ESKİMEZ RAMAZANLARDAN HAFIZAMIZDA KALANLAR

19 / 06 / 2017

  “Bu ayda nazil oldu Hz. Kur’an/ Bu ayda açılır ebvabı cinan. Bu ayda kapanır ebvabı niran/ şevk ile diyelim ALLAHÜ EKBER! Beyitleri o günlerde; Ahmet Cemil Başaranoğlu ve Mahmut Küçükyılmaz hocalarımızla birlikte, Ramazan-ı Şerif’in son teravihinden sonra, veda gecesi adıyla tertiplediğimiz, unutulmaz anılarımızdandır…“

O yıllar, Ramazanlar bir başka şevk ve heyecan veriyordu insana! Ama gelin görün ki, Modernizm denilen heyulanın, mesafe kat etmesiyle birlikte; insanların, onu (moderniz mi) her getirisini baş tacı edinmeleri, manevi hayat üzerinde de çok büyük yaralar açtığı da ayrı bir dert yani! Ve önceleri İslam’a daha yakın olan toplumların, dine yabancılaşmalarına ve ecnebi kültürüne rağbet etmesine de sebep oldu ayrıca…

  Özellikle, 1980 sonrası Ramazanları, bu günkü Ramazanlarla kıyasladığımız da; manevi olarak arlarında uçurumlar kadar farkların olduğunu görmekteyiz. Nedeni ise, eskiden tüm imkânsızlıklara rağmen; özellikle kırsal kesimlerde yaşayan insanlarının, (o zamanlar köyde ikamet etmekteydik) Ramazan ayına karşı büyük derecede muhabbet ve saygıları vardı.İnsanlar, Ramazan ayının yolunu adeta, çok sevdikleri bir yakınlarının yolunu bekler gibi gözlemekteydiler. Belki insanların pek İslam’i bilgileri yoktu bu doğru; lakin tüm o bilgisizliklerine rağmen samimi ve candan idiler… Kadir kıymet vardı ve toplumda, aksakallı insanların sözleri geçerliydi!

O zamanlar şehirleri pek bilmezdik lakin, Ramazan ayında, köy postası,ikindi vaktinde köy meydanında yolcuları indirirken; şoför Hacı İzzeddin amcanın ve bazı yolcuların; bu gün Urfa da açıkta oruç yediği için birisinin, çarşı esnafı tarafından domateslerle darp edildiğio güzel anlatımlarını, aradan geçen bunca zaman rağmen unutamadığımız anılardandır…

  Oysa bu gün, insanlarınbir kesimi, hiç kimseden çekinmeden, utanmadan, ar hayâ duymadan; açıkta ve hem de çarşılarda, sigarasını tüttürmekten, dürümünü ısırmaktan ve kafasına suy şişesini dikmekten çekinmemektedirler. Bir toplumda, açıklık saçıklık, müstehcenlik, kuralsız yaşamak ve dine zıt yaşama; devletçe serbest bırakılıyorsa (ki yaşadığımız toplumda bu revaçta) o toplumda, Dine hürmeti olmayanlar, mütedeyyin Müslümanlara karşı edepli ve terbiyeli davranırlar mı?!

  Çünkü Laik Demokratik sistemlerde, özgürlük adı altında insanların önü bırakıldığı için; Liberalleşme virüsü kangren gibi yayılmakta ve dine karşı büyük bir saygısızlık ön plana çıkmaktadır. Tabi, bu gün bizim Demokratik Laik sistemden; insanların sokakta ve çarşıda aleni oruç yemelerini yasaklamasına dair bir beklentimiz yoktur, çünkü mevcut anayasada bunu men edecek her hangi bir madde bulunmamaktadır. Demokrasi denilen yabancı veledin kuralları, sadece ve sadece bir zümre için geçerlidir.

  Şöyle bir kısa nakledilir eski zamanlardan; Basra çarşısın da dükkânı olan bir Yahudi, çocuğunun dışarıda bir şeyler yediğini görür, çocuğunu içeri alır ve adam akıllı bir güzel haklar… Der ki, bak yavrum, her ne kadar biz oruç tutmuyorsak da, bu ay Müslümanların kutsal ayıdır, onun için bizim onların bu ayına hürmet etmemiz ve açıktan onların niyetlerini zedelememek için yemek yememeliyiz diye bir de nasihat eder. Tabiri caizse bu gün, Müslümanların inançlarına karşısaygılı olan o eski Yahudileri bile arar olduk!Oysa günümüzde, bizde Müslümanız diyen sahtekârve riyakâr bir çoğunluk; o Yahudi’nin Müslümanların Ramazan ayına gösterdiği duyarlılığı ve hürmeti göstermiyorlar, hata alay edercesine çarşı Pazar demeden açıkta aleni yiyip içmekten hiç mi hiç çekinmiyorlar. Ya nereden nereye?

  Evet, eskiden Ramazan ayıyla ilgili hafızamızda kalan bir diğer husus da; kıt kanaat geçinen insanların bile, kendi hallerinden şikâyet etmemeleri ve yerine göre de cömertlik ve diğerkâmlık göstermeleriydi. Her köyde Cami olmadığından dolayı, birçok köyün sakinleri, Ramazan ayına mahsus olmak üzere; özellikle doğu Anadolu’dan gelen medrese talebelerini ücretle tutarlardı ki, onlara Ramazan ayı boyunca onlara hem Namazı kıldırırlardı, hem de, onlara dinleri konusunda bilmediklerini öğretirlerdi. Hata 1986 ile 1993 arasındaki yıllarda; bendeniz bile, beş yıl değişik yerlerde Ramazan ayında fahri İmamlık yaptığım için, bunun ne kadar etkili ve faydalı olduğunu hatırlamaktayım.

  Peki, bu gün o eskimez Ramazanlardan eser var mı sizce? Bolluğun had safhada olduğu ve lüks iftar sofralarının nam saldığı; zenginlerin davet edilip, fakirlerin dışlandığı günümüz dünyasında, insanların birbirlerine merhamet etme duygularını köreltmedi mi?. İstisnalar hariç ama, genel manada manzara budur!... Hayırlı iftarlar, Selam ve dua ile. 19 Haziran 2017/ 24 Ramazan 1438