EMANETİN ZAYİ OLMASI KIYAMETİN KOPMASI DEMEKTİR

25 / 12 / 2017

  Emeviler döneminde, Kufe valisi olan Haccac-ı Zalim; emanete ehil olmadığı halde iş başına getirildiğinden dolayı; Müslümanların başına getirmediğini bırakmamıştı. Hatta bu gaddar insanın; Mekke ve Medine üzerine Askeri birliklerini gönderip, Mekke’yi ve Kâbe’yi mancınıklarla taşa tutturduğunu, Medine şehrini yağmaladığını; canavar askerlerinin daha nice rezaletler sergilediklerini, Tarih-i İbn-i Esir’de tafsilatıyla anlatmaktadır…

  Çünkü emanet, ehil olmayan bir zalimin eline düştüğünden dolayı; bunubir fırsatmış gibi adeta, acımasızca, insanlara korkuve acıdan başka hiçbir şey vermemişti! O zulüm süreci bir süre devam etse de, her şeyde olduğu gibi, onun da miadı dolunca, ömrü tamamladı ve başkaları nöbeti devraldılar... Ardından Hilafet makamına oturan Hz. Ömer bin Abdülaziz (r.a); gasp edilmiş olan her haklının hakkını, zalimden alıp sahiplerine tevdi etmek suretiyle, Müslümanlara yeniden, Hz. Ömer (r.a)ibn-i Hatab’ın devrini yaşatmıştı adeta! Adalet mekanizması yeniden rayına oturmuş, memlekette huzur doruğa ulaşmış ve insanlar rahat bir nefes almışlardı… Bu iyi ve güzel tablodan rahatsız olan o günün hortumcuve maceraperest kaçkınlarının uykusu kaçmış ve Halife Ömer bin Abdülaziz’i ortadan kaldırma planları yapmaya koyulmuşlardı… Ve iki buçuk yıl kısa, ama on yıllara bedel bir huzur ortamını sağladıktan ve Adalet mekanizmasını yeniden; işler hale getirdikten sonra, devletin içine sızmış olan, o günün hainleri tarafından zehirlenerek Şehid edilmişti.

  Ve emanet, yeniden ehil olmayan müsrif ve zorbaların eline düşmüş; inim inim inlemişti. Bazı dönemlerde ise, İslam coğrafyasının sınırları genişledikçe, tayin edilen eyalet Valilerinin birçoğu; keyfi uygulamalarla insanlara zulüm etmekten zevk alır hale gelmişlerdi. Zamanla, birçok yönetici “Yüce Rabbimizin Kerim Kitabımızdaki: “Şüphesiz ALLAH size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman da adaletle hükmetmenizi emrediyor… ALLAH bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ALLAH, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (Nisa/58) fermanını unutarak; kendi indi reyleriyle Ümmeti idare etme yoluna salık verdikleri için; insanlar arasında çıkan huzursuzluklardan dolayı, fitnelerdoğmuş, ve birbirlerinin kanını döker hale gelmişlerdi…

  Hiç şüphe yok ki, her zaman ve her dönemde; emanetin ehil olmayanlara tevdi edildiği toplumların; hem kıyametleri kopmuş, hem de kıyam ruhları devre dışı kalmakla fosilleşmişlerdir. Şöyle bir misal vermek gerekirse: “Cerrah olan doktorun kullandığı neşteri berberin eline, berberin kullandığı usturayı da cerrah doktoruneline vermek ne kadar yersiz ve münasebetsiz bir iş ise; emanetin ehil olmayanlara verilmesi de o kadar isabetsiz ve münasebetsizdir… İslam’ın egemen olduğu Asrısaadette baktığımızda, emanetin; ehil olmayanlara asla verilmediğini rahatlıkla görebiliriz. Ne zaman ki, Hülefa-i Raşiydin dönemi bitti; işte o zaman da Meliklerinkaranlık dönemlerininbaşlamasıyla birlikteemanet; istismarcılar arasında gidip gelmeye başladı, gah iyilerin eline, gah kötülerin eline düştü. Emaneti ehil olanlara tevdi edildiği zamanlarda ise; menfaatperest çevrelerin, sürekli içerden ve dışardan entrikalarla, İslam’i hükümlerle idare edilen Müslüman toplumlarınıhiçbir zaman rahat bırakmamışlardır.

  Emanetin zayi olduğu toplumlarda, insanların mesut ve huzurlu yaşadıkları hiçbir dönem ve zamandan bahsedilemez, çünkü öyle bir şey olmamıştır; hep korku ve fitnelerle çalkalanıp durmuş toplumlar. Çünkü, ehliyet ve liyakat sahibi olmadıkları halde iktidarı kapan muktedirler; insan fıtratına zıt ve ters olan beşeri tüzüklerle, ithal yasalarla, kanunlarla toplumları idare etmeye kalkıştıkları için; hiçbir zaman başarılı olamadıkları gibi, insanların beklentilerine de cevap verememişlerdir. Hâlbuki İslam’ın egemen olduğu toplumlarda; cepleri ve kasaları şişik olanlar değil, işin ehli, liyakatli ve emaneteihanet etmeyenler; iş başına getirilir. Kamu haklarına zarar verdikleri ve işgal ettikleri makamı kullanarak insanlara haksızlık edenlerin olduğu tespit edildiğinde ise; hemen azl edilir, görev ve makamlar ellerinden alınır. İşte böyle bir sistemin adı: İslam Nizamıdır. Bu gün Müslümanların öyle bir şansları yoktur ne yazık ki? Çünkü, demokrasi yasaları gereği, işin başındaki idareciler seçim zamanını kendileri belirlediklerinden dolayı, insanların böyle bir hakları kalmamıştır…

  “Onlar emanetlerine ve ahidlerine (verdikleri söze yemine, yetkilerine) riayet eden kimselerdir.” (Mearic/32) ilahi ferman gereği; şartlar ne olursa olsun, bir Müslüman hiçbir zaman, elinde bulundurduğu yetkileri, kötülük ve ma’siyet yolunda kullanamaz, kullanmamalıdır!... Tevdi edilen her iş, birer emanettir ve hesap gününde; herkes elinde bulundurduğu emanetten dolayı yargılanacaktır… Hz. Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: “Hz. Peygamber (s.a.v), bir gün topluluğa konuşuyordu.“Bir bedevi geldi ve kıyamet ne zaman kopacak diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.v)konuşmaya devam etti. Oradakilerden bir kısmı Hz. Peygamber (s.a.v), adamın dediğini işitti ve sorusundan hoşlanmadı (bu sebeple cevap vermedi) dedi, bir kısmı hayır adamın dediğini duymadı (bu sebeple cevap vermedi) dedi. Nihayet konuşmasını bitirdi, kıyametin ne zaman kopacağını soran kimse nerede dedi. Adam, “Benim ey ALLAH’IN Resulü! Dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) “Emanet zayi edildiği zaman kıyametin kopmasını bekle” buyurdu. Adam, “Emanet nasıl zayi edilir? Diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.v), “İŞLER, EHLİ OLMAYANLARA VERİLDİĞİ ZAMAN KIYAMETİN KOPMASINI BEKLE” BUYURDU. (Buhari, ilim. 59 hadis) Bu hadisi duyup bildikten sonra, içinde yaşadığımız toplumun durumuna ve emanetin kimlerin elinde can çekiştiğine dair, bir daha yeninden durum değerlendirmesi yapmamızın gerekli olduğu kaçınılmaz olsa gerek. Durum değerlendirmesi yapalım da, Umumi kıyamet kopmamış olsa da, toplumsalolarak kopan kıyametin neresinde olduğumuza bir bakalım!. Emanet nerelerde mahpus? Selam ve dua ile. 25 Aralık 2017