Fikirleri bozuk olanların zikirlerine kanmayınız

14 / 02 / 2017

Yaşadığımız ülkede,  1990’lardan bu güne; özellikle üniversitelerde, sözde yüksel tahsil görmüş bazı çevrelerden bir güruhun, maksatlı ve gayelerle Müslümanların inanlarıyla uğraştıkları bilinen bir gerçektir. Söz konusu güruhun, Akademisyen, Bürokrat, Siyasetçi veya başka her hangi bir unvana sahip olması; onların bu gibi kirli işlerle uğraşmalarının önünde herhangi bir engel teşkil etmiyordu... Çünkü memlekete o kadar kimyası, mayası ve genetiği bozuk kişiler türemişti ki; bu bozuklar güruhu, önce Sünnete sonra Kur’an’a karşı amansız bir cinayet savaşına girdiler adeta!. Yani, önce Sünnet ’in rivayetle geldiğinden dolayı itibar edilemeyeceğini şeytani delillerle anlatmaya çalışıp insanların kafalarını karıştırdılar; sonra da sırayı Kur’an ayetlerine getirip, aslında Kur’an’ın da bir rivayet ekibi tarafından bize intikal ettiğinden dolayı, onunda iyice süzgeçten geçirilmesi gerektiğini, her vesileyle direkt veya endirekt olarak dile getirmekten hiç çekinmediler! Vay hınzırlar sürüsü vay!

  Etraflarındaki şakşakçıların çoğalmasıyla, adeta çılgına dönen söz konusu bu zer-zevat; öyle aşırılığa koştular ki, adeta birilerinin Truva atları oluverdiler… Zamanla bazıları, yoldan öyle saptılar ki, karı kızlarla âlem yapmakta hiçbir besi görmeyip haramzade, bir kısmı da göbekleriyle dışarıdaki finansmancı babacıklarına bağlandılar. Bir kısmı da hali hazırda, toplum tarafından alay konusu olmuş vaziyette rezil-u rüsva durumdadırlar. Fikirleri bozuk olanın zikirleri de göstermelik olur. Bunlar yerine göre Müslüman, yerine göre Münafık, yerine göre din kisvesi altında Âlim; yerine göre vatansever (!) ve yerine göre de Hakkı savunan müdafiler oluverirler… Ama asla ve kata samimi değildirler. Yanardönerdiler, bukalemun gibi renkten renge girer ve fırsatı kolladıkları yerde akrep gibi sokarlar. Bunlar adeta zehirli yılanlar gibi tehlikeli ve acımasızdırlar.

  Şu sıralar, durumları hiç de iyi değildir, çünkü yavaş yavaş kafileleri dağılmaya yüz tutmuş ve yalnızlığa itilmeyle yüz yüzedirler. Ne o eski ihtişamları vardır, ne de o eski kariyerleri… Kenger sapları gibi o kadar hafif olmuşlar ki, esen ani ve en ufak bir rüzgârla hemen yerlerinden savruluyorlar… Ne oldukları gibi göründüler, ne de göründükleri gibi oldular. Sureti haktan görünüp, ihanet üstüne ihanet; suçüstüne suç işlediler… Sultan Abdülhamid Hanın tahtan indirilmesinden bu güne; bunlar, ihanetlerine ara vermeden devam ettiler. Tam bir asırdır, bu topraklar üzerinde; değişik isimler adı altında faaliyet gösterip, insanları birbirlerine kırdırdılar. Akan kanlardan beslendiler, başkalarının gözyaşlarından zevk aldılar; hiç acımadılar, yiyip içtikleri kapıları balyozlarla kırmaktan hiç çekinmediler… Düşmanlarımızla birlik olup, varlığımıza kastettiler.

  Kimi zaman din adına, kimi zaman elleri silahlı çeteler gibi; kimi zaman da masumane rollerle (!) münzevi (!) bir edayla çıktılar meydanlara! Evet, fikirleri bozuktu, zikirleri de sözdeydi; özde hiçbir şeyleri zaten yoktu. Tabakalar halinde değişik makyajlarla hareket ettikleri için, insanlar onların gerçek yüzlerini tanıyamadılar ve kimi masum bazı kitleler de onların yakmış oldukları fitne ateşinde yanıp yok oldular…

  İnsanları kutuplaştırdılar, fırkalara ayırdılar, kırdırdılar; öldürttüler, başkalarının zarar ve ziyanı üzerinde saltanat kurmayı hedeflediler! Başka insanların aç, sefil, perişan ve yurtlarından sürgün olmaları onları hiç ilgilendirmedi; onları sadece kendi kasa ve keselerini, birde namı hesaplarına çalıştıkları dışarıdaki babacıklarının mutluluğu ilgilendiriyordu. Eh…. Etme bulma dünyadır bu, kimseye kalmaz tabi. Bu gün bana ise, yarın kesin sanadır bilmek gerek; sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir.

  Bunu her vesileyle, dile getiriyorduk ki; Ülkemizde ve İslam coğrafyasında, meydana gelen tüm zararlı oluşumların batı ve ABD menşeli olduklarını bilmemiz lazımdır diye! Kâfir devletler ve milletler; silahla yapamadıklarını, devreye palyaço adamlarını sokmakla, başarmaya çalışmışlardır hep… Bu gün yeryüzünde ne kadar terör örgütleri ve yasadışı oluşumlar varsa; ellerindeki bunca silahları ve maddi imkânları nereden temin etmektedirler sizce? Acaba? Adamlar devlet değil bir şey değil? Düşünmek gerek. Bazıları kusura bakmasınlar ama, bazı çevreler sırf birilerini sevmediklerinden dolayı; karşı görüşün varsa haklı yön ve yanları, asla söyleme erdemliğini gösteremiyorlar… Bu çok yanlış ve kısır bir düşünce tarzıdır. Hâlbuki Hak kimden sadır olursa olsun kabullenmek, haktır! İşte bu gün, bu tür şeyleri bilen kesim arasında böyle arızalı ve kısır bir alışkanlık vardır ki; asla tasvip edilemez. Evet, fikirleri bozuk olanların zikirlerine kanmayınız dedik; galiba daha defalarca, Münafikun suresini okumamız lazımdır, hem de tefsiriyle birlikte!

Selam ve dua ile…