kere de olsa sağlıklı bir cevap verelim! Düşmanlarımızın okları Müslümanlarımı hedef almakta, yoksa başkalarını mı? Cevap tek kelimeyle basittir: “Düşmanlarımızın okları, Müslümanları hedef almaktadır… Âcizane olarak, hemen her vesileyle dile getirmeye gayret ediyoruz, şöyle etrafımıza bir bakalım; iki tane Hıristiyan devletin birbirleriyle savaştıklarını gösterebilir miyiz? Hayır! Peki, neden sadece Müslümanlar onların gündeminde? İşte can alıcı noktası da tam burasıdır… 

  Çanakkale savaşında, bütün kefere dünyasının; Çanakkale boğazından üzerimize çullandıklarını ne çabuk unutuverdik? Keferenin yüzü, taktiği ve oyunu dün nasıl idiyse; bu gün de, yarın da aynı olacaktır. Ne ki, kefere daima aktörlerini ve senaryolarını değiştirmekle; sürekli yanıltma yollarına başvurmaktadır. Amerika’sı, İngiltere’si, Fransa’sı; Rus’u ve diğerlerinin tümü tek bir “Millettendirler” “Yani Küfür tek millettir” Ve İslam ve Müslümanlar söz konusu olduğunda, hemen çakal sürüsü gibi birleşir ve Müslümanların başına üşüşürler. İslam coğrafyasının şu anda, başta ABD olmak üzere batı emperyalizminin istila ve işgali altında değil midir? Biz birbirimizle uğraşalım, aklımızı başımıza almayalım; kefere bize barış (!) reçeteleri yazsın, özgürlük (!) türkülerini bestelesinler, oh ne ala!...

  Şimdi, düşmanınoynadığı oyunlara ve birleştirdikleri oklarının hangi tarafa doğru atıldığına ve İslam âleminin içinde bulunduğu duruma bir göz atalım… Oklar, kimlerden kimlere fırlatılmaktadır?… Sakın yanılmayın, ABD’nin tecavüzcü ve imansız Conilerini Irak’a davet edenlerin; şimdilerde, başlarını dövmekte olduklarını dünya âlem bilmektedir. 1995’ten beri; Irak petrolünün % 80 ABD’ye savaş giderleri olarak akıtılmaktadır. % 20’i ise tüm Irak’a! Ah ki ne ah! Neden? Çünkü ABD’nin onlara getirdiği o allı pullu Demokrasi şöleni vardı ya; işte o şölen sayesinde, Irakhürriyetine (!) kavuşunca, ne namus kaldı, ne de istikrar! Şimdi içimizden de birileri, Arap âleminin başına gelenlerin başımıza da gelmesini istedikleri kesindir… Lakin, ALLAH göstermesin olası bir düşman istilası; geride öyle enkazlar bırakır ki, onun altında hepimiz kalırız!

  İmam-ı Şafii (r.alh)’ye: “Fitnenin çok olduğu bir zaman da, hakkı tutanları nasıl tanırız veya anlarız, diye sorduklarında cevaben: “-Düşmanın okunu takip edin, o sizi hak ehline götürür, buyurmuştur. Şimdi, İmam-ı Şafii (r.alh)’nin bu veciz öğüdünden; her kesimden insanın, kenditarafına doğru çekeceği ve kendilerinin hak ehli olduklarını iddiaedecekleri kesindir! Lakin öyle değildir. Bunun da belirli kural ve kaideleri vardır her halde!... Kim ki Kur’an ve Sünnet çizgisi üzerindeyse, Müslümanları kardeş bilirse, Ümmet ve uhuvvet şuurunu canlandırmanın derdindeyse; Müslümanları Müslüman oldukları için sever ve kardeş bilirse, inkârcıları da İslam’a ve Müslümanlara düşman oldukları için onları sevmez, desteklemez ve asla güvenmezse; işte hak ehli olanlar onlardır… Bunun dışında, ideolojilere, ırkçılığa, batı taklitçiliğine, tefrikaya, bölücülüğe; İslam düşmanlarını sevmeye ve onlara benzemeye yelken açarsa; onlar ne kadar biz hak ehliyiz deseler de; nafile!... Vicdan ve basiret iki adil yargıçtır, onların sesine kulak verilirse; kimin nerede olduğu kendiliğinden anlaşılır. Selam ve dua ile