GÖNÜLLER ÜLKESİNİ FETH EDEBİLMEK

15 / 03 / 2018

Kâinatın mayası, sevgi ile muhabbet/ İnsan için sevgidir, cihanda en ali devlet!

Bedbahtlığın büyüğü, toprağa nefret ile kin ekmek/ Ve oturup mahsulün iyisini beklemek! (N.Y)

  Gönülleri feth etmeyi başaramayanlar, tüm dünyayı feth etseler dahi; geride bırakacakları eserlerinin ömrü, suyun üzerinde yazılan yazılar kadar olacaktır! Zira, dünyadaki kalıcı tüm fetihlerin yolu; insanların gönül ülkesini feth etmekten geçer… Bu da; insana sevgi, saygı ve ilgi ile mümkündür. İnsana; sevgi, saygı ve ilgi ile yaklaşamayanlar; ilim ve irfandan sınıfta kalanlardır. Müslüman; Müminlere karşı toprak kadar mütevazı; hakka düşmanlık edenlere karşı ise kale gibi muhkem, kalkan kadarda sert olan Çelebidir. 

  Yaşadığımız modern zaman diliminde, gerçek manadaki; aşk ve sevdanın,sevgi ve saygının, ilgi ve alkanın şeklide değişti, değiştirildi… İçi boşaltılmış kelimeler, yapmacık gülüşler ve sahte hürmetler almış başını yürümüş. Para ve pul sahiplerine beslenen saygı, fakir ve gurebanın semtine uğramaz oldu neredeyse! Lakin bilinmelidir ki, karşılıkbeklemeden beslenen sevginin, hak namına yapılan ikramın; insanların gönül ülkesini feth edebilmek için sarf edilen çaba ve gayretin, parasal olarak,yeryüzünde hiçbir fiyatve karşılığı yoktur, zaten hiçbir zaman da olmadı…

  Bizden önceki asırlarda yaşayan gönül erleri, tüm çaba ve gayretlerini; öncelikli olarak insanların gönül ülkesini feth etmek için harcadıkları için, insanların gönlüne girmeyi başarabildiler. Çünkü onlar; gönül ülkesi feth edilmiş insandan; kötülük değil iyilik, ihanet değil sadakat, kin değil sevgi ve saygı sadır olacağını biliyorlardı… Günümüzde, Müslümanlar olarak belki de sınavını kaybettiğimiz en önemli şey; insanların gönül ülkesini feth etmeyi başaramadığımızdır… Bil ki, gönüller ülkesi feth olunmuş olan bireylerden, sadık toplumlar; sadık toplumdan da Adaletli devlet mekanizması ve adil idareciler meydana gelir…

  “Hz. Mevlana ne güzel ifade buyurmuş: “Öldükten sonra bizim mezarımızı yeryüzünde aramayınız. Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.” Evet, hayattayken insanların gönüllerini feth etmeyi başarabilenler; öldükten sonra da, insanlar onları daima hayır ve iyilikle yâd ederler… Bakmaz mıyız, Hz. Veysel Karani, ölümünün üzerinden on dört asır geçmesine rağmen; insanlar onu hala ilk günkü gibi sever ve hayırla yâd ederler. Çünkü o, insanların gönül ülkesini feth etmeyi başaran gönül ülkesinin mümtaz bir fatihiydi.

  Hz. Üveys el-Karani’nin; dünyevi olarak mal varlığı, köşe başı arsaları, arkasında at koşturan kalabalık adamları, korumaları, lüks şatoları, fabrikaları falan olmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Peki, öyleyse Hz. Üveys’i; Hz. PEYGAMBERE (s.a.v)’e dost, Tabiinin ulusu, gönüller diyarının fatihi ve Sultanı yapan neydi? Evet, gönül ülkesinin fethi, ilkin kişinin kendisinden başlar. Kişi kendi “ene” sini yendikten sonra; bilgi, sevgi,saygı ve ilginin, ilim irfan ve marifetin yön verdiği bir istikamete doğru yol almayı başarabilirse; düşmanları dahi onun hakkında adil konuşmaya başlarlar.

  Düşmanları dahi, haklarında adil konuşacak olan gönül erlerinin; dostları onlar hakkında hiç kötü konuşabilirler mi? Asla ve kat’a… “Hz. Ali Efendimiz (k.v)’nin: “Öyle sadık ve dürüst olunuz ki, öldüğünüz zaman; düşmanlarınız dahi sizin için ağlasınlar.” Buyurması; bize gönül erleri olabilmemiz adına, ne kadar da güzel bir yol göstermektedir!... Evet, bu günün Avrupa ve Amerika’sına baktığımızda; dünyaya ve insanlığın gönlüne, kin ve nefretten başka bir şey ekmediklerini görmekteyiz. Şiddet, tahakküm, zorbalık, savaş ve katliamlarla isimleri anılan ve anılanve bilinen batı; hiçbir zaman iyilikle anılmayacağı kesindir.

  Çünkü onlar yani batılılar, sevgi ve merhamet yerine, kin nefret ve şiddeti seçtikleri için; saltanatlarını da şiddet ve tahakküm üzerine kurmuşlar! Girdikleri her ülkeye, savaş ölüm ve katliam götürdüklerinden dolayı; insanlığın gönül mahkemesinde ebediyen mahkûm olacaklardır… Rüzgâr eken, fırtına biçer misalinde olduğu gibi; İnsanlık ve dünya, sevgi ve adaletle kaim olur ancak! Bu günün batı Medeniyeti denilen varlık, aslında canavar ruhlu bir edeniyettir! Çünkü batı, hiçbir zaman uygar ve medeni olmadı. Onları taklit edip ve onlara benzeyen her kim varsa, onlarda onlar gibi daima kötülükleriyle anılacaklardır… Unutmayalım ki, sevgi parayla satın alınabilecek bir meta değildir. Bu dünyada sevgi ve muhabbet ekenler, her iki dünyanın da en mesut ve bahtiyarları olacaklardır… Dünyanın fethinden önce, gönüller ülkesini feth edebilmemiz temennisiyle… Selam ve dua ile.